Tiyatrotem ve III. Riçırd Faciası

Tiyatroseverlerin dikkatini, birkaç bakımdan çok yararlı bir proje ve çok başarılı bir çalışma olarak Tiyatrotem'in III. Riçırd Faciası adlı oyununa çekmek isterim. Tiyatromuzun uluslararası arenaya özgün bir kimlikle çıkması üzerinde ısrarla duranların, bize özgü geleneksel seyirlik oyunlarımızdan...
Haber: SEVDA ŞENER / Arşivi

Tiyatroseverlerin dikkatini, birkaç bakımdan çok yararlı bir proje ve çok başarılı bir çalışma olarak Tiyatrotem'in III. Riçırd Faciası adlı oyununa çekmek isterim. Tiyatromuzun uluslararası arenaya özgün bir kimlikle çıkması üzerinde ısrarla duranların, bize özgü geleneksel seyirlik oyunlarımızdan gerektiği gibi yararlanılmamasından yakındıklarını biliyoruz. Öte yandan, uzun bir süre gelişimini sürdürememiş olan bu oyunların günümüzün tiyatro beğenisine yanıt vermediği de açık bir gerçektir. Bu bağlamda Tiyatrotem'i, öncelikle, bugüne kadar sergilediği oyunlarla, ortaoyunu, gölge oyunu ve kukla geleneğinden yola çıkarak çağdaş tiyatro anlayışına doğru örnekler oluşturacak bir çalışma içinde olduğu için kutluyorum ve bundan önce sahnelenen Lahana Sarma adlı gölge ve kukla oyunu ile Alfred Jarry'in Kral Übü adlı oyunundan uyarlanan Alem Buysa adlı oyunlarını da dikkate alarak, tiyatromuzun, her yaştan seyirciye yönelen önemli bir topluluğu olarak değerlendiriyorum.
III. Riçırd Faciası'nda, sahnelenmesi ve izlenmesi hiç de kolay olmayan ünlü bir Shakespeare oyununun; trajik boyutu gözardı edilmeden, özü bozulmadan, eğlendirici olduğu kadar düşündürücü bir kukla oyununa dönüştürülmüş, yeni bir kukla anlayışıyla sahnelenmiş olduğunu görüyoruz. Bu özellikleriyle oyun, yalnızca tiyatro yaşamımıza yeni bir katkı değil, metin seçimi, düzenlemesi, sahne uygulaması ile bütünüyle yararlı ve başarılı bir çalışma.
Kukla diliyle sahnelenmiş olan bu oyunda, arkasındaki iki minik uzantıdan tutulup oynatılan küçük bir yapıntı kuklayla, kukla gibi hareket eden beş oyuncu rol alıyor. Görünüşte insan kuklalar, yapıntı kuklayı konuştuyor ve oynatıyorlar. Fakat oyunda iddia edilen, yapıntı kuklanın insan kuklaları oynattığı. Bu durumda oynatan/oynatılan ikilemi arada bir yer değiştirerek gündeme getirilmiş oluyor. Shakespeare'in III. Richard oyununda, kahramanın çevresindekileri parmağında nasıl büyük bir ustalıkla oynattığı, fakat sonunda kendi oyununa yenik düştüğü anımsandığında, Tiyatrotem'in, bu uygulamayla oyunun özündeki oynatan/oynatılan ikilemine ışık tuttuğu söylenebilir. Sahne uygulamasında gözetilen hiyerarşi ile oyunun öyküsünün yansıttığı hiyerarşik toplum düzeni arasında da koşutluk var. Kukla insanlar, yapıntı kuklayı Usta olarak selamlıyor ve ona saygı gösteriyorlar. Kuklalaşmış oyuncuların gerçek kuklaya gösterdekileri saygı, kendi içinde kukla sanatına gösterilen saygıya doğru evriliyor. Usta, oyunu anlatan, yorumlayan, belli yerlerinde beklenen tepkiyi gösterendir. Shakespeare oyununun, öteki tarih oyunlarıyla bütünleşen tarihsel konusu ve ana teması olan iktidar tutkusu Usta tarafından açıklanıyor. Usta bir yandan, Richard'ın niyetinin, düşüncelerinin ve uygulamalarının uyandırdığı dehşeti yaşarken, bir yandan da durumun ahlaki değerlendirmesini yapandır. Özel kimlikleri olmayan, fakat her biri kendine özgü biçimsel bir tavır ve konuşma biçimi sergileyen insan kuklalar ise ayak işlerini görüyor, anlatıma uygun tepkiler gösteriyor ve yer yer Shakespeare metninden seçilmiş sahneleri canlandırıyorlar. Bu canlandırmalarda hem inandırıcılık gözetilmiş hem de yadırgatıcı/ironik bir üslup uygulanmış.
Başarılı uyarlama
Shakespeare'in III. Richard'ını anlamlı kılan, 15. yüzyılda Makyavelci dünya görüşünün, taht kavgasına oldum olası alışık olan İngilliz krallık yönetimince nasıl benimsediğini, hiçbir ahlaki değerle çelmelenmemiş olan Richard gibi bir taht adayının böyle bir düşünce ortamında neler yapabileceğini göstermiş olmasıdır. Freud'un, sakat ve çirkin bir insan olan Richard'ın hastalıklı ruhsal durumu konusundaki açıklamaları onun çılgınlık boyutundaki tutkusunun kaynağını açıklıyorsa da, bu çılgınlığın kadın erkek bütün saraylıların ikiyüzlülüğünün, çıkarcılığının, kendini beğenmişliğinin, budalalığının katkısı ile amacına ulaşmış olması toplumun ve yönetimin yapısı bakımından düşündürücüdür.
Shakespeare'in bol olaylı, karmaşık konulu tragedyası düşündürücü ve eğlendirici bir kukla oyununa dönüştürülürken, ana temanın bireysel ve toplumsal boyutlarına sadık kalınarak seçme, özetleme, açıklama, yorum yapmaya dayalı bir düzenleme yapılmış. Başta Çetin Sarıkartal olmak üzere, Tiyatrotem'in kurucuları Şehsuvar Aktaş ve Ayşe Selen, bu trajik boyutlu Shakespeare oyunundan, onun düşündürücü ve korkutucu özünü bozmadan yeni bir eğlendirici bir metin üretmişler, başarılı bir dramaturji çalışmasıyla bu metnin eleştirel bakışla değerlendirilebilmesini, aşırı tutkunun korkutucu boyutunun algılanmasını sağlamışlar.
III. Riçırd Faciası'nın oyunculuğunda da yalın olduğu ölçüde titiz bir uygulamaya tanık oluyoruz. Ayşe Selen, Şehsuvar Aktaş, Serpil Göral, Kıvanç Kılınç, Nergis Öztürk'ten oluşan oyuncu kadrosu insan kuklaları ustalıkla canlandırıyorlar. Oyunculuk anlayışına, tavırda tutarlılık, açık seçiklik, yalınlık ve şakacı bakış açısı egemen. Shakespeare'in oyunundan seçilmiş kimi sahnelerin kuklalaşmış insanlar tarafından aslına uygun olarak canlanırılması, ana rollerin farklı oyun kişilerine bölünerek oynanması, araya Usta'nın duygusal tepkisinin ya da etik yorumunun girmesi bu etkileyici sahnelerin de uzak açıdan seyredilip değerlendirilmesini ve sağlıklı bir eğlence üretilmesini sağlıyor.
Kötücül gücün korkutucu boyutunu, oyunun yalnızca seyircisi olmanın bilinci ve güvencesi altında gözlemlemenin tehlikesiz keyfini yaşatan III. Riçırd Faciası'nı mevsimin en başarılı çalışmalarından biri olarak görüyor, oyunları, ulusal ve uluslararası festivallerde takdirle karşılanan Tiyatrotem'i, kukla tiyatrosuna getirdiği yenilik ve çalışmalarındaki özen için kutluyorum.