Sonsuzluğun ülkesi

Çağdaş bir yaşamın içinde ilkel kabileleri, vahşi hayvanları ve renkli bir kültürü birarada barındıran Kenya, safari turizminin de doğduğu ülke. Medeniyetin hiçbir nimetinden yararlanmayı bilmeyen Masailer ise geleneklerini asırlardır yaşatıyor.
Haber: ZAFER KANTAR / Arşivi

Çağdaş bir yaşamın içinde ilkel kabileleri, vahşi hayvanları ve renkli bir kültürü birarada barındıran Kenya, safari turizminin de doğduğu ülke. Medeniyetin hiçbir nimetinden yararlanmayı bilmeyen Masailer ise geleneklerini asırlardır yaşatıyor. 16. yy'da Portekizli, Hint ve Arap tüccarların Doğu Afrika'nın bu önemli ülkesine bıraktıkları kültür, zamanla Kenyalıların kendilerine özgü yaşamları ile birleşince dillerine, dinlerine ve giysilerine de yansıyan çok çeşitli bir kültür oluştu. Kenya dilinde bu kültüre "Swahili" deniyor. Seyahat anlamına gelen bu isim aslında dünyaya pek bir anlam ifade etmiyordu. Ta ki batılı antropologlar bu ülkede kazılara başlayana kadar.
Safari burada doğdu
El değmemiş steplerle kaplı, çeşitli vahşi hayvanın salına salına gezindiği bu doğal yaşamın özgür topraklarını keşfeden bilim insanları, macera turizmini canlandırarak Afrika'yı dünyaya ilk defa bu ülkeden tanıttılar. İşte, macera turizmi ile seyahat birleşince Afrika'ya özgü bir gezi türü ortaya çıktı, ona da "Safari" dendi.
Başkent Nairobi'den ülkenin güneydoğusuna giderken yol boyunca, susuzluğa dayanıklı antilop, kiloları yedi tona ulaşan fil, kral aslan ve saatte yaklaşık 50-60 km. koşabilen zürafaları ve birbirleriyle olan yaşam savaşlarını izlemek bize gerçek safarinin ne olduğunu gösteriyordu.
Topraklarını savaşarak kazandılar
Tanzanya sınırına 180 km. uzaklıktaki Kenya'nın en önemli yerlileri Masailer'in yurdu Masai Mara, "Sonsuz topraklar" anlamına geliyor. Masailer bundan yaklaşık bin yıl önce Güney Kenya ve Rift Vadisi'ni istila etmişler. Tarihleri hep savaşarak geçmiş. Bilinen en son savaşları İngilizlerle olmuş. 1800'lü yılların sonlarında İngilizler tarım yapmak için bölgeye geldiklerinde karşılarında Masaileri bulmuşlar. 1910 yılına kadar topraklarını savaşarak savunan Masailer ancak 1963 yılında Kenya'nın İngilizlerden ayrılarak özgürlüğünü ilan etmesiyle rahatlamışlar. Şimdiki savaşları ise sadece kendilerine tehlike yaratacak vahşi hayvanlara karşı.
Misafirperver insanlar fakat örf, adet veya felsefeleri ile ilgili bir şey anlatmıyorlar. Kendilerine göre barışçıl bir yaşantıları var. En fazla 10 metrekarelik, tezekten yapılmış barakalarda yaşıyorlar. Genellikle hayvancılıkla uğraşıyorlar. Tahta oyarak yaptıkları hediyelik eşyalardan da para kazanıyorlar. Özellikle genç kız ve kadınların taktıkları inci kolyeler ve renkli takıların bir anlamı olmalı ama bu konuda hiçbir bilgi vermiyorlar.
Doğa içinde yaşamaktan son derece güçlü bünyeleri ve uzun boyları, ince bedenleri var. Devamlı yürümek ve oldukları yerden yaklaşık bir metreye kadar sıçrayarak saatlerce dans etmek onlar için hiç sorun değil. İlk çağlardaki gibi tahtaları birbirine sürterek ateş yakmak, yemek yapmak ve vahşi hayvanlara karşı kendilerini savunmak gibi tüm ihtiyaçlarını hep doğal imkanlarıyla yapıyorlar. Dünyanın diğer bölgelerindeki tüm yerli halklar gibi doğal ortamlarında özgürce yaşayan ve medeniyetin hiçbir nimetinden yararlanmayı bilmeyen bu mutlu insanlar da gerçekten dünyada özünü kaybetmeyenlerden.
İnanın, Masailerin bu huzurlu yaşantılarına birkaç gün bile olsa yerinde şahit olunca, bizlerin nereye doğru gitmeye çalıştığımızı düşünmeden edemiyor insan.