Sırça Kümes'te üç mutsuz kişi

Ankara seyircisi Kent Oyuncuları'nın yeni oyunu "Sırça Kümes"i görmek için Şinasi Sahnesi salonunu doldurdu, taşırdı.
Haber: SEVDA ŞENER / Arşivi

Ankara seyircisi Kent Oyuncuları'nın yeni oyunu "Sırça Kümes"i görmek için Şinasi Sahnesi salonunu doldurdu, taşırdı. Çünkü önemli olan, yalnızca usta bir kalemin elinden çıkmış, ustaca dilimize çevrilmiş, ustalıkla sahnelenmiş bir oyunu seyretme şansına sahip olmak değil, benzersiz bir sanat ve bir hayat olayına tanık olmaktı. Çünkü Yıldız Kenter'i sahnede seyretmek demek, bu ülkede dünya çapında tiyatro sanatçılarının yetişebildiğini görmek, bu çapta bir sanatçının, sanatının gereğini özel yaşamının en çetin sorunlarından, en acı gerçeklerinden önde tutabildiğini anlamak, sanata, sanatın onarıcı gücüne olan güvenimizi yitirmememiz gerektiğine inanmak demekti.
Yıllardır düzeyli tiyatro yapma çabasıyla Yıldız Kenter tiyatroseverlere bu sanatın geleceği hakkında umut kaynağı oldu. Yaşamımızda olduğu gibi, sanatımızda da ciddi bir değer yitimi ile karşı karşıya olduğumuz şu günlerde Yıldız Kenter örneğine ne kadar gereksinim duyduğumuzu hepimiz biliyoruz. Yalnız tiyatronun değil, yaşamımızdaki her güzel, her doğru şeyin şu birkaç özel insanın çabasıyla varlığını sürdürdüğünü görüyoruz. Az da olsa, böyle mükemmel örnekler varoldukça onların temsil ettiği kalıcı değerleri yaşatacak yeni kuşakların yetişeceğini ummak istiyoruz.
"Sırça Kümes"e gelince: Bu oyun Tennessee Williams'ın 1945 yılında yazdığı erken dönem yapıtlarından biri. Oyunda, yazıldığı dönemin, üretildiği ortamın ve yazarın özel yaşamının izleri o kadar ağırlıklıdır ki, insan, yazıldıktan yarım yüzyılı aşkın süre sonra ve o kültürün yabancısı olan bizler için bu oyunun ne anlam taşıyabileceğini sorma gereğini duyar. İlk bakışta, bir anne ve iki yetişkin çocuktan oluşan ailedeki üçlü ilişkinin karmaşık olduğu anlaşılırsa da bu dolambaçlı ilişkilerin yumağını çözmek, sorunların sosyal ve psikolojik nedenlerine ulaşmak kolay değildir. Çünkü bu üç kişi de içinde bulundukları durumun umutsuzluğunu düşlerine saklanarak görmezden gelmeye çalışan mutsuz insanlar. Anne Amanda, kocası tarafından terk edilmişliğin yarattığı düşkırıklığını mutlu gençkızlık günlerinin anılarına dönerek unutma çabasında. Evinde yarattığı düzenle oğlunu ve kızını da o günlerin yaşama biçimini kabullenmeye zorlar. İçine kapanık sakat genç kız Laura cam biblolarının kırılgan dünyasına saklanmıştır. Ev ve iş çevresinin kıskacında bunalan genç erkek Tom kurtuluşu serüven yaşamakta görür, babası gibi uzaklara gitme hayalleri kurar. Anne ve çocuklarının düşleri birbirine ters düştüğü için evde kaçınılmaz bir uyumsuzluk yaşanır. Dramatik olan, bu karmaşık ilişkiye içkin karşıtlıklardan, gizli isteklerin ve öfkelerin yarattığı gerilimden üretilmiştir. Kızının kurtuluşunu makul bir evlilikte gören annenin yanılgısı bu örtük uyumsuzluğun çatışmaya dönüşmesine neden olacak, düşler cam biblolar gibi parçalanacak, geriye, acı gerçekle yüzleşmek zorunda kalan umarsız bir anne ve kızla, uzaklara gitme hayalini gerçekleştirmiş olan oğulun derin vicdan sıkıntısı kalacaktır..
Usta ve öğrencileri
"Sırça Kümes" seyirciyi büyük bir bozgunu yaşayanların acısı ile etkiler. Kendi yaşamının bir yerinde benzer bir düşkırıklığını mutlaka yaşamış olan seyirci sahnede yaşatılan bu acıyı tanıyacak ve paylaşacaktır. "Sırça Kümes" insanoğlunun acı çekme kapasitesini sergileyen, sahnede böyle bir duygu yoğunluğu yaşatan bir oyun. Eskimemiş olmasının nedenini, yazarın bu yoğun duyguyu çok inandırıcı biçimde yansıtmayı başarmış olmasında aramalı. Bununla beraber 'pathos' adını verdiğimiz, seyirciyi de kapsayan acının mantıklı düşünmeyi, soğukkanlı değerlendirmeyi engelleyip engellemediği de sorulmalıdır. Burada devreye, yazarın verdiği ipuçlarını değerlendiren yönetmen giriyor. "Sırça Kümes"i sahneye koyan ve anne Amanda rolünü oynayan Yıldız Kenter oyunun duygu sömürüsüne elverişli sahnelerini ustaca soğutmayı, duruma uzak açıdan bakılmasını sağlayan bir düzenleme yapmayı başarmış. Seyirci, düşünceye ket vuran aşırı duygusallıktan uzak tutulmuş.
Kent Oyuncuları'nın bir özelliği de sahnesinde yeni sanatçılara yer vermesi. Hoca Yıldız Kenter'i yetiştirdiği genç yeteneklerle birlikte seyrediyoruz "Sırça Kümes"te. Büyük ustanın, Tom rolünde Hakan Gerçek, Laura rolünde Güneş Berberoğlu, Jim rolünde Engin Hepileri'yle gurur duyduğunu tahmin edebiliyorum. Gençler için bir mutluluk kaynağı olmalı böyle bir ustayla sahne paylaşmak. Onlar, fırsatın bilincinde olarak rollerinin hakkını vermeye çalışıyorlar.
Oyun alımının büyük bir bölümünü sahne tasarımına borçlu bence. Yıldız İpeklioğlu'nun tasarladığı dekor oyunun gerçeğine uyduğu gibi alt anlamını da destekliyor. Ayrıntılar yerli yerinde, kullanışlı ve gösterge değerli. Bu oyunda, dekorun ve başarılı ışıklamanın yanında Çolpan İlhan'ın kostüm uygulamasını da dikkate alarak zengin bir görüntü dilinden söz edilebilir. Bu zorlu yapımda emeği geçen herkese teşekkür borçluyuz, seyici olarak.