Tiyatro savaşları

"Bizden bir kız vardı, tırnakçı! Tiyatro çıkışında izleyicilerin ceplerini araklardı. Eğer iyi bir oyun sahnelerseniz, seyirciler çıkışta dumura uğrar, bizim kızın işleri de yolunda giderdi..." Replikleri tam olarak hatırlayamasam da...
Haber: DAVİD OJALVO / Arşivi

"Bizden bir kız vardı, tırnakçı! Tiyatro çıkışında izleyicilerin ceplerini araklardı. Eğer iyi bir oyun sahnelerseniz, seyirciler çıkışta dumura uğrar, bizim kızın işleri de yolunda giderdi..." Replikleri tam olarak hatırlayamasam da, yakın cümleler kurmuştu arkadaşı, Vladimir Bendl hapishanedeyken. Haklıydı da... İşte, oyundan çıkarken, Savaş İkinci Perdede Çıkacak da beni bir hayli etkilemiş ve düşündürmüştü.
Uzun bir aradan sonra nihayet perdeler açılırken içim buruk. Artık Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde ve Taksim Sahnesi'nde oyun izleyemiyoruz. Atatürk Kültür Merkezi şimdilik kurtuldu gibi. Bir kongre mekânı ve -sanki yeterince yok da- bir alışveriş merkezinin inşası gündemde. Hâlbuki tüketimle sarılmış toplumumuzun ihtiyaçlarından biri tiyatro. Sanat tüm dallarıyla, tüketim felsefesini dengeleyebilecek müstesna güçlerden biri. Yıkımla ilgili bürokratların, yetkililerin birkaç oyun izlemelerini öneriyorum. Neyi yıktıklarının farkına varırlar, belki... Atatürk, "Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir" der. Kapanan her sahne, sanata dair her engel, koparılan bir damardır. Ardından gün gelir, bakmışsınız verilen hasar geri dönüşü olmayan noktayı geçmiş. Biz gençlerden beklentiler yüksekken, eksilen her sahnemize karşılık, başarının yolunu kaybediyoruz. Birazcık sağduyu kalmışsa, bu yolun tiyatro yıkmaktan geçmediği rahatlıkla kavranabilir. Ancak ben, tiyatrolarımız bir bir azalırken gene de iyi bir izleyici olmaya kararlıyım. Kalem kılıçtan keskinse eğer, genç kalemimle, buldozerlerin karşısındayım! Oyunumuz Savaş İkinci Perdede Çıkacak, ama trajikomik olarak tiyatro için "savaş" perde açılmadan çıktı!
Oyun, Çek oyun yazarı ve yönetmeni Oldrich Danek'e ait. Dilimize kazandıran ve oyunun reji-tasarımını yapan Yücel Erten. Vladimir Bendl'i Hakan Meriçliler canlandırıyor. Alpay İzbırak, İpek Bilgin, Burak Şentürk, Levent Güner, Şenay Gürler birden fazla rolde oynuyorlar. Oyun, Vladimir Bendl'in, 1970'lerdeki, son günlerinden başlıyor. Ardından geçmişe dönüyoruz, 1920'lere... Bendl'in tiyatroya ilk gelişine, "makyaj masası"nda oturmanın ne demek olduğunu öğrendiği zamana. Onun amacı ne şan ne şöhrettir, sadece oyunculuk. Bendl amacına ulaşacaktır ve yaşamıyla oyunculuk ayrıl(a)maz bir bütüne dönüşecektir. Zor bir süreç yaşanmaktadır. II. Dünya Savaşı ve faşizm yükselirken, çok kritik tercihlerle yüzleşecektir. Yapılacak seçimler, aşk, aile, sanat ve siyaset üzerinde dile gelirken, Bendl'dan çok, "içindeki oyuncu" verecektir kararları. Ne yazık ki kararlar bir yıkımı getirecektir ve yaşamı son bulurken, bir oyuncunun yer yer güldüren, trajik öyküsü bizi derinden etkiler.
Oyunun müzik direktörlüğünü Çiğdem Erken üstlenmiş. Etkili müzik oyunun gücünü artırıyor. Işık düzeni Yakup Çartık, kostüm tasarımı Gülhan Kırçova'ya ait. Dekor sade ve iyi, özellikle sahnenin şartları düşünüldüğünde. Fakat en başta oyunculuk iyi ve dekorda daha fazlasını aramıyor gözler. Bazı sahneleri (örneğin Nazilerin zulmünü yansıtırken, konuklar dans ederken) "ağır çekim"den seyrediyoruz. Bu sahnelerdeki koreografi ve yüzlerdeki ifadeler çok çarpıcı. Tüyleri diken diken ediyor dersek abartı olmaz...
Savaş İkinci Perdede Çıkacak, düşündürücü bir oyun. II. Dünya Savaşı gibi zor bir dönemde, sanatçının yeri ve görevini acımasızca sorguluyor. Onun aydın kimliği nerede başlıyor? Var mı? Oyunculuk sevgisinin sınırları neresidir? Bir annenin ölümü, bir kadından gelen farklı bir teklif, bir Nazi başkomiserinin sorgulaması... Zorlu olayların karşısında bir tiyatrocunun duruşu ne olmalı? Günümüzün değerleriyle kendi yanıtlarımızı verebiliriz. Vladimir Bendl'in seçimleriyse hep tiyatrodan yana oldu. Hayatının oyunculuktan farklı bir gerçeği, varoluşu yoktu neredeyse... Bendl'in sahnede performansı kusursuzdu belki ama feda ettikleri telafi edilemez nitelikteydi. Dört yakınını kaybetti, akıl sağlığı bozuldu, ama tiyatro tutkusu hep oradaydı. Oyunun bir diğer önemli yönü, Nazilerin zulmünü işliyor olması. Başlıca üç karakter üzerinden Yahudilerin maruz kaldığı gerçek aktarılıyor. Burada da Vladimir Bendl'in seçimlerini izliyoruz ve oyunun bütünlüğünde izleyicinin Bendl'a bir anlayış geliştirebileceği inancındayım.
Savaş İkinci Perdede Çıkacak ile tiyatroyu sorgulayacak, sanatçıların tavrını öğrenme şansı yakalayacaksınız. Gülecek, duygulanacak ve kimi zaman kızacaksınız belki... Henüz Oda Tiyatrosu yerindeyken, insanlık için anlayışımızı pekiştirmek ve Türk tiyatrosunun yıkılmasına karşı durmak adına tiyatroya gidelim.
Oyun, Oda Tiyatrosu'nda, 20 Kasım'dan itibaren, pazartesi hariç her gün
http://www.dtgm.gov.tr
istanbuldt@dtgm.gov.tr

DAVİD OJALVO: Gazeteci