Statülerin tutsakları

Sayın Hasan Celal Güzel'in 21.06.2007 tarihli Radikal'deki yazısı bana kısa bir 'daydream' yaşattı. Çocukluğum ve gençlik yıllarım Van'da geçti. Babam sosyoloji, annem ilkokul öğretmeni olarak çalışıyordu.
Haber: BERNA MÜKÜS KAYA / Arşivi

Sayın Hasan Celal Güzel'in 21.06.2007 tarihli Radikal'deki yazısı bana kısa bir 'daydream' yaşattı. Çocukluğum ve gençlik yıllarım Van'da geçti. Babam sosyoloji, annem ilkokul öğretmeni olarak çalışıyordu. İlkokulu, annemin öğretmenlik yaptığı okulda okudum. Annesinin ya da babasının öğretmenlik yaptığı okula gidenler, örnek çocuk olmak zorunda oldukları için boyuna azap çekerler.
Okulumuz, toprak evlerin oluşturduğu sıcak mimari yapıya hiç uymayan, gri, beton bir soğukluğa sahipti. Sabahlar bütün okul bu griliğin önünde toplanır, özgüveni artsın diye öne çıkarılan siyah önlüklü bir öğrencinin, boğazını yırtarcasına, ruhunu teslim edercesine bağırarak okuduğu 'Andımız'ı hep bir ağızdan tekrarlardık. Türktük, doğruyduk, çalışkandık. Bana bu metnin bir kısmı zaten yalan geliyordu. Doğru konuşma konusunda iyi bir örnek olmadığım kesindi. Çalışkanlık için çabalamıyor değildim kendimce, ama nafileydi. Türklük konusuna gelince, evde Kürt olduğumuzu söylüyorlardı. Okulda Türk. Annem bir taraftan okulun ne mukaddes, ne mübarek bir yer olduğundan dem vuruyor, öbür taraftan evde, söylediği her şeyi yalanlarcasına Kürt olduğumuzu söylüyordu. Türklükle Kürtlük arasındaki mesafe, okulumuzla evimiz arasındaki birkaç metreden ibaret olduğu için, bazen eve gelene kadar Kürt olabilme hızını gösteremiyor, televizyonun açılışında dalgalanan albayrağın altında söylenen İstiklal Marşı'na ve ay yıldıza olan hürmetimi göstermek için, televizyonun karşısında saygı duruşuna geçerek, nefes almadan, bir Türklük abidesi gibi morarıncaya kadar bekliyordum.
Okulun örnek çocuğu olmak için çabalarken, yıllar sonra yaşadığım çatışmaların ruhumda açtığı tahribatın farkına varmaya başladım. Evimizin en büyüğü Cevahir Nine hiç Türkçe bilmezdi. Evimizin küçüğü bendeniz, örnek çocuk olarak hiç Kürtçe bilmezdim. Sayın Güzel, bir çocuğun aynı evde yaşadığı ninesiyle konuşacağı ortak bir dilin olmayışı, çocuğun psikolojik gelişiminde ne anlam ifade eder bilir misiniz? Bunu anlayabilmek için ille de psikoloji eğitimi yapmış olmak gerekmiyor diye düşünüyorum.
Asli unsur?
"Bulgaristan'da Türkler azınlık statüsü içindedirler, Türkiye'de Kürtler azınlık değil, tek milletin asli unsurudur" diyorsunuz. Azınlıklar kadar bile hakkı olmayan asli unsur!.. "Hürriyetler rejimini, milli-manevi değerleri, sosyal adaleti savunan bir gazeteci" olarak, benim ve benim gibi binlerce insanın, çocukluklarında yaşadıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Nesiller arasındaki iletişimi baltalayan bu anlayışı nasıl buluyorsunuz? Yanlış anlaşılmasın. Ben Kürtler için bir azınlık statüsü istemiyorum. Aksine statülerin ve kategorilerin insan hürriyetini daralttığını düşünüyorum. Ayrıca bunları yaralı Kürt kimliğimin bir haykırışı olarak da algılamayınız lütfen. Kimliğim birçok farklı kültürden beslendiği için, kendimi bir tek etnik gruba dahil hissetmiyorum. Bundan da çok mutluyum.
Söylemek istediğim, çocuklarımızın sağlıklı bir kişilik ve kimlik gelişimi için gerekli zemini, kategorilerin ve statülerin esiri olmadan, esnek düşünerek de oluşturabileceğimizdir. Kürt'ün, kimliğini özgürce yaşayabilmesi için, Türkiye'de 15 asır hüküm sürmesini beklememize gerek olmadığı inancındayım. Başbakan'ın statüleri kıran yaklaşımının ve eğer bunu hata olarak kabul ediyorsanız, bu tür hatalarının artmasını temenni ediyorum. Size biçilen Andıç statüsünden kurtulmanız, aklanmanız için yazdığınız bu tür yazıların, amacınız için doğru, fakat toplumsal uzlaşı için etik olmadığını düşünüyorum.
Almanya'da, okullarda çok kültürlü yaşamı destekleme amaçlı Bremen Üniversitesi tarafından yapılan bir projenin yöneticisiyim. Burada Alman olmayan çocukların, (bunların arasında çoğunluğu Türk çocuklar oluşturuyor) okullarda benim çocukken yaşadıklarımı bir parça bile olsun yaşamamaları için çabalıyorum. Birçok kültürün buluşma noktası olan eğitim kurumlarında, farklılıkların hoşgörü temelinde yaşayabilmesi için uğraşıyorum. Benzer projelerin artık Türkiye'nin renkli kültürel coğrafyasına taşınması dileğiyle...

BERNA MÜKÜS KAYA: Uzm. psk.