Seçim, e-kampanyalar

Türkiye'nin ilk internet bağlantısı 12 Nisan 1993'te gerçekleştirildi. 14 yıl sonra yine bir Nisan ayında bu alanda başka bir ilke daha imza atıldı ve e-muhtıra diye bir kavram doğdu. Bir anda askeri müdahele için en kestirme yol sanal alem oluverdi.
Haber: GÖKHAN YÜCEL / Arşivi

Türkiye'nin ilk internet bağlantısı 12 Nisan 1993'te gerçekleştirildi. 14 yıl sonra yine bir Nisan ayında bu alanda başka bir ilke daha imza atıldı ve e-muhtıra diye bir kavram doğdu. Bir anda askeri müdahele için en kestirme yol sanal alem oluverdi. Böylelikle, 27 Nisan'dan sonra bir ADSL bağlantısı uzaklığındaki 'kesintisiz', 'limitsiz' ve 'kablosuz' askeri müdahale iletişimi devrinde yaşamaya başladık.
Ülkemizde 2000 yılında, iki milyon internet kullanıcısı vardı. Bugün ise bu sayı 20 milyon sınırında. Demek ki nüfusun neredeyse dörtte biri internete erişebiliyor. Türkiye'de 21 milyona varan "messenger" kullanıcı hesabı ve 15 milyona yakın "hotmail" uzantılı e-posta adresi bulunuyor. Eldeki veriler küresel istatistiklerle karşılaştırıldığında devede pire gözükebilir. Nitekim tüm dünyada 1 milyardan fazla internet kullanıcısı var. Küresel bilişim ağında 400 milyon bilgisayar, 120 milyon alan adı, 110 milyon web ve 90 milyon blog yer alıyor. Asıl ilginç nokta şu ki, Türkiye'nin, tüm ülkeler arasında kullanıcı sayısı dikkate alınarak yapılacak bir sıralamada çok yakında ilk 10'a girmesine kesin gözüyle bakılıyor. İyi ama, ya ülkemizin bilgi toplumu görüntüsünden çok uzak olmakla, devasa bir internet kullanıcısı potansiyeline sahip olması arasındaki uçurum daha da derinleşirse...
Halkımız sanal alemi ilk zamanlarda bir lüks olarak görüyordu. İleriki yıllarda hızla gelişen bu yeniliğin bir zaruret olduğu fikrini benimsedi. Birçok şeyle olduğu gibi internetle de bir tür âşık-maşuk ilişkisi kuruverdi. Son rakamlar itibarıyla ADSL kullanıcısı sayısı 3.5 milyon ve kullanıcılarının 300 binini kurumsal aboneler oluşturuyor. Buna ilave olarak 500 bin civarında dial-up'la bağlanan kullanıcı olduğu tahmin ediliyor. ADSL bağlantısına sahip okulların sayısı da 23 bine yaklaştı. 50 bin civarında ise kablo tv şebekesi üzerinden erişim sağlayan abone var. Türkiye'de "tr" uzantılı web sayısı 90 bini aşarken, com, org ve net uzantılı weblerle birlikte internette Türkiye kaynaklı alan adının 600 bin civarında olduğu hesaplanıyor. İnternete bağlı bilgisayar sayısı ise 750 bine ulaştı.
Bu bağlamda, internet kullanıcılarının siyasi profilleri konusunda hâlâ çok az şey biliyoruz. Prof. Dr. Yılmaz Esmer tarafından yürütülen ve ekolay.net ile Bilişim Sanayicileri Derneği'nin (TÜBİSAD) desteğiyle yapılan "İnternet ve Bilişim Teknolojileri: Davranışlar, Tutumlar ve Değerler" başlıklı araştırmanın geçen ay açıklanan sonuçları önemli verileri gün ışığına çıkardı. Siyasal görüşleri sol, orta ve sağ olarak üçe ayıran araştırmada solcuların internete daha ilgili olduğu belirlendi. Kendisini sol olarak tanımlayan internet kullanıcısı deneklerin oranı yüzde 53 iken, sağ olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 26 olarak kaldı. Araştırmaya göre, AKP'lilerin yüzde 24'ü, CHP'lilerin yüzde 64'ü internete bağlanıyor. Diğer bazı çarpıcı bulgulara gelince; 15 yaş üzeri her 10 öğrenciden 9'u bir kez de olsa internete girmiş. AB'ye güven duyan internet kullanıcılarının yüzde 28 ile internet kullanmayanlardaki yüzde 33 oranının gerisinde kaldığını görüyoruz.
İnternetin hızlanması ve yaygınlaşmasına bağlı olarak, siyasal kampanya ve propaganda sırasında kullanımının önemi son zamanlarda perçinlendi. ABD'de 2000 yılındaki başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi kampanya lideri Larry Purpuro, e-tren adlı bir yöntemle günde 150 değişik mesajı bir milyon oyverene göndermeyi başarmıştı. 2004 seçimlerinde ise siyasal danışmanlık alanındaki internet gurularından Phil Noble, Demokrat Parti adayı Senatör Kerry için internet üzerinden 220 milyon dolarlık bağış topladı. ABD'deki son başkanlık seçimlerinde internet kullanıcısı 110 milyon insanın yüzde 12'si her gün seçimle ilgili bir e-posta göndermiş ve yaşı 25'in altında olan genç kesim interneti bir haber kaynağı olarak televizyon ve yazılı basından daha güvenilir bulmuştu.
Gelelim Fransa'daki 2007 başkanlık seçimlerine. Nicolas Sarkozy'nin yakın takipçisi olan Ségolène Royal seçim bütçesinin yüzde 10'unu (2 milyon avro) internet tanıtımına ayırdı. Görüntülü internet yayıncılığının tüm nimetlerinden faydalanıldı. Ekim 2006'da 1.5 milyon Fransız blog ve websitelerde seçimle ilgili araştırma yaparken, bu sayı Mart 2007'de 6 milyonu buldu. Adayların websiteleri ciddi birer vitrin olarak kullanıldı. Sarkozy resmi sitesinde 270 bin kayıtlı taraftara sahipken, Royal e-militan adını verdiği sadece 60 bin kişi toplayabilmişti.
Riskli
Türkiye'deki gelişmeler ve kullanıcı sayısındaki patlama ışığında interneti artık çok önemli bir siyasi kampanya aracı olarak görmek şaşırtıcı olmamalıydı. Ancak durum böyle değil. Bunun sebeplerinden bir tanesi internetin reklam verenlerin gözünde halen riskli bir alan olmasıdır. Diğer bir sebep alışkanlıkları terk edemiyor olmaları. Haliyle reklam pazarı ve planlaması da gelişemiyor. Unutmamalı ki, Türkiye'deki toplam reklam harcamaları bütçesi yaklaşık 3 milyar dolar ve internetteki reklam harcamaları bu rakamın 150'de 1'lik kısmını oluşturuyor. Oysa, internet reklamlarının genel reklam harcamalarındaki payının dünya ortalaması yüzde 5.8 iken, bu oran ABD'de yüzde 7.8'e, İngiltere'de ise yüzde 11.4 e kadar çıkıyor. Yüzde 11.4'lük payın değeri 5 milyar dolar. Bu payın içinde doğrudan ve dolaylı siyasetle ilişkili içerik önemli bir yer tutuyor.
Kim seçim kampanyalarında alışılagelmiş meydan mitinglerinden, seçim otobüslerinden, kolları sıvanmış gömleklerden, akıtılan terden, nutuklardan, alkışlardan, bayraklardan, seçim şarkılarından, stadyum konserlerinden, kahve toplantılarından vazgeçebilir?.. Merak ediyorum siyasal partilerimiz e-kampanyalarına genel bütçelerinde ne kadar yer ayırdı? Retoriksel biçimde sorduğum sadece çeşitli resim, slogan veya hareketli sunumların internet sitelerine belirli bir reklam ücreti karşılığı yerleştirilmesi değil. Televizyon propagandasının Yüksek Seçim Kurulu'nca yasaklandığı şu günlerde internetin seçmenlere erişim yolu olarak kullanılması için harcanan kaynakları ve yeni fikirleri kastediyorum.
Sınırlı imkanlarla da olsa, interneti bu tür yenilikçi anlayışla ve hakkını vererek kullananlar da var. En iyi örnek sol bağımsız adaylardan Baskın Oran. Şüphesiz Baskınizm için internet vazgeçilmez bir araç. Prof. Oran'ın 'Seçilmeye yetecek kadar değil, bu düzenin tıkandığını gösterecek kadar çok oy alacağız' diye haykırdığı, rengarenkliğe, çoksesliliğe, ezber bozuculuğa göndermeler yapan web sitelerine kayıtsız kalmak mümkün mü? www.baskinoran.com, baskinoran.net. Peki ya onun bu kararlı duruşuna 'Baskın Oran Kürsüye, Üçlü Çektir Meclise' şeklinde destek vererek, işaret ettiği siyasi tıkanıklığı yerden yere vuran e-heccavlara ne demeli? www.baskinoran.blogcu.com. Size bir örnek daha; Abdurrahman Boztaş. 'Biz fırıldak değiliz' sloganıyla Adana'dan bağımsız, bağlantısız 'milletvekilimiz-adayımız'ın tanıtım filmi Youtube'da 235 bin kez izlenmiş. İster gülün, ister ağlayın, ister de ciddiye alın ve oy verin. Ama Boztaş da dahil bağımsız adaylarımız imkanlar dahilinde internetten hakkıyla yararlanarak, Baskın Oran'ın tabiriyle iletişimsel 'ezber bozuculuk' görevini en iyi şekilde yerine getirdiler. Bu kamuoyu duyarlılığının oy avcılığı karşısındaki tarihi zaferidir.
Son olarak, seçim arifesinde son derece faydalı bulduğum iki web sitesini tanıtmak istiyorum. Madem oy lafı geçti. İlki www.bilinclioy.com. Bu adreste, 2002 genel seçimleri ve 2004 il genel meclisi seçimlerinde ortaya çıkan dağılımlar kullanılarak hazırlanan 2007 seçim sonuçlarıyla ilgili detaylı bir analiz modülü mevcut. Bol bol tahmin yapabilir ve alternatif hükümet formülleri üzerine kafa yorabilirsiniz. Diğeri ise bir grup genç akademisyenin son derece keyifli yazılar kaleme aldıkları bir adres: www.yenisoz.net. Aykırı, alternatif, provokatif, zekice, yaratıcı, komik ve düşündürücü...Alın size blogdan bir yazı başlığı; 'Yarı-Genelkurmay Başkanlığı Sistemi'. Devamı Yenisöz'de...

GÖKHAN YÜCEL: Oxford Üni., doktora