''Türkiye recme evet dedi''

Milliyet gazetesi eski yazarlarından gazeteci-yazar Erbil Tuşalp, 25. kitabı Kuklaturka'da Türk siyaset sahnesinin kahramanlarını anlatıyor. Tuşalp, Recep Tayyip Erdoğan, Necmettin Erbakan, Kenan Evren...
Haber: YASEMİN BAY / Arşivi

Milliyet gazetesi eski yazarlarından gazeteci-yazar Erbil Tuşalp, 25. kitabı Kuklaturka'da Türk siyaset sahnesinin kahramanlarını anlatıyor. Tuşalp, Recep Tayyip Erdoğan, Necmettin Erbakan, Kenan Evren, Bülent Ecevit ve daha pek çok siyasetçinin üzerinden Türk siyasi hayatına bakıyor. Her ne kadar roman tanımlaması yapılsa da Kuklaturka titiz bir araştırmanın ürünü. Roman kahramanı, siyasal İslam'a hizmet eden biri ve kafası oldukça karışık. Pişmanlık yaşadığı halde siyasal İslam'a hizmet edenlere takdirlerini sunmaktan da alıkoyamıyor kendini. Kimi yerde Başbakan Erdoğan'ın sözlerini kendisininmiş gibi söylüyor kimi zaman şeyhinin rolüne bürünüyor.
Kuklaturka için yakın tarihe ilişkin ezberi bozacak tanımlaması yapılıyor. Nasıl bir ezber sizce söz konusu olan?
Bu coğrafya çoğunluğu Müslüman olan bir halkın yaşadığı bir toprak parçası. Bu nasıl bir İslam? Bir kere dini bir söylem: Hayatınızı A'dan Z'ye düzenleyen bir kurallar dizisi. Aynı zamanda bir devlet yönetme biçimi, hukuk... Tartışılmayan bir metinle bunları sürdürmeye kalktığınız zaman yapacağınız tek şey ezberlemek ve uygulamak. Rönesans, Reform tartışmış, ayrı yollarını bulmuşlar ama İslam öyle değil. Ezber o.
Evren'in iki açıklamasına yer veriyorsunuz kitabınızda. Evren korkunç nitelemesi yaparak askeri liselere 813 tarikatçı öğrencinin sızdığını açıklıyor. Fakat darbenin ilk yıllarında da Evren'in 'dinin çok gerekli bir yapıştırıcı olduğuna' inandığını söylüyorsunuz. Öte yandan bir başka örnek veriyorsunuz; Başbakan Erdoğan'ın iki sözü. Önce "Biz referansı İslam olan bir düşünceyi temsil ediyoruz" diyor, daha sonra "Biz din eksenli bir parti değiliz". Bu çift taraflı söylemler neden kaynaklanıyor?
Net tercihler olmamasından. Siyasette değişkenlik bu kadar süratli, birbirini reddeden açılarla olmaz. Olursa 'kukla'nın ipi aklıma geliyor. Darbe yapıyorsun, Türk İslam sentezini savunuyorsun. Ondan sonra "Korkunç! Askeri liselere tarikatçı öğrenciler sızdı" diyorsun. Neden sonuç ilişkisi işte bu. Bu, bir zıtlık meydana getiriyor. Ama bu zıtlığı siyasetçinin yüzüne vuracak bir siyasal, toplumsal örgütlenme yok. Onlar söylüyorlar ve biz dinliyoruz sadece.
Siyasal İslam için büyük önem taşıyan son durak birinci Özal dönemi diyorsunuz kitabınızda. Görünenden farklı bir tablo sanki söz konusu olan?
Sokaktaki insan için öyle, farklı. Hatta Özal dönemini izleyen önemli gazeteciler için bile öyle değil. Herkes Özal'ın parti kurma sürecini şöyle anlatır: İstifa etti, Göcek'e, sonra da ABD'ye gitti, döndü, parti kurdu. Oysa, Özal Göcek'ten Suudi Arabistan'a gitti Arap sermayesiyle anlaştı. Suudi Arabistan'dan uçtu Washington'a. Bunu atlarsanız olmaz. Şimdiki başbakanımız milletvekili bile değilken Beyaz Saray'da kabul gördü. Baba Bush'un Özal'a sevgisi oğul Bush'un Erdoğan sevgisine dönüşüyor. ABD'nin amaçları var. Ortadoğu'ya göz dikmiş adam.
Askeri darbeler, uyarılar siyasal İslam'ın önünü açıyor mu?
Açıyor evet. Mehmet Özgüreş diye bir adam vardı, bütün darbelerde yer aldı. Askeri hükümetlerde diyanet işlerinden sorumlu devlet bakanı oldu. Öldüğünde cenaze namazı kılınırken başındaki imam şu lafı etti: "Yalnız Türkiye'de değil dünyada İslamiyet'e yaptığı hizmetler..." Peki ne yaptı bu adam? 12 Eylül'de devlet dairelerinde türban örtüneceğine ilişkin ilk tasarıya imza attı. 60'taki darbede önemli adam, 80'de de. Bu uzun soluklu, sinsi bir mücadele biçimi. Kadrolarını süreç içinde oluşturuyorlar. Hilmi Özkök'e bakın. "Biz olmasaydık onu general bile yapmazlardı" diyen bir Fethullah Hoca...
Demirel, Erbakan ve Ecevit'in din iktidarının en güçlü silahları olduğunu söylüyorsunuz. Size bu tespiti yaptıran neydi?
Kendi eylem ve söylemleri. Süleyman Demirel, tek başına iktidar olduktan sonra 100 küsur imam hatip okulunun açılması için olur verdi. Başbakanlık'ta namaz kılmaya başlayan Müslüman bir başbakan. Özal'ın babası padişahtan icazetli imam. Evren, "Ben bir hoca çocuğuyum" diyor. Babası, Akhisar ve çevresinde Ulusal Kurtuluş Savaşı'na karşı olan hareketin içinde bir adam. Ecevit beni çok hayrete düşürdü. Siyasete başladığında ezan sesine, Ramazan'da davul çalınmasına hatta hacca karşı. Ve gördünüz Fethullah Gülen'le ilişkisini...
Ecevit, "Ben laik değilim sözünü"...
Etti.
Ona o sözü söyleten neydi?
Yeni Şafak'ın haftalık Aksiyon dergisine kapak oldu. Sordular, söyledi. Susurluk olayından sonra köşkteki yuvarlak masa toplantısına, Cumhurbaşkanı Demirel bütün parti liderlerini çağırdı. MİT'in gönderdiği Susurluk raporundaki isimlerden biri Fethullah Gülen'di. Ecevit şunu dedi: "İcap ederse onu Milli Güvenlik Kurulu'nda savunurum."
Gülen'in 1980'lerin ortasından 97'ye kadar devlet tarafından desteklendiğini söylüyorsunuz.
Destekleniyor. Salt inanca dönük değil, inancı iktidar yapmaya dönük bir iş. Siyasal İslam'ı iktidar yapmanın yollarının arayışlarından biridir Fethullah Gülen.
Peki siyasal İslam'ı illegaliteden kurtarıp legaliteye çıkaran olaylar nelerdir?
Faik Türün Paşa, 12 Mart'ın simge askeri, teğmenliğinde şeyhin terliğini öpen bir adam. Turgut Sunalp ve Muhsin Batur, 12 Mart'ta Necmettin Erbakan'ı Zürih'ten alıp Türkiye'ye getirdi. 12 Eylül'den sonra Turgut Paşa, Milliyetçi Demokrasi Partisi'nin başına geçti, gene tarikat şeyhinin elini öptü. Ordu, Atatürk'ün laikliğini, ilkelerini savunan Türkiye'de önemli kurumlardan biri. Ama içlerinde bunlar da var.
AKP'nin 1 yıl 3 ay 4 gün içinde iktidar, Erdoğan'ın da 1 yıl 6 ay 27 gün sonra başbakan olduğunu söylüyorsunuz. Bunun sırrı nedir?
Terziye bir giysi ısmarlarsanız. Kumaşını götürür, modelini seçersiniz. İlk prova için şu, ikinci prova için şu tarihte gelin, elbisenizi alın der. Onun gibi bir şey. 1 Şubat 2003'te AKP'nin tüzük değişikliğiyle her şeyde yetkili kıldılar genel başkanı. Yani bir padişah oluştu. Bu tüzük değişikliği ölüm tarihidir AKP'nin.
Kitapta sağ kesime dokunulmazken solculara her zaman çok yüklenildiğini söylüyorsunuz. Neden?
Bulunduğu kamp nedeniyle yükleniliyor. 12 Mart'ta Türkiye İşçi Partisi (TİP) de Milli Nizam Partisi (MNP) de yargı önüne çıkarıldı. İkisi hakkında da kapatma kararı verildi. Fakat MNP'nin Yargıtay'daki dosyası kayboldu, TİP'in dosyası onandı. TİP yöneticileri hapse, öbürleri siyasete girdi.
Şu anki siyasal ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Siyasetin iflası! Siyaset Türkiye'de sağlı ve sollu iflas etmiştir. Siyaset tamamen şirket ilişkisine döndü. Hangi iktidar üç yılda 122 bin memuru emekli eder, 167 bin memur alır? Ekim 2005'e kadar 117 bin 249 atama yapılmış. En çok atama yapılan bakanlık milli eğitim. Diyanet İşleri'nden 900 imamı alıp Milli Eğitim Bakanlığı'na getirmişler. Bu rakamlar varken "Türkiye'de şeriat tehlikesi var mı yok mu?" diye sorana "Git kardeşim yüzünü yıka gel" demem gerekiyor. Türkiye, İslam Konferansı Örgütü Genel Kurulu'nun sonuç bildirgesinin 62. paragrafında yer alan recm bölümüne evet dedi geçen yıl. Bu gazetede manşet, televizyonda birinci haber olmazsa ne olur?