Sessizliğin duyulası sesi

Sessizliğin duyulası sesi
Sessizliğin duyulası sesi

Simon and Garfunkel in Bridge over Troubled Water albümü tüm zamanların en iyilerinden.

60'ların unutulmazlarından Simon and Garfunkel, 40. yılları vesilesiyle gündemimizde
Haber: N. BUKET CENGİZ / Arşivi

ABD’li folk-rock ikilisi Simon and Garfunkel’in ‘Sound of Silence’, ‘El Condor Pasa’ (If I Could) gibi parçalarının sözlerini farkında olmadan ezbere biliriz çoğumuz. Yapıldıkları 1960’lardan yıllar sonra, müzik röprodüksiyonu furyasında ortaya çıkan ve asansör müziğine dönüştürülen amorf enstrümantal versiyonlarıyla hatırası ne kadar yıpranmış olsa da çok özel şarkılardır bunlar. 

Tom Wilson etkisi
İkilinin popüler müziğe miras bıraktığı pek çok önemli parça oldu. Serin ve karanlık bir Aralık gününde camdan dışarı bakarak, “Ben bir kayayım, bir adayım ben; kitaplarım, şiirim korur beni, güvendeyim zırhımın ardında” diye anlatırken, hayattaki muhtemelen ilk büyük yıkımının sonrasında, “bir daha sevmeyeceğim, bir daha ağlamayacağım” diye haykıran yeniyetmenin kırgınlığını öyle içten hissettiren ‘I am a Rock’ mesela… Ya da evini ve ailesini ardında bırakıp gittiği yerde bir tren istasyonu yalnızlığı bulan ve hep üstü başı dökülen insanların yoksul semtlerinde dolanıp bir tek onların bilecekleri yerleri yoklayan delikanlının “sadece bir işçi yevmiyesi peşindeki” arayışını, o kimsesizliğinde zaman zaman nasıl Yedinci Cadde’deki fahişelerin dokunuşlarında bir sığınak aradığını anlattığı ‘The Boxer’.
New York’taki çocukluk günlerinden beri arkadaş olan Paul Simon ve Art Garfunkel, yola folk tonu ağır basan bir müzikle çıkmışlar ama pek başarılı olamamışlardı. Bob Dylan’ın müziğine elektrik gitarı getirmiş olan yapımcı Tom Wilson’ın ‘Sound of Silence’a yaptığı yeni düzenleme onlar için bir dönüm noktası oldu. Şarkı, listelerde en üste çıktı ve ikili bu ivmeyle 1966-67 yıllarında ‘Homeward Bound’, ‘I Am a Rock’ ve ‘A Hazy Shade of Winter’ gibi, incelikli sözler ve akılda kalıcı, hoş melodilere dayalı çok iyi pop-rock parçalara imza attı. 

60’lar
‘Parsley, Sage, Rosemary and Thyme’ (1966) ikilinin ilk gerçek albümü oldu. Ardından gelen ‘Bookends’ (1968) daha önce çıkardıkları bazı single’ları içeriyordu ve bunlardan biri de ‘The Graduate’ film müzikleri albümünde de yer alan ve ikilinin en sevilen parçalarından biri olan ‘Mrs. Robinson’dı. Simon’ın şarkı yazımındaki becerisi ile Garfunkel’in o harikulade tenor vokalinin üzerine kurulu işbirliği 1960’ların sonlarına gelindiğinde bozulmaya başladı ve ‘Bridge Over Troubled Water’ ikilinin birlikte çıkardığı son albüm oldu. 

Bulanık sular üzerindeki köprü
İşte, listelerde haftalarca en üstte kalmış, dört dalda Grammy almış ve bugüne kadar 30 milyona yakın satışa ulaşmış olan bu albüm, yayınlanmasının 40. yıldönümü vesilesiyle, 1969 tarihli “Songs of America” video kaydını ve güncel röportajları içeren bir de DVD ile birlikte geçtiğimiz günlerde yeniden piyasaya sürüldü.
Yaylılarla ihtişamlı biçimde açtığı albüme ismini de veren ‘Bridge Over Troubled Water’ o sırada dostluklarında dalgalanmalar yaşayan Simon ve Garfunkel’in haleti ruhiyesini yansıtan, dostluğa dair bir şarkı ve bu tema albümdeki başka parçalarda da beliriyor. Simon’ın Paris’te dinlediği Meksikalı Los Incas grubuna ait bir şarkının melodisi üzerine yazdığı ve grubun izniyle yayınladığı ‘El Condor Pasa’dan (If I Could) sonra duyulan ‘Cecilia’yı nasıl yarattıklarına ilişkin albüm kitapçığında yer alan hikâye, şarkının ne kadar dinlenirse dinlensin hep taze tadının sırrını açıklıyor. ‘Keep the Customer Satisfied’ın yükselttiği temponun ardından, bossa nova referanslı dingin ‘So Long…’ albümün zirve noktası olarak beliren ‘The Boxer’a hazırlıyor dinleyiciyi. ‘Baby Driver’da harikalar yaratan saksafonlara dayalı caz referansları, ikilinin New York mirasına bir selam duruşu gibi beliriyor. Ardından gelen ‘The Only Living Boy in New York’ Simon’ın uzaklardaki Garfunkel’e söylediklerinden ibaret, dostluk üzerine dokunaklı bir parça. Bossa nova referanslarının bir kez daha belirdiği ‘Why Don’t You Write Me’ ve neşeli ‘Bye Bye Love’da, kendinizi 60’ların o zarif dans figürlerini icra ederken bulmanız kuvvetle muhtemel. Ama albüm bu canlı, hareketli parçaların coşkusuyla değil, ‘Song for the Asking’in buğulu hüznü içinde kapanıyor, Garfunkel, o kalbe değen sesiyle “Sor bana ve çalayım şarkısını içimde taşıdığım tüm o aşkın” derken…
‘Bridge Over Troubled Water’ın 40 yıl sonra yapılan bu yeni baskısının, ülkemizde 18. İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek olan Paul Simon konserinin hemen öncesine denk geliyor olması güzel bir rastlantı. Narsizm çağının mutsuz kuşakları olarak, 68’lilerin kendileri dışında birileri için duydukları sorumluluktan ve bunun peşindeki mücadelelerinden feyz almaya, hâlâ ve her zaman ve belki de en çok şimdi ihtiyacımız var çünkü...
Simon and Garfunkel / Bridge Over Troubled Water / Sony