Suçluyu savunma sanatı

Suçlu birini nasıl savunursun?
Hukukçuların (daha çok avukatların ya da avukat adaylarının) karşılaştığı klişeleşmiş ve özünde avukat-hakim ikileminin adaletteki rolü tartışmasını barındıran bir sorudur bu.
Haber: YASİN KÖSE / Arşivi

Suçlu birini nasıl savunursun?
Hukukçuların (daha çok avukatların ya da avukat adaylarının) karşılaştığı klişeleşmiş ve özünde avukat-hakim ikileminin adaletteki rolü tartışmasını barındıran bir sorudur bu. Ve pratik hayata girinceye kadar çoğu zihni en çok meşgul eden, fakültede öğrenilenlerin tatmin edici bir cevap vermeye yetmediği bir soru... Hukukçu paradigmasıyla -adalete uygun davranma- uyuşmayan bir çelişkiler yumağı...
Bu sorunun doğrudan muhataplarından avukatlar adalete uygun davranmak zorundalar mı? 'Evet' demeliyiz değil mi? Çünkü işin ucunda bozulan bir toplumsal barış var ve barışın sağlanması için avukatlar daha 'adil' olmalı. Peki neden bir avukat mühendisten daha adil davranmalı? (Benim burada herhangi bir meslek gurubuna yönelik 'adil olmamalı' gibi bir tavsiyem ya da düşüncem yok. Sadece toplumun neden avukatlara diğer meslek mensuplarından daha fazla sorumluluk yüklediğini irdeliyorum.) Mühendisler hukuk mezunu olmadıkları için mi? Yoksa mühendisliğin adaletin sağlanması ile bir ilgisinin olmamasından mı? İki cevap da kabul edilebilir. Biz bu cevapları avukat için düşünebilir miyiz acaba?
Taraf tutmak
Kısmen düşünürüz ama avukatların adaletin sağlanmasında doğrudan bir rolü olmadığı gerçeğini de gözardı edemeyiz. Bu hakimin işidir. Avukatın işi ise 'taraf tutma'dır. (Bu gerçeği avukatlık stajımın ilk zamanlarında öğrendiğimde okul hayatımdaki adalet ütopyasına avukatlıkla varmanın çok mücadele gerektirdiğini zihnime iyice kazıdım.) Avukat taraf tutandır ve bundan ötürü vekil olmayı kabul ettiği andan itibaren müvekkili aleyhine bir davranışta bulunamaz. Dava esnasında müvekkilinin haksız olduğunu anlayan bir avukatı düşündüğümüzde adaletin sağlanması için yapacak bir şeyinin kalmadığını görürüz. Müvekkili aleyhine beyanda bulunamayacağı gibi karşı tarafı da aynı davada savunması mümkün değildir. Hal böyle olunca avukatlığın 'taraf tutan' mı yoksa 'adaleti sağlayan' mı olduğuna siz karar verin.
Aslında ortada bir sorun yok değil mi? Bir duvar ustasından düzgün ve sağlam bir duvardan başka bir şey isteyemeyeceğimize göre, avukattan da esaslı bir 'taraf tutma'dan ötesini isteyemeyeceğimiz gibi, bunu beklememeliyiz de. Ama öyle değil. Hâlâ bir problem var. Avukat her ne kadar meslek (taraf tutma) erbabı olsa da adil davranmak zorundadır. Çünkü avukat, hukuk fakültesi mezunudur. Çünkü hukuk fakültesi adil olmayı buyurur. Çünkü hukuk fakültesi 'adaleti sağlama' (hakim) merkezli eğitim verir. Ve bu böyle oldukça hukuk mezunlarının büyük bir kısmı mesleğin ilk yıllarında hayatlarının -zihinsel anlamda- en sancılı dönemlerini yaşayacaklar.
Benim naçizane fikrim, avukat ve hakimlere aynı eğitimi veren hukuk fakültelerinin eğitim sistemlerinin gözden geçirilmesi gerektiği yönündedir.
Sonuç itibarıyla adil çözümün ortaya çıkması için savunma vazgeçilmezdir. Savunma içinse 'teknik taraf tutan', avukat... Başka bir meslek mensubundan daha fazla bir sorumluluk taşımamasına rağmen adaleti sağlamak adına adil davranmayı özümsemiş, savunmanın kutsallığına inanmış tüm avukatların 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutlarım.
- Her insanın savunulacak bir yönü vardır.

YASİN KÖSE: Hukukçu