TELEVİZYONA TEPEDEN BAKIŞ

Dağlıca'da terörün dağladığı yürekler, aynı zamanda medyanın sorumsuzca kullanılmasının nelere yol açabileceğini bir kez daha gösterdi. Üstelik bu kez söz konusu olan diziler ya da dedikodu-itiraf programları değil, gazeteciliğin evrensel kurallarına hiç değilse şeklen uyması gereken haberler ve haber programlarıydı.
Haber: AB grubunun A'sI / Arşivi

Televizyon kışkırtır mı?
Dağlıca'da terörün dağladığı yürekler, aynı zamanda medyanın sorumsuzca kullanılmasının nelere yol açabileceğini bir kez daha gösterdi. Üstelik bu kez söz konusu olan diziler ya da dedikodu-itiraf programları değil, gazeteciliğin evrensel kurallarına hiç değilse şeklen uyması gereken haberler ve haber programlarıydı. Futbol yorumcusundan emekli askerine, aşk romanı yazarından dernek başkanlarına, özetle yerli yersiz herkes ekranlarda boy gösterdi. Strateji uzmanı kesilenler Türkiye'nin gerginliğini üçe beşe katladılar. Etnik vurgulamalı hamasetin sonuçları birçok kentimizde sokak, ev basmalara kadar vardı.Gazeteciliğin kurallarına uyarak başarılı bir şekilde Celal Talabani'ye haberlerde yer veren Mehmet Ali Birand'a laf edecek kadar ileri gidildi. Bu beyler bilmezler mi ki medyanın görevi toplumdaki çatışma, kavga konularını tartışma platformuna çekmektir. Bilmezler mi ki savaş, kavga kışkırtıcılığı ya da alenen ayrımcılık yapmak gazeteciliğin işleyebileceği belki de en büyük günahtır. Haberleri özgürce verme hakkımızı tabii ki, devlet dahil, herkese karşı savunacağız ama önyargılarımızı unutmaya çalışarak, mesleğin bize yüklediği bir sorumluluk olan otokontrolümüzü de ihmal etmeyerek... Şovenizmin tüm dünyada dalga dalga kabardığı bir anda yangına, bilinçli olmasa da, körükle gitmek önce bizim, sonra içinde buluduğumuz bölgenin ve giderek tüm dünyanın aleyhine olur.



İngiliz örneği
CNBC-e'deki Tudor'lar dizisi insanın aklına Osmanlı sarayı ve padişahları getiriyor. The Tudors'da tarihsel olayların yanı sıra kardinalinden kralına, kraliçesinden kortezanına kadar tüm kahramanların psikolojik durumları da ayrıntılı olarak ekranda boy gösteriyor. Dolayısıyla tarihi etkileyen insanların da biz faniler gibi zaaflarla dolu olduğunu görmek hem eğitici hem de eğlendirici oluyor. Şu sıralar ısrarla Cumhuriyet sonrasına odaklanan dizilerin yanı sıra yüzlerce yıl öncesine gitmek, belki biraz pahalı ama, çok şık olabilir. Tabii ki bütün paraları başrol oynayan iki üç oyuncuya verip her şeyden kısmamak kaydıyla.


Yeni diziler
Ekranlardaki onlarca diziye yenileri de ekleniyor. Daha birer bölüm izledik ama Sumru Yavrucuk ve Haluk Bilginer'in oynadığı Sevgili Dünürüm, Yavuz Bingöl ve Yetkin Dikinciler'in oynadığı Eşref Saati'nden biraz daha iyi gibi. Tatlı Bela Fadime yine çok bildik Güllü hikâyesini anlatıyor. Bir iki bölümünü gördüğümüz Kara İnci Türkiye'de "fantastik" türün neden yeterince kotarılamadığının yeni bir kanıtı olmaya aday görünüyor. Saçmaladık mı? Ama biz zaten yukarıdan baktığımızı hiç gizlemiyoruz ki...