Simpsonlar perdede

CNBC-e'de izlediğimiz, Amerika'nın muhalif dizisi 'Simpsons' 20. yılında filme çekildi. 'Simpsonlar Sinema Filmi', meraklılarını memnun edecek, dizisi kadar iyi
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Homer Simpson'ı nasıl bilirsiniz? Oburluğu karakterinin temel özelliği yapmış Homer, hiçbir ödün vermeden, bildiğiniz haliyle bu hafta sinemada. CNBC-e'nin demirbaşlarından The Simpsons'ın sinema versiyonu The Simpsons Movie/Simpsonlar Sinema Filmi, dizinin 20. yılı şerefine bu hafta gösterime giriyor.
Alelade bir Amerikan kenti Springfield'da yaşayan Simpsonların absürd maceralarını konu alan dizi, 20 yıldır aynı keskinlikle, radarına giren her şeyi topa tutuyor. George W. Bush'un şu sözleri Simpsons'ın etkisinin iyice anlaşılması için birebir: "Amerikan ailesini Waltons'a daha çok, Simpsonlara daha az benzeyecek şekilde güçlendireceğiz". Bush'un idealize ettiği Walton Ailesi, zamanında TRT'de de gösterilmiş bir dizi. Zor zamanlarda düzlüğe çıkmak için birbirine kenetlenen ideal ailelerden birini konu alıyor. The Simpsons'ta ise Bush'u rahatsız edebilecek unsurlar malum. 'Sarı renkli' karakterlerden müteşekkil aile ve eşrafı, ideal aile ya da ideal Amerikan şehri resimlerini yerlebir ediyor. Arada Amerikan popüler kültürüne dair ne varsa diline dolamayı da ihmal etmiyor.
Simpsonlara borçluyuz
The Simpsons'ın asıl yuvası Tracey Ullman Show. İlk kez 1987'de cevval kadın komedyen Ullman'ın programında kısa skeçler halinde ekrana geliyorlar. Hepsinin tipi şimdikinden çok farklı. Bart'ın kafası daha kesekağıdı formunu almamış. Marge'ın saçları da henüz bir arı kovanı gibi durmuyor. Bu 'formsuzluğun' asıl sebebi, çizer Matt Groening'in Simpsonları yapımcı James L. Brooks'la görüşme öncesi taslak halinde çizmesi. Zaman ilerledikçe Simpsonlar formunu bulmuş, ekranda görünme süreleri de iyice uzayıp prime time'a transfer olmuşlar. Tabii etkileri de artmış.
The Simpsons televizyonun son dönem çığır açıcı işlerinin öncülerinden biri olarak da gösterilebilir. Yani Six Feet Under'ı, The OC'yi, Malcolm in the Middle'ı ve tabii South Park'ı biraz da The Simpsons'a borçluyuz desek yeri.
Simpsons'ın çığır açıcılığı pek tabii sivriliğinden kaynaklanıyor. Ama bu dizinin sivriliğinde de ayırt edici bir yön var. Simpsonların sivriliği, sadece karşı durmaktan ya da her şeyin tersini söylemekten ibaret değil. Bu aile de, çevresindekiler de çok boyutlu karakterlere sahip. (Belki de The Simpsons'ın takipçilerinden Family Guy'da mayanın tutmamasının sebebi bu boyutun yokluğudur). Çizgi dizinin genel seyrinde her karakter ara sıra kendilerine belirlenenden farklı yollara sapar. Tabii ki Homer, adı oburlukla, açgözlülülkle ve bencillikle özdeşleştirilebilecek bir karakterdir. Ama karısı Marge'ı da, çocukları da çok sever. Dahası bu sevgisi, oburluğunu, açgözlülüğünü, hatta bencilliğini bertaraf etmez. Marge, Amerikalı ideal ev kadınıdır. Kiliseye gider, çocuklarını mümkün olan en iyi şekilde eğitmek ister, evi çekip çevirir. Ama gün gelir tüm liberalliğine karşın kız kardeşinin gey olmasına tepki duyduğunu fark eder. Ara sıra kendisinin de yanlış yapmaya hakkı olduğunu dile getirir. Eline güç geçtiğinde kendini kaybeder. Bart sadece haşarı bir çocuk değildir. Haşarılığını hınzır bir tavırla birleştirir. Lisa, ailenin en 'düzgün' üyesi olsa da ara sıra bu mükemmellik çabasının altındaki defolar ortaya çıkar. Bebek Maggie, çevresinin şirinlik beklentisini her seferinde boşa çıkartır. Yani Simpsonlar bu defolarıyla seyircilerine daha da yakın durur. Onları kendi alaycı dünyalarına rahatlıkla çekebilirler.
Bush'un endişesi
Simpsons'ın sunduğu aile tablosunda Bush'u endişelendiren de seyirciyle kurulan bu yakınlık olmalı. Her şeyle acımasızca dalga geçebilen The Simpsons'ı sahipleniş şaşırtıcı boyutlarda. The Simpsons Amerikan televizyon tarihinin en uzun süreli sitcom'u ve animasyonu. 1990 tarihinde dizideki karakterlerin şarkı söylediği The Simpsons Sing The Blues albümünden çıkan Do The Bartman single'ı muhtelif listelerde bir numara olmuştu. Homer Simpson'a has ünlem "D'oh", Oxford Sözlüğü'ne girdi. Ama asıl şaşırtıcı olan, Simpsonlar: Sinema Filmi gösterime girmeden önce yapılanlar. ABD'nin farklı eyaletlerinde Springfield isimli 14 kent, filmin galasına evsahipliği yapmak için birbiriyle yarıştı. Dizide parodisi yapılan zincirlerden 7 Eleven, film şerefine birkaç şubesini geçici olarak Kwik E-Mart'a (The Simpsons'daki alışveriş merkezi) çevirdi.
Bu tarz sıradışılıklara, televizyon tarihinde daha önce de rastlanmıştı. Amerikan banliyö yaşamının bilinçaltını deşen David Lynch dizisi Twin Peaks/İkiz Tepeler'in Dallas'vari bir televizyon olayına dönüşmesi, ilk akla gelen örnek. Gerçi insanların, hayatlarının çarpıcı yorumlarla ekrana getirilmesinden büyülenmesinde pek şaşırtıcı bir şey yok da denilebilir.
The Simpsons'ın üslubundaki çarpıcılığın temelinde ise alaycılık var. Çizgi dizi, kapsamına giren her şeyle alay etme kapasitesine sahip: Ödül törenleri, taşra mentalitesi, militarizm, suya sabuna dokunmayan Amerikan liberalizmi... Hatta dizi sık sık kendisiyle de dalga geçiyor. The Simpsons'ın getirdiği bir yenilik de alay edilenlerin de seslendirme kadrosunda bizzat yer almaları. Dizinin misafir seslendirmeci listesi Tony Blair'e kadar uzanıyor. Simpsonlar: Sinema Filmi'nde bu medeni cesareti Tom Hanks ve Greenday'ciler devralıyor.
Buradan da anlaşılabileceği gibi The Simpsons ruhu fire vermeden beyazperdeye geliyor. Hikâye, tüm Springfield ahalisini perdeye getirmeye imkan sağladığı gibi Simpson ailesindeki dinamiklerin de iyice anlaşılmasını sağlıyor. Arnold Schwarzenegger, Greenday, çevreyi takmayanlar, çevreciliği din haline getirenler, distopya filmleri, hatta salondaki seyirciler, The Simpsons'ın keskin mizahından nasibini alanlardan sadece birkaçı. Yani kısaca beklemeye değdi. Simpsonlar, perdede de televizyondaki kadar eğlenceli ve sivri olabiliyormuş.