TELEVİZYONA TEPEDEN BAKIŞ

Önce iyi haberler. Müjde Ar, Pınar Kür, Aysun Kayacı ve Çigdem Anad'ın NTV'de yaptıkları Haydi Gel Bizimle Ol onbinlerce erkeğin vıdı vıdı ettiği ekranlar için muhteşem bir ferahlık. Saygıda kusur sayılmasın ama Siyaset Meydanı...
Haber: AB grubunun A'sI / Arşivi

Kadınlar Kuarteti
Önce iyi haberler. Müjde Ar, Pınar Kür, Aysun Kayacı ve Çigdem Anad'ın NTV'de yaptıkları Haydi Gel Bizimle Ol onbinlerce erkeğin vıdı vıdı ettiği ekranlar için muhteşem bir ferahlık. Saygıda kusur sayılmasın ama Siyaset Meydanı, 32. Gün ya da Ahmet Hakan'lı, Mehmet Barlas'lı programların bunca yıldır yakalayamadığı sahiciliği dört kadın neredeyse iki ayda yakaladı. Eğer haşlamayacaklarsa sık sık erkek konuk alıp onlara platform açmaları gerekmiyor. Zaten her taraf erkeklere açık. Siyasetten magazine yalnızca kadınları duymak istiyoruz ve bu "erkek" medya için büyük bir gereksinim. Şu anda "talk show" deyince ekranların en iyileri tartışmasız bu dört kadın.
Ama (ne de olsa bu sütunu yazanların yarısı erkek) bir açıklama gerekiyor. Akşam gazetesine verdikleri bir röportajda formatın orijinal olduğu söylenmiş. Oysa ABC 1997 yılından beri başını Barbara Walters'ın çektiği bir grup kadına (şimdilerde Whoopi Goldberg de katıldı galiba) The View adlı bir program yaptırıyor ve de Haydi Gel Bizimle Ol bu programdan iyice esinlenmiş gibi duruyor. Ama ne gam. Müjde Ar'ı özlemiştik. Anad, Kür ve Kayacı da değişen oranlarda pozitif katkı yapıyorlar programa. Müjde Ar terör konuşulurken, hem Halil Ergün'e hem Hüsamettin Cindoruk'a laf dolandırmadan "kadınefendice" ders verdi. Kadınlarımız müthiş, ille konuşturacaklarsa da, erkekleri daha az konuştursunlar. Ha, bir de program bayağı uzun. Kısaltma düşünülemez mi?
Gazeteciye ders
Ekim ayındaki son Siyaset Meydanı'nda Prof. Dr. Ünsal Oskay'ın, Kırca'nın heyecanlı "toplumsal refleks" saptamasını(!) "gaza getirme" diye tercüme etmesi bizce haftanın olayıydı. Kırca'nın şimdiye dek, gazetecilerin artık klişeden öteye geçmiş kimi "ezber"lerinin herkes arafından "yutulmadığını" öğrenmesi gerekirdi. Kırca konuklarını duygu seli altında boğmaktan vazgeçip konuşmalarını manipüle etmeye çalışmaktan sarf-ı nazar eylemeli. Oskay'dan sonra konuşan Prof. Dr. Haluk Gürgen de, Kırca'nın almaya çalıştığı cevabı bir türlü vermedi. Deneyimli gazetecilerin de, zaman zaman, derse ihtiyacı vardır.
Geçtiğimiz pazar TRT'de yayınlanan Leyla İpekçi ve Emre Aköz'ün programı da, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ı, türbanlı
eşini bahane ederek, nasıl savunuruza dönüşüp bizleri şaşırttı. Meğerse sayın Kılıç TBKP, STP ve DEP kararlarında ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ihmal etmemiş. İpekçi ve Aköz, DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından ise hiç söz etmediler.
Asi
Yeni dizi Asi ilk bölümüyle umutları tamamen boşa çıkarmadı ama tam da karşılamadı. Dizinin ilk bölümünün sorunu ırmakta boğulma tehlikesi gibi sahnelerin biraz amatörce olması ve de artık gerçekdışı olmaya başlayan kırsal kesimdeki "emansipe" kadın tiplemeleri. Tuba Büyüküstün Amerikan daha doğrusu western'den fırlamış bir "southern belle" gibi ata binip duruyor. Nur Sürer ve Tuncel Kurtiz hep güvenilir oyuncular ama bu kez Çetin Tekindor için aynı saptamayı yapmak zor. Tekindor, bir Shakespeare oyunu için okuma provası yapıyor gibi. Kurtiz ve Tekindor'un damat-kayınpeder olduklarına inanmak, yaş itibarıyla, çok kolay olmuyor. Neyse ki Tomris Giritlioğlu'nun projeleri genellikle giderek açılır. Asi'de bunun ipuçları var. Şimdilik bu kadar tepeden bakmak yeter. Senaryodaki "Paraları var diye her yeri kendi malları sanıyorlar"
gibi klişelere söz etmek için daha erken. Cuma akşamlari
için Eşref Saati'ndense Asi'yi yeğleyin dersek çok haksızlık etmiş olmayız.