Teoloji ve dinler fakültesi

Dünyada çok sayıda dinlerin olması, yeknesak bir tanımının yapılmasını zorlaştırmasına rağmen ortak noktaları esas alınarak din; "Doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar bütünü"...
Haber: NİYAZİ KAHVECİ / Arşivi

Dünyada çok sayıda dinlerin olması, yeknesak bir tanımının yapılmasını zorlaştırmasına rağmen ortak noktaları esas alınarak din; "Doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar bütünü" şeklinde tanımlanır. Klasik anlaşılımıyla, kutsal, değişmez (dogmatik)dir ve gönülsel teslimiyeti gerektirir. Dinsel düşünmeye göre, insanlıkta dinsel ve dinsiz dışında gruplaşma olmaz ve dinler, hak ve batıl ekseninde değerlendirilir.
Bilimsel ve dinsel bilgi
Kaynağı nesne olan bilimsel bilgiyi elde etme yöntemi, akıl, deney ve gözlemdir ve dinin tam tersi biçimde, dünyasal obje ile birebir temasa dayanır ve sadece fizik evren ve içindekileri ile ilgili kozmolojik soru ve sorunlara cevap arar ve verir. Bu bilgi, şüphe ihtimali barındırır ve daha sağlam delillere dayanarak gelişir ve değişir.
Dinler, kaynağı Tanrı olan bilgi kümeleridir. Elde edilme yolları, peygamberlerin rüyaları, aracı melek ve dini önderlerin şahsi ilhamıdır. Kaynağının bir süje olması dinleri, sübjektif-öznel yapar. Bu bilgi, inanç esasına dayandırılarak dogmatik ve mutlak yapılır. Yani sübjektifin dogmatikliği ve mutlaklığı. Fakat bu mutlaklık, o inanç sistemine inananlar içindir. Başka inanç sahipleri için tartışılır olması, evrenselliğini ve bütün insanlık için geçerliliğini önler ve tüm mutlaklık iddialarına karşın, onu göreli yapar.
Doğaüstü nitelik atfedilmesine rağmen, tarihine bakıldığında, farklı kültür, topluluk ve bireyde farklı biçimlerde olması dinleri, insansal yapmaktadır. Bu normaldir, çünkü bir şey, tanrısal da olsa, beşer beyni ile temastan sonra, o beşerileşir. Ayrıca kendi kurallarına göre insanlara önerdikleri hukuk ve vicdani tavır-ahlak ise, din bilgileri içinde en az mutlak olanlardır. Çünkü bunlar, din yaygınlaştığı ölçüde yer, insan ve zamana göre değişerek mutlak olmaktan uzaklaşırlar. Bir realite olarak dinsel bilginin tanımı, idrak ve tahlil biçimleri, sadece dinden dine değil, aynı dinin mezhebinden mezhebine ve bireyinden bireyine değişiklik gösterir. İşte dinlerin bu karakteristiği, dinsel bilgiyi, bilimin objesi yapmaktadır. Dinin de, bilim olarak üniversite bünyesine ithali, onun bilimsel bilgi görüldüğündendir. Papa XVI. Benedictus'un, Regensburg Üniversitesi'ndeki dersinde yaptığı ve kıyamet koparan konuşmasındaki çabalarından biri bu idi.
İlahiyat ve teoloji
Bir tanrıya dayalı çalışma ve düşünce olan ilahiyat, dar bir kavramdır ve tek dinin doktrinini ve öğretilerini ele alır. Bu nedenle ilahiyat, savunmacıdır (apologetic). Her dinin ilahiyatının kendini savuması normaldir ama bu, statiklik ve sübjektifliktir ki bilimsel objektiviteye terstir.
Teoloji, sübjektif bir şey olan dini, objektif olan bilimle incelemektir. O, ritüellerin ve ibadetlerin ruhunu anlamayı ve onlara bilimsel anlam yüklemeyi sağlar, dini yeniler ve onu çağın idrakine söyletir. Ülkemizde kurbanın bile teolojik anlamı hâlâ bilinemiyor. Bu nedenle bir teolog ile din alimi arasındaki fark, din aliminin, dini vahiy eksenli, teologun ise onu bilim perspektifi içinden anlamaya ve açıklamaya çalışmasıdır. Dinsel bilgi, insan düşüncesine hitap ettiğinden onun anlaşılabilmesi, insanın bu bilimsel-dinsel düşüncesinin geliştirilmesine bağlıdır.
Aydınlanma Çağı sonrası teoloji
Aydınlanma, dinin dogmatiklik dokunulmazlığına müdahale etti, onun yeniden kavramlaştırılmasının ana hatlarını çizdi ve onun, insan beynine aşkınlığına son verdi. Artık, sadece dinin mutlak hakikatini savunmak veya kendi dinini galip kılmak gayesiyle dinle ilgilenilemiyor. Aydınlanma ile paralel gelişen; demokratik devlet ve dünyevi olanı belirten ve dünyanın nesnel halinin gözönünde tutulması demek olan seküler veya laik hareketler, laik toplumlarda dini, bir yaşam biçimi olmaktan çıkardı ve vicdan olayına dönüştürerek tanrı ile insan arasında bir iletişim bilimi yaptı. Bunun sonucu olarak, varlığını sürdürebilmesi için din, beyinleri iknaya, kendi üreteceği maddi ve fikirsel imkanlara muhtaç hale geldi. Çünkü bir kısmı dine bağlı devlet, bir kısmı devlete bağlı din şeklinde de olsa, demokratik devletler dine ilgisizdir.
Türkiye'de ilahiyat
Türkiye'de İlahiyat Fakülteleri, Avrupa'da olduğu gibi teoloji ve bütün dinleri kapsayıcı fakülte fonksiyonunu görmek amacıyla kurulmuştu. Fakat İslamiyete hasredilerek toplum düzeyinde folk din hizmeti sunacak alimler ve görevliler yetiştiren kurum oldu. Bu ihtiyacı karşılamak için bu fakülteler elbette sürdürülmelidir.
Teoloji ve dinler fakültesi
Türkiye'nin, şu nedenlerle ayrı bir teoloji ve dinler fakültesine ihtiyacı vardır:
1- Türkiye'de yaşayan her din mensubunun dinini öğrenebilme demokratik imkanının olması. Böylece Yahudiler, Hıristiyanlar, diğer din mensupları ve Aleviler, dinlerini ülkemizin öğretim kurumlarında öğrenme imkanına kavuşacaktır.
2- Bütün dinleri analitik ve karşılaştırmalı tanımak (Analitic and comparative studies). Küreselleşen dünyada bütün insanlarla empati ve iletişim kurabilmek için dinlerini, kendinizin ve dininizin kurgulaması ile değil, onların bildiği gibi bilmek gerekir. Bu fakülte, çağımızla, gelecek çağlarla ve özellikle üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa ile iletişimimizin tıkalı kanallarını açacak, iletişim engellerimizi ortadan kaldıracak ve dinsel diyalog ve uyumumuzu sağlayacaktır. Dünyanın en global ve herkesi kuşatan bir milleti olan Türk milletine de bu yakışır.
3- Toplumumuzun, dinsel düşüncesinin çağdaşlaşmasi için teolojik metodoloji ile kendi dinini çalışmaya ihtiyacı vardır. Çünkü çağımızda pozitif bilimlerin gelişmesi ve egemenliğini kurması, dini obje haline getirdi, onu rasyonel ve tecrübi kavramayı zorunlu yaptı. Bu nedenle dinleri, klasik ilahiyat üslubuyla anlamak ve çağın bilimsel beyinlerine anlatmak giderek imkansızlaşıyor.
4- Çağımızda diyalektik teoloji, dinsel metinlere rasyonel-analitik-eleştirel metodoloji ile yaklaşıyor. Batı'da Kitab-ı Mukaddes, Kilise ve Hıristiyanlığın bu metotla incelenmesi 19. asırda başladı. Müslümanlar, henüz buna başlamadığından, İslam hakkında bu metodoloji ile yapılan teolojik eleştirilere cevap verebilecek İslam alimi nadir bulunur. İslam'ın yetkilileri, "Bu çeşit eleştirilere her türlü cevabı veriyoruz," diyebilirler. Fakat rasyonel ve bilimsel eleştirilere dinsel cevap veriyorlar. İslam'ı ince teolojik bir metotla eleştiren Papa'nın konuşması, bu teolojik metotla ele alınabilseydi, reksiyonlar farklı olacaktı.
5- Teoloji, dinsel metinlerin satırları arasındaki ince anlamları bulmayı sağlar. Teoloji sayesinde dini düşüncemizde bilimsellik egemen olduğu zaman, magazin düzeyine indirgemeden ciddi konulara ciddi yaklaşabilir hale geleceğiz. Bir konu üzerinde, o alanda ve hatta hiçbir alanda eğitimi bulunmayan kişiler ahkam kesebiliyorsa, o ahkamın, bilimsel hiçbir değeri yoktur. Bu ahkam, bilimsel dünyada dikkate alınmaz ve onların sahibi, "Yanlış anladınız," hitabına muhatap kalın düşünen cahiller olarak görülür. Çağımızda, bu duruma düşmekten daha kötü bir durum yoktur.
6- Dinler, sadece inananına bırakılan bir obje olmaktan çıktı ve bu dünyada huzurlu yaşayabilmeleri için dinsizler dahil bütün insanlık, dinlere ilgisiz kalamaz oldu.
7- Dinlere, o dinin mensubu olmayan din alimlerinin de katkıları gereklidir.
8- Bu fakültede görev yapacak alimler, şüphesiz ilgili ilahiyat eğitimini alacaklardır. Fakat ilahiyatçı olmak zorunda kalmayacaklardır. Bir alim, dinine göre kafir olmak ve kafir ilan edilmek korkusuyla ilim yaparsa, düşünme özgürlüğüne sahip olamaz. Şimdiki ilahiyat eğitimi alan kişiler, dinsel olmak zorunda ve toplum tarafından da öyle olmaları isteniyor. Bu durum, ülkemizde laiklikle sorunlar doğuruyor. Bu fakülte, bir dinin dinsel psikolojik baskısından kurtulacağı için teologlara bilimsel-dinsel özgür çalışma ortamı sağlayacaktır. Böylece, dinsel düşünmenin gelişmesi için olmazsa olmaz şart, "zıt fikirlerin çatışması ve dinsel metinleri çapraz okuma" imkanı doğacaktır.
Dinler arası diyalog isteyenler, son basamaklarla değil, ilk merhale olan teoloji eğitimi ile ilgilenmeli ve dinleri bir ilim ve irfan çatısı altında toplamalıdır.
Teolojik çalışmaya bir örnek olmak üzere, Papa'nın konuşmasının bütününün tercümesini ve teolojik analizini isteyenlere gönderebilirim.
NİYAZİ KAHVECİ: Doç. Dr., teolog