Tarhan Erdem ve bir seçmen olarak insan

Ülkelerin yaşamları farklı süreçlerle iktidarların devredildiği uzun erimli bir tarihi içerir, geçmişi ve geleceğiyle... Bu nedenle hiçbir seçimin galibi ya da mağlubu yoktur. Ancak doğruları ve yanlışları vardır.
Haber: CÜNEYT ÇALIŞKUR / Arşivi

Ülkelerin yaşamları farklı süreçlerle iktidarların devredildiği uzun erimli bir tarihi içerir, geçmişi ve geleceğiyle... Bu nedenle hiçbir seçimin galibi ya da mağlubu yoktur. Ancak doğruları ve yanlışları vardır. Eğer bir galibiyetten söz edilecekse, 2007 seçimlerinin galibi 'Tarhan Erdem'dir. Çünkü sayesinde bilim, özen, dikkat, titizlik, etik, sorumluluk kazanmıştır. Tüm bunlar evrensel değerlerdir ve bu kavramları içselleştirebilmiş ülkeler gerçekten galip ülkelerdir.
Tepkiselliğin yönlendirdiği davranışların (tepkisellik zamana yayılmış bile olsa) doğru ve yararlı sonuçlar verdiğine tanık olmadım hiç. Refleksle tepkisel davranış modellerini birbirinden ayırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle 'halkın muhtırası' deyişinden nasıl hoşlanmıyorsam 'toplumsal refleks' deyişinden de o denli hoşlanmıyorum; her ikisi de birer metafor olsalar bile... Sosyologların toplumsal analiz yöntemleri tek tek bireylerin analizini sağlayan psikanaliz yöntemlerinden büyük destek görmüştür. Kuşkusuz bu işleyiş karşılıklılık kuralları içinde gelişir. Yani bu durumun tam tersi de geçerlidir: Zaten epistemi de bir anlamıyla bu demektir.
Söz konusu olan insan faktörüyse, bir siyasi partinin gecekondularda yaşayan gelirsizlerle (dar gelirliler bile diyemiyorum) kışın ısınmaları için kömür dağıtması, en azından yazlıkçılara mangal kömürü dağıtmayacağını bilmesi anlamına gelir. Bu olgu, sizi gülümsetse de, çıtası alçak bile olsa, bir bilinç düzeyidir. Açsa ve üşüyorsa kişinin bilinçdışı 'ben'in farklı konulardaki tüm ketlemelerine karşın 'ben'le ya da 'ben', bilinçdışıyla tek bir duygunun üretilmesinde geçici bir barış yapar: Öfke! Üretirken bu öfke yöneleceği nesneyi bilmektedir: Yöneticiler! İşte seçimler, gerek destekleyerek, gerek desteklemeyerek bu öfkenin boşalım anıdır. Kimse verilen destekten sadece ödüllendirildiği sonucunu çıkarmamalıdır; bu bir cezalandırma yöntemi de olabilir. Bu noktada, bırakın serbest çağrışımı, hipnoz bile işe yaramayabilir. Aç ve üşüyen düşlerden çıkarsamalarda bulunmak karavana atmaktır.
Hiçbir insan onuru, gerçekten çaresiz kalmamışsa ianeyi kabullenmez. Bu koşullarda yaşatılan bir seçmen olarak insan şükran değil, öfke üretir. Verdiği oyla aldığı kömürün bedelini öder, salt borçlu kalmamak için.
Bir seçmen olarak insan kendi geleceği konusunda dört-beş yılda bir, tek bir sözcük kullanmaktadır. Demokrasinin ilk koşullarından biri olan bu iradeye, şu ya da bu şekilde yapılacak bir müdahale, kimliğinin imha edilmesi anlamına gelir. Dini: İslam bile yazsa, nüfus kâğıdı yırtılmıştır. Aidiyeti zedelenmiştir. Artık simgesel anlamda babasını öldürmesi kaçınılmazdır. Bu durum tepkisellik değil, olsa olsa bir nefs-i müdafadır. İyi babaların 'iyi' olabilmek için artık bu olguyu öğrenmesi gerekiyor. Onların arkasına sığınan öldürülmüş dedelerin de...
İktidar partisi sınıfını doğrudan geçmiştir. Önünde bir dizi sınav daha vardır. Neredeyse türban takacağımız sayın Tarhan Erdem galip gelmiştir. Demek ki siyasal bir simge bile olsa, türbanın altındaki galiplere izin verelim. Yepyeni bilimsel müjdelerle bizleri şaşırtabilirler!
Not: Tepki ve tepkisellik kavramlarının farklı kavranması gerektiğini düşünüyorum.