Selülit savaşları

Elimizin altında kayan cildimizin hemen altındaki yağ küreciklerinden oluşan gevşek astarımız... Biz kadınlar buna selülit diyoruz ve ondan nefret ediyoruz. Oysa bu gevşek ve esnek astar tüm kadınlarda ilk gençlik ve hatta bazı çalışmalara göre çocukluk yaşlarından itibaren olan bir şey.
Haber: FERİDE CİHAN GÖKTAN / Arşivi

Elimizin altında kayan cildimizin hemen altındaki yağ küreciklerinden oluşan gevşek astarımız... Biz kadınlar buna selülit diyoruz ve ondan nefret ediyoruz. Oysa bu gevşek ve esnek astar tüm kadınlarda ilk gençlik ve hatta bazı çalışmalara göre çocukluk yaşlarından itibaren olan bir şey. Gebelik, menstrüasyon veya menapoz gibi bir kadın gerçeği. Bir başka deyişle bu işte de kadını kadın yapan östrojenin parmağı var.
Bu cilt altı kırışıklıkları çok genç yaşlardan itibaren kadınların hayatına giriyor ve hiç çıkmıyor. Ta ki vücutları tüm öteki yaşlılık kırışıklıklarına tam olarak teslim oluncaya kadar. Erkeklerin hiç bilmedikleri, hiç konuşmadıkları ancak bütün kadınların erkeklerin tam aksine belki de en çok kullandıkları bir kelime.. selülit. Dişi bir kelime. Özellikle 80'li yıllardan sonra fast-food'ların, Coca-Cola'nın hayatımıza girmesi ve inadına popüler kültürün gerçeküstü sıfır beden ve selülitsiz bacakları dayatmasından sonra selülit düşmanlığı ve kadın-selülit savaşları amansız mücadelesini sürdürüyor. Önceleri bu mücadeleyi kadınların hakkaniyetle kazanması oldukça zor ve hatta imkansız gibi görünüyordu. Çünkü hamburger kültürü, hareketsizlik, sigara, stres hep hayatımızda var. Bunlar zaten selülitin en yakın dostları ve tabii ki meşhur hormonumuz östrojen. Östrojeni bu nedenle vücudunuzdan söküp atamazsınız veya genetik şifrelerimizdeki formülünü değiştiremezsiniz. Özellikle 80'li yıllardan sonra kadınlar selülitlerine bakarak ağladılar, acı çektiler, hırslandılar ama kesinlikle kabullenmediler ve gittikçe daha çok daha çok savaşmaya başladılar.
Yağsız kadın
Ve işte 2000'li yıllarda artık kadının yanında önemli ve gittikçe etkinliği artan müttefikleri var. Estetik cerrahlar, kozmetik uzmanları, fizik tedavi uzmanları ve diyetisyenler. Ve tabii ki çılgın teknoloji. Hepsi bir olup yağ dokusu ile savaşarak kadını yeni baştan yaratmaya çalışıyorlar, "yağsız kadın". Modern hayatın popüler vitrinindeki kadın adeta bir kasap vitrinindeki gibi pazarlanıyor. Selülitsiz yaşam programları ölümün kıyısında yaşam programlarına dönüşüyor. Tüm dünya kadınları popüler kültürün dayatmasıyla -selülitsiz bir yaşam uğruna- vücutlarındaki tüm yağlardan kurtulma mücadelesi veriyor. Oysa yağ hücreleri vücudumuzun belki de en önemli hücrelerinden biri. Yalnız cilt altı dokumuzda değil tüm hayati organlarımızda ve en önemlisi beyin hücrelerimizde ve dolayısıyla düşünceyi oluşturan ileti hücrelerimizde de var. Aslında cilt altı yağ dokumuz var ise beyin hücrelerimizde de var demektir. Yağ dokusu ile bu kadar amansızca mücadele sonucunda belki de beynimizdeki yağları da kaybediyoruz. Sonunda gülmeyen, düşünemeyen yağsız, tatsız ve tuzsuz bir kadın cinsi oluşabilir: Mutsuz, sıfır beden ve selülitsiz...
Bu savaşta belki en mantıklısı östrojenlerimize biraz daha saygılı olup akla ve gerçeğe uygun fizyolojik miktarlarda selüliti barındıran vücudumuza fazlasıyla eziyet etmemektir.
Teknolojik tıp çılgınca zafer çığlıkları atıyor olabilir. Bir kadın artık günümüzde hayalinde bile düşlemediği şekilde genç, güzel ve hiç selülitsiz olabilir. Ama kadınları neredeyse kadınlıktan uzaklaştırarak tek prototipe sığdırmaya çalışan modern kültürün ve üstün teknolojinin yarattığı bu mutsuzluğa insanlık adına seyirci kalınmamalıdır. Bazen ölümcül bile olabilen bu sıfır beden yağsız kadın tutkusunun dizginlenmesinin gerektiğini hepimiz hem kadınlar hem erkekler olarak bilincinde olmalıyız.
Kadınlar artık vücutları ile barışık yaşamayı öğrenmeli. Estetik, sadece yağsız ve ince bedenler demek değildir. Estetik, ölümcül diyetlerle ulaşılan belirlenmiş vücut ölçülerine ulaşmak değildir. Estetik vücudumuzun ve ruhumuzun gerçeklerine saygı gösterdiğimiz sosyal, kültürel bütünlüğü olan bir yaşam biçimidir. Herkesin estetiği genetik şifrelerine ve hormonlarına göre kendine özgüdür.
Güzellik kavramı, selülitin yüzeyel çukurlaşmalarına indirgenemeyecek derinliğini, sonsuz sevgi mesafelerinden alan, çok karmaşık ve herkesin kendi ruhsal derinliklerinden oluşan bir kavramdır. Haksız mıyım?