Sevmenin hallerine dair

Sevmenin hallerine dair
Sevmenin hallerine dair
2009'da İstanbul'da kaydettikleri bir albümle ülkemizde büyük bir hayran kitlesi edinen Brazzaville, iki konser için yeniden burada. Grubun caz referanslarıyla zenginleşen zarif indie pop parçaları, hayatı ve yekdiğerini sevmek temasını düşündürücü bir perspektifle işliyor
Haber: N. BUKET CENGİZ / Arşivi

1997’de Los Angeles’ta kurulan Brazzaville’in İngilizce, Çince, Rusça ve Türkçe olarak hazırlanmış olan web sitesinde yer alan manifestosunda grup üyelerinin, “dünyanın harikalarla dolu bir yer olduğu” fikrinden yola çıktıkları ve “etrafımızdakilere yardım ederek dünyadan daha az korkar hale gelmeye kararlı” oldukları yazıyor. Sitede ayrıca, “Eski bir yük gemisiyle dünyayı dolaşmak ve rıhtımlarda toplanan kalabalıklara konser vermek” gibi bir hayalleri olduğunu belirtiyor Brazzaville’in müzisyenleri. Bu yaz, Volga nehrinde bir gemide bu hayali gerçekleştireceklermiş: Ücretsiz açıkhava konserleri, kimsesiz çocuklar ve yaşlılar için akustik dinletilerin yanı sıra gemide yetenekli genç sanatçılara ücretsiz müzik dersleri de verilecek.

Karanlıkta kurulan hayaller


Brazzaville’in Los Angeles’ta geçen altı yılda çıkardığı üç albüm ve verdiği çok sayıda konserin ardından, kurucu David Brown’un Barselona’ya taşınmasıyla kadrosu değişmişti. Bu kadroyla yapılan ilk albüm olan ‘Hastings Street’, ismini Vancouver’ın fahişeler ve eroinmanların mekânı olan bir caddesinden alıyordu. Bataklar ve açmazlar içinde çırpınırken içlerindeki kaçıp kurtulma umuduyla hayata tutunan insanların hikâyelerini anlatan bir albümdü bu. Grup, 2005’te İstanbul Caz Festivali’ne davet edildi; bu ziyaret sırasında büyük ilgi görerek İstanbul’da dört ve İzmir’de bir konser verdi. Bu karşılıklı hayranlık Brown’un 2009’da İstanbul’a gelip ‘Brazzaville in Istanbul’ adlı albümü kaydetmesini sağladı. Doublemoon’dan çıkan bu çalışma, hem ülkemizde hem de Avrupa ’da övgüyle karşılandı. “Boğaziçi’yle evliydi, yüzüğünü bırakmıştı suya, bir öpücük yollayarak altında yatan Osmanlı’ya ve Bizans’a... Bir sabah sigarasının kehribar koru İstiklal Caddesi’nde; bir silüet, buhar izleri, incecik minareler ve tüm kubbelerle...” diyen sözleri ve harika klibiyle çok özel bir parça olan ‘Bosphorus’, hüzünlü iyimserliğiyle ‘Peach Tree’ ve kapanışı yapan ‘Taksim’, o çok hoş albümün en akılda kalıcı parçalarıydı.
Grup iki yıl sonra ‘Jetlag Poetry’yi, ardından da bir konsept albüm olan ‘Morro Bay’i (2013) çıkardı. Tıpkı ‘Hastings Street’ gibi bu albüm de uyuşturucu ve fuhuşun karanlığından el yordamıyla çıkış arayanların hayatlarına bir yolculuktu. Albüm, ucuz yol kenarı motelleriyle çöllerin arasında uzayıp giden otobanlardaki motorsiklet sürücüleri ve kamyon şoförlerinin dünyasında, toy bir kızın vakitsizce doğurduğu Anabel’in hayatını anlatıyordu. Morro Bay, annesininkine benzer bir kaderi yaşayan Anabel’in günün birinde hayallerinin erkeğiyle balayına gitmeyi düşlediği, Kaliforniya’da yer alan bir sahil kentinin ismiydi.

Bir başka gerçeklik

Brazzaville, şarkıları yazıp söyleyen ve gitarda yer alan David Brown’un öncülüğünde, klavyede Richie Alvarez, gitar ve geri vokallerde Paco Jordi, basta Brady Lynch ve davulda Ivan Knight’tan oluşan kadrosuyla İspanya merkezli olarak çalışmalarını sürdürüyor. Grup, dünyanın pek çok farklı köşesinde, özellikle de ilk oluştuğu yer olan Kaliforniya’da sık sık konser veriyor. Bossa nova, lounge, chamber pop ve caz sularında gezinen birbirinden güzel parçalarında David Brown’un yumuşacık sesi dinleyiciye şefkatle dokunurken, grubun manifestosundaki sözler daha da anlamlı geliyor kulağa: “Biz dünyamızın yüzeyinin altında, her şeyin yolunda gittiği bir başka gerçeklik olduğuna inanıyoruz. Bizim için esas gerçeklik bu.” Bir başka ifadeyle, Sait Faik’in “Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey” dediği yerden sesleniyor bu şarkılar. Bir yandan toplum tarafından dışlanıp hiçbir sermaye biçimine ulaşamaz, diğer yandan da travmalarla yüklü büyüme hikâyeleriyle sakatlanırken suç sarmalına yakalanıverenleri anlatan şarkılarında; bizi, sevmesi en zor olanları sevmeye çağırarak başlıyorlar işe. Bu adamların derdini, herkes birbirini severse hayat ne güzel olur, şeklindeki beylik söylemlerden ayıran da bu. Şirin çocukları, tonton ihtiyarları, neşeli gençleri sevmek kolay nihayetinde. Asıl , hiç sevilmemiş olanı sevebilmekte. Brazzaville’in gerek müziğiyle, gerek dinleyicisine ulaşma biçimiyle yaptığı bunun aktivizmi bir anlamda...

 

 

Brazzaville, 29 ve 30 Ocak saat 21.30’da Babylon’da.