Stil farkı

İngiltere'nin Sheffield kenti çok garip bir memleket olmalı. İngiltere çelik endüstrisinin bir zamanlarki merkezi, geleneksel olarak bir işçi kenti Sheffield.
Haber: MERT EMCAN / Arşivi

İngiltere'nin Sheffield kenti çok garip bir memleket olmalı. İngiltere çelik endüstrisinin bir zamanlarki merkezi, geleneksel olarak bir işçi kenti Sheffield. Şehrin etrafını saran otoyollarıyla, yeni dönemde, her yerde olduğu gibi, peydahlanan alışveriş merkezleriyle çok da sevimli bir yer olmasa gerek. Ancak popüler kültür, özellikle pop müzik söz konusu olduğun da inanılmaz renkler çıkarıyor ortaya. ABC'den Human League'e, Heaven 17'den Pulp'a İngiliz pop müziğinin son 30 yıllık döneminin en parlak renkli, en gösterişli grupları her nedense devamlı bu kentten çıkıyor. Sene 2007 ve şimdi Sheffield mirasını taşımak üzere karşımızda yeni bir grup var; The Long Blondes.
İlk albümleri, Someone To Drive You Home'u bu sene çıkaran Sheffield'lı beşli pop müziğine tepeden bakan, havalı ve sofistike bakışıyla göze çarpıyor. Taze değil kesinlikle. İçinde bolca Blondie, The Smiths ve en çok da hemşerileri Pulp var (zaten albümün prodüktörü de Pulp'dan Steve Mackey). Öte yandan sadece müzik değil beslendikleri yegâne alan. Andy Warhol, film noir ve bütün zamane fettan şarışın kadın oyuncular önemli ilham kaynakları (isimleri de buradan geliyor zaten). Zaten ekip için sadece bir pop grubu demek zor. Daha ziyade bir pop art oluşumu The Long Blondes. Albüm ve 45'lik kapakları (ki hepsini vokalist Kate Jackson bizzat kendisi yapıyor), sahne kostümleri, duruşları, kısacası her şey bütün olarak 50'li yıllara gönderme yapan bir retro tablosunun parçası.
Ancak The Long Blondes'u cazip kılan çok başka bir etmen de var. Grubun şarkıcısı Kate Jackson (hayır Charlie'nin Melekleri'ndeki Sabrina değil bu!). Kalem etekleri, fularları, topuklu ayakkabıları ve yüzünden eksik etmediği koyu göz makyajı ile tam bir fetiş nesnesi. Sesinden önce görüntüsüyle insanı hipnotize eden Jackson (ki gururla söyleyebilirim, onunla tanışmış birisi olarak, gerçekten de öyle) şimdiden yeni nesil gençleri arasında moda ikonu olmuş durumda. NME'nin "Cool List"inin ilk 10'undaki iki kadından biri olan Jackson, koyu ses tonu ve cinsel kimliği konusunda muğlaklık uyandıran tavırlarıyla The Long Blondes'un bayağı bir önüne geçiyor.
Sheffield'in "cool"ları
Yine de bütün bunları bir yana bırakıp (ki Kate'i bir yana bırakmak ayıp ama!) özün önceliğine dönmek lazım. "Korku ve arzu hakkında her şeyi biliyorum. Tutku, vs. Edie Sedgwick, Anna Karina, Arlene Dahl. Sadece birinin sevgilisi olmak istiyorum" diye başlıyor Kate Jackson albümün açılış parçası olan Lust In The Movies'de. Böylelikle öykündüğü insan ve yaşamlarla da tanışmış oluyoruz. Onu takip eden ve 50'li-60'lı yılların başındaki plaj şarkılarını anımsatan Once And Never Again'de ise Jackson "Sadece 19 yaşındasın. Erkek arkadaşa ihtiyacın yok" derken bir yandan ablalık taslıyor (sanki kendisi çok yaşlıymış gibi daha 28 yaşında) diğer yandan da şarkıdaki kızımızın beyniyle oynayıp yeni bir şeyler tecrübe etmeye davet edip, gerçek Hollywood kadınları gibi fettanlığını ortaya koyuyor. Ancak albümün ağır topları Giddy Stratospeheres ve Weekend Without Makeup. Blondie'yi andıran basit, atik ve son kertede insana kancayı atan rifflerin ağırlığını koyduğu Giddy Stratospheres, Jackson'ın her notasından cazibe akan vokaliyle bir yandan şarkının kahramına "hadi ne duruyorsun, çek git artık" şeklinde öğüt verirken, dinleyene de "hadi ne duruyorsun, ayağa kalksana" şeklinde şarkının temposuna eşlik etmesini buyuruyor. Şarkı dinleyeni o kadar sarıyor ki, insanın sevgilisini terk edesi geliyor. Weekend Without Makeup ise The Smiths'den Johnny Marr'ı andıran gitarları, Kate Jackson'ın ilk defa sergilediği hüzünlü vokalleri ve şarkının post-punk'a yaklaşan çizgisiyle bambaşka bir açıdan insanı cezbediyor.
The Long Blondes'un kerameti yazının başında da bahsi geçen Pulp gibi, ABC gibi kendilerinden evvel pop sahnesine çıkan Sheffield'lı gruplarla aynı yerde. Şatafat, gösteriş, endam, karşısındakini böcek gibi hissetiren o "cool"luk. Belki de bunu yegâne çıkış noktası olarak görüyorlar. Kimbilir kentlerinin üzerinde çöken sıkıntı ve boşluk bulutundan sıyrılmanın yolunu yaşamın da ötesinde bir mertebeye ulaşmakta görüyorlar. Özgür olabilmek için film karelerine mahkûm olmayı, nefes alabilmek için stratosfere uzanmayı, yaşamak için ölümsüz olmaya çalışıyorlar.
Someone To Drive You Home/The Long Blondes/Equinox