Tercih hakkı

Tercih hakkı
Tercih hakkı
Angelina Jolie'yi korkaklık, Meryem Uzerli'yi sorumsuzlukla suçlayanlar olacaktır. Işıltılarını onlara kimse vermedi, kimse de geri alamayacak. Ve ihtimal, dünya daha anlamlı bir yer olacak, biz sayelerinde birey oluşumuzu anımsadıkça
Haber: KARİN KARAKAŞLI / Arşivi

Hayatın bir doğal akışı var. Ne kadar bağımsız hayatlar sürmeye çalışsak da sonuçta şu ya da bu kenarından bizi sarıp sarmalayan bir rutini. Esir düştüğümüz alışkanlıklar, değiştiremediğimiz düzenler var. Bir yerden sonra radikal karar almayı, beklenmeyeni yapmayı neredeyse imkânsız hale getiren uyuşturucu bir tekdüzelik. Son dönmede iki kadın işte bu alışıldık düzenleri yerle bir etti.
ABD ’li oyuncu Angelina Jolie’yi hep sıra dışı kararlar alıp bunları gönül rahatlığı ile uygularken izledik. Çılgın gençlik dönemi, dövmeleri, sinema endüstrisine dair cesur çıkışları, aşkları, evlilikleri, Brad Pitt ile birlikte üçü evlatlık toplam altı çocukla kurduğu devasa aile ve son on yıldır Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği İyi Niyet Elçisi olarak mülteciler için hiç aksatmadan sürdürdüğü çalışmalar, bu çıkışlarından sadece birkaçı. Onunki bir duruş, o nedenle de bütünlüklü ve tutarlı.
Daha önce bir başka vesileyle yazmış olmalıyım. Jolie’nin mülteciler için kullandığı şu tanım, kendi hayatının da özeti sayılır: “Onlar birer rakam değil. Onlar anne, baba, eş, doktor, mühendis, öğretmen. Onlar sağ kalmayı başarmış muhteşem birer birey...”

Onun tercihi

Bu muhteşem birey yine yapacağını yaptı ve estetik üzerine kurulu koca sektörü, yüksek oranda kanser riski taşıdığı gerekçesiyle iki göğsünü birden aldırdığı haberiyle kökünden sarstı. 14 Mayıs’ta New York Times gazetesinde yayımlanan ‘Tıbbi Tercihim’ adlı makalesinde üç ay içerisine sığdırdığı bu ameliyatları ve sebeplerini samimiyetle paylaşıyordu: “Annem kanserle yaklaşık 10 yıl mücadele etti ve 56 yaşında öldü. İlk torununu görecek ve kollarına alacak kadar yaşadı. Ancak diğer çocuklarım onu asla tanıyamayacak ve ne kadar sevecen, cömert bir insan olduğunu bilemeyecek. ‘Annenin annesi’ ile ilgili sıklıkla çocuklarımla konuşuyoruz. Her seferinde onu bizden ayıran hastalığı anlatmaya çabalıyorum. Çocuklarım bu hastalığın benim başıma da gelip gelmeyeceğini sorduklarında onlara hep endişelenmemelerini söyledim ama aslında bozuk bir BRCA1 geni taşıyorum ve bu da göğüs ve yumurtalık kanseri olma riskimi büyük oranda artırıyor.”
Altı çocuk annesi 37 yaşındaki oyuncu, doktorlarının yüzde 87 meme kanseri, yüzde 50 yumurtalık kanseri riski taşıdığını söylemesi üzerine ameliyat olmaya karar verdiğini açıkladı. Teşhisin 2 Şubat’ta konulduğunu, iki hafta içinde ameliyat masasına yattığını belirten Jolie, meme cildinin korunarak içinin boşaltılması ve implant yerleştirilmesi olarak özetlenecek müdahaleleri açıkyüreklilikle paylaşırken kadınlığa dair şehir efsanelerini yıkmayı da ihmal etmedi: “Çocuklarımı görünüşte rahatsız edecek hiçbir şey yok. Küçük yaralarımı görüyorlar, o kadar. Geri kalanı her zamanki anneleri. Kişisel bir not olarak ,eskisinden daha az dişi hissediyor da değilim. Sağlam bir tercihle güçlenmiş hissediyorum ve bu karar kadınlığımdan hiçbir şey eksiltmiyor.”
Nitekim her aşamada desteğini esirgemeyen Amerikalı oyuncu Brad Pitt de hayat arkadaşı Angelina Jolie’nin “kahramanca bir tercihte bulunduğunu” belirtti. Sözleri ailenin daha da sıkıca bağlandığının işaretiydi: “Dünyada en çok istediğim şey onun benimle ve çocuklarıyla sağlıklı ve uzun yaşaması. Tüm ailemiz için mutlu bir gün…”

Birey ve seçenekleri

Jolie’nin annesi Marcheline Bertrand, 2007’de yumurtalık kanserinden yaşamını yitirmişti. Angelina Jolie’nin ‘mastektomi’ operasyonu açıklamasının üzerinden iki hafta geçmişken teyzesi Debbie Martin’in meme kanseri nedeniyle 61 yaşında öldüğü açıklandı. Her kadının bu bir hayli pahalı testlere ulaşabilmesini de özel bir talep olarak iletmişti Jolie. Bundan sonra bu uğurda mücadele edeceğini tahmin etmek güç değil. Seslenişi pek çok kadını harekete geçirecek kadar kuvvetli: “Yaşadıklarımı gizIi tutmak istemedim çünkü kanser gölgesi altında yaşadığını bilmeyen pek çok kadın var. Dileğim onları da bu gen testinden geçerek, eğer risk oranı yüksekse, tercih edecekleri güçlü seçenekleri olduğunu bilmeleri.”

Uzerli’nin dellenişi!

Sorun da bu ya… Ne kadarı için harekete geçersin hayatının? Ne kadarı için seçeneğin olduğuna inanırsın? Bunu bir de ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinin Hürrem Sultan’ı Meryem Uzerli’nin ‘tükenmişlik sendromu’ tedavisi görmek üzere apar topar Berlin’e gitmesi üzerine düşündüm. Dahlolduğu öğütücü bir sistemi kendisinden bağımsız pek çok açıdan sarsacak hale getiren, onun katlanamama hali oldu.
Oysa devasa yapım şirketleri, kesin hükümlü anlaşmalar, çekim koşulları hesapta sarsılmaz ve sorgulanmazdır. Şimdilerde Antalya Televizyon Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alırken sahneye çıktığında söyledikleri anımsanıyor Uzerli’nin: “Diziler çok uzun, bu manyaklık.”
Elbette dizi için çözüm bulunur. Senaryo değişikliği yapılır, ‘sorun çıkaran’ oyuncuyla yollar ayrılır. Ama sonuç itibarıyla set çalışanları açısından da gayri insani koşulları defalarca gündeme geldiği halde kimsenin kılını kıpırdatmadığı düzeni bu kadının sarstığı unutulmaz. Ve umarım onun bu ‘dellenişi’ hayırlara vesile olur.
Geriye dünyanın yargısı kalır. Angelina Jolie’yi korkaklık, Meryem Uzerli’yi sorumsuzlukla suçlayanlar olacaktır. Ben onlara bakarken çok cesur, deli yürek iki güzel kadın görüyorum. Işıltılarını onlara kimse vermedi, kimse de geri alamayacak. Ve ihtimal, dünya sayelerinde daha anlamlı bir yer olacak, biz sayelerinde birey oluşumuzu anımsadıkça. Razı gelmeme hakkımızı kullandıkça doyasıya.