TELEVİZYONA TEPEDEN BAKIŞ

Son günlerde medya sitelerinde (çok sıkı dedikodu ve kışkırtıcılık yapıyor çoğu, atlamayın) aynı haber. Yeni sezona başlayan dizilerin üç-beş bölüm sonra boyunları vuruluyor. Şimdiye kadar tam 11 dizi yayından kalkmış.
Haber: AB grubunun A'sI / Arşivi

Televizyon dizilerden sorulur
Son günlerde medya sitelerinde (çok sıkı dedikodu ve kışkırtıcılık yapıyor çoğu, atlamayın) aynı haber. Yeni sezona başlayan dizilerin üç-beş bölüm sonra boyunları vuruluyor. Şimdiye kadar tam 11 dizi yayından kalkmış. Ama üzülmeyin onların yerlerini hemen yenileri alıyor. Mafyadan dönem dizilerine her şey mevcut. Yani dizi sayısı azalıyor ya da iyi diziler kötü dizileri ekrandan kovuyor diye sevinmenin alemi yok çünkü devam eden dizilerin, bir ikisi dışında, IQ'su da EQ'su da yerlerde sürünüyor. Üstelik de biz izleyenlerin IQ ve EQ'larını bahane ederek bunu yapıyorlar. "Bodyguard" yani "Fedai" iki taraf için de iyi bir test olacak. Ama bizim esas merak konumuz "I will always love you"nun Kadırga Oda Orkestrası'yla mı yoksa saz heyeti eşliğinde mi söyleneceği.
Türk'ün mafya merakı
Şu anda iki "sessiz"imiz var. Biri Kırık Çanaklar mı, Yaprak Dökümü mü olduğuna henüz karar veremediğimiz Sessiz Gemiler, diğeri Sessiz Fırtına. İkincisi, bizim "buralı" değil de "oralı" bir aile. Sünnet ve mevlütlerle "Batılı yaşam" tarzının karışımının gözümüze sokulduğu bir dizi. Ne demek mi istiyoruz? Çocuklara aynı gece tabanca ve Küçük Prens'in hediye edildiği bir dizi (nedir bu bizim senaristlerin Küçük Prens merakı ise ayrı bir konu). Müziğinden önemli karakterlerine her şeyin Hollwood mafya filmlerinden kopyalandığı hiç gizlenmiyor. Birinci bölümünde düğünün basıldığı bir ağır çekim vardı ki anlatmakla olmaz, görmek gerekirdi. Mafya ailenin içine polisin yerleştirdiği ajan kıza (Arzum Onan) bir gıdım inanmak için gerçekten de insanın IQ'sunun epeyce sınırlı olması gerekiyor. Onan'ın dublajının da yapılması şart gibi görünüyor. Tek umudumuz, Bayraktarların büyük oğlunun (Erkan Petekkaya) Onan'a sorduğu "Sen polis misin?"in cevabının, belki de diziyi şu anki hiç de parlak olmayan durumundan kurtarması olabilir ama bu da iki bölümden sonra çok zayıf bir ihtimal gibi duruyor.
Oğlum ve Annem
Ana ve oğul deyince akan sular durur diyeceğiz ama ekranlarda nedense durmuyor. Oğlum İçin, insanların yemek yerken uzun uzun birbirlerine ve uzaklara bakmasının dramatik olduğunu düşünen bir dizi. Sinemamızın belki de en iyi iki-üç oyuncusundan biri olan Fatma Girik bile, etrafını saran sınırlı yetenekli kimi oyuncular yüzünden neredeyse rol yapmayı unutacak. Annem ise iddiasız bir dizi gibi başladı ama Vahide Gördüm'ün inanılmaz performansıyla kendine epey hayran kazandı. Fazla uzatmadan bu dizinin kadınları (genç kız Duygu Yetiş, babaanne Emel Göksu Keleş) parlak, erkek oyuncuları (Talat Bulut, İlhan Şeşen) onlara tam da ayak uyduramıyorlar deyip bitirelim.
Popstar Alaturka
Şimdi bu da nereden çıktı demeyin. Son gördüğümüz Popstar Alaturka'da Armağan Çağlayan'ın açtığı ve Bülent Ersoy'la Orhan Gencebay'ın uzun cümlelerle katıldıkları "dekolte ve ahlak" tartışması ise dizileri de aştı. Tabii efendim plajda giyilen mayo dekolte olmazdı ama ya "sahnede en uca gidenlere" ne demeliydi? Herkes neden kendi alanının uzmanlığıyla yetinmez demeyeceğiz çünkü demokrasi böyle bir şey: İfade özgürlüğü herkes içindir, değil mi?