Sonsuzluk ve bir ses

Siyah blues'dan doğan caz müziğinin sözcük ('jazz') olarak ilk kez ne zaman telaffuz edildiğine dair çeşitli iddialar var. 1912 yılında ABD'nin Batı Yakası (West Coast) argosunda yer alan bu İngilizce sözcüğün müzikal bağlamına 1915 yılında kavuştuğu söyleniyor ama ilk kullanan kim, çok net değil.
Haber: HİLMİ TEZGÖR / Arşivi

Siyah blues'dan doğan caz müziğinin sözcük ('jazz') olarak ilk kez ne zaman telaffuz edildiğine dair çeşitli iddialar var. 1912 yılında ABD'nin Batı Yakası (West Coast) argosunda yer alan bu İngilizce sözcüğün müzikal bağlamına 1915 yılında kavuştuğu söyleniyor ama ilk kullanan kim, çok net değil. Siyah insanın Yeni Dünya'daki bu ikinci 'büyük' müziği yıllar geçtikçe beyazlar tarafından da özgün bir biçimde icra edildi. 90 yıllık bir sürede, beyaz tenli sayısız büyük caz müzisyeni tarihe geçti.
ECM, beyaz caz müziğinin son çeyrek yüzyıldaki en aktif, kapsamlı, ciddi ve 'stil sahibi' şirketlerden bir tanesi. Katalogunda 1000'den fazla albümü barındıran ve temposunu düşürmeden modern müzikte arayışlarını sürdüren ECM (Edition of Contemporary Music) şirketi her ne kadar caz ağırlıklı bir çizgiye sahip olsa da, çok geniş bir perspektifte müzikal yaratılara günışığını gösteriyor. Alman müzik âşığı, yapımcı Manfred Eicher'in kurduğu ve sürüklediği şirketin kayıtları genellikle Norveçli ses teknisyeni Jan Erik Kongshaug'un elinden geçiyor. 'Session'lar ise genelde üç gün sürüyor. İki gün kayıt, bir gün de miksaj için...
ECM dünyaca ünlü bir şirket. Her ülkede, bu şirketin bünyesindeki müzisyenlerin pek çok seveni var ve bu isimler, sahiden de çok ünlü ve önemliler. Bazen fazla Avrupa merkezli ve 'soğuk' bulunsa da, ECM, dünyanın en seçkin plak şirketleri arasında yerini çoktan almış durumda.
Türkiye'de ise caz müziği uzunca bir süredir, tırnak içinde elit bir kesim tarafından, dinlenmese bile takip ediliyormuş gibi görünüyor. Caz kulüplerinde ve caz konserlerinde bunu gözlemleyebilmek mümkün. Buna ECM'in kurulduğundan beri albüm kapaklarında koruduğu minimalist çizginin bıraktığı intiba ve bu albümlerin diğer türlerden pahalı olan fiyatları da eklenince, beyaz caz ve avangart müzik, dinleyici gözünde marjinal bir konuma geçmek durumunda kalıyordu. Ancak bu durum artık değişebilir. En azından alım gücü bakımından, Türkiye temsilcisini değiştiren ve A.K. Müzik'e geçen ECM, diğer CD'lerle aynı ve hatta daha ucuz fiyatlara dinleyici karşısına çıkmış durumda. Ayrıca, uzun süredir ortalıkta bulunmayan albümlerin de tekrar satışa sunulduğunu belirtmek lazım.
Yalnızca Kuzey cazı değil!
ECM'in dev kataloğu, ünlü piyanist Keith Jarrett, Chick Corea, saksofoncu Jan Garbarek, gitarist Pat Metheny, John Abercrombie, Ralph Towner ve Terje Rypdal, basçı Charlie Haden gibi ünlü caz müzisyenlerine odaklanmış durumda. Bu isimler arasında Avrupa'nın kuzeyinden müzisyenlerin çokça olması, ECM'in Kuzey Cazı basan bir şirket olarak da anılmasına neden oluyor. Dünya müziği ya da World Müzik denen türde perküsyoncu Nana Vasconcelos, Tunuslu udî Anouar Brahem gibi isimler de çalışmalarını ECM etiketiyle çıkartıyorlar. Türkiye'de çok sevilen Yunan sinemacı Theo Angelopoulos'un filmlerinin Eleni Karaindrou tarafından bestelenen müzikleri de ECM'in ilgi gören albümleri arasında.
Öte yandan, ECM şirketi 1980'lerden beri klasik müziğe, özellikle de John Cage, Luciano Berio, Steve Reich ya da Arvo Pärt gibi çağdaş müzisyenlere de kapılarını açıyor. Bach, Mozart, Beethoven, Şostakoviç gibi klasik bestecilerin yapıtlarına yeni yorumlar getiren albümler de çıkıyor ECM etiketiyle. Bazen de caz ve klasik müzik iç içe geçebiliyor. Heiner Goebbels ya da Meredith Monk gibi avangart deyip geçilemeyecek ve aslında herhangi bir kategoriye sokulamayan sıradışı müzisyenler de ECM'den albüm yayınlıyorlar.
Heiner Goebbels örneğin, Alman oyun yazarı Heiner Müller'in bir metni üzerine yazdığı "Der Mann im Fahrstuhl"da Arto Lindsay ya da Fred Frith gibi çok önemli müzisyenlerle çalışmıştı 1988'de. Edebiyat metinleriyle müzik, ECM'in albümlerinde sıklıkla biraraya geliyor. Bu minvalde bir liste yapmak çok zor ama Walt Whitman'dan William Blake'e, T.S. Eliot'tan Kafka pasajlarına, Edgar Allan Poe'dan İzmirli Yunan şair Seferis'e, oradan Hölderlin'e uzanan bir edebiyat coğrafyasından söz etmek mümkün.
Bu arada İranlı kemençe ustası Kayhan Kalhor'un Türk bağlama ustaları Erdal Erzincan ve Ulaş Özdemir ile kaydettikleri The Wind albümü de ECM etiketiyle son çıkanlar arasında bulunuyor.
Yenilikçi müziğe, ulaşılmamış seslere, coğrafyanın müzik ve edebiyatla buluştuğu kompozisyonlara, çağdaş bestecilere ve klasik müziğin taze yorumlarına açıksanız, ECM şemsiyesinin altındaki müziğe artık daha kolay uzanabilirsiniz.

NOT: Albümlerini ECM'den çıkaran Jan Garbarek Group, 2 Kasım Cuma, 21.00'de TİM Show Center, 3 Kasım Cts. Ankara ODTÜ KKM Kemal Kurdaş Salonu'nda olacak.