Uyanma vakti

Yunanistan Yargıtayı'nın 'Lozan'a göre İskeçe'de Türk yoktur Müslüman vardır' gerekçesine dayanarak kapatılan İskeçe Türk Birliği, 80. yıldönümünü bilimsel ve kültürel etkinliklerle kutladı.
Haber: BAŞAK ÇALI / Arşivi

Yunanistan Yargıtayı'nın 'Lozan'a göre İskeçe'de Türk yoktur Müslüman vardır' gerekçesine dayanarak kapatılan İskeçe Türk Birliği, 80. yıldönümünü bilimsel ve kültürel etkinliklerle kutladı. Yunanistan'ın en eski ve köklü derneklerinden biri olan İskeçe Türk Birliği halen hukuki olarak kapalı olmasına rağmen de fakto olarak dinç, heyecanlı ve umut dolu. 4 Kasım Pazar akşamı yaklaşık 500 kişinin doldurduğu Zita Palas Oteli konferans salonunda, çoğunluğunu dernek üyelerinin oluşturduğu katılımcı kitlesinin, yaklaşık altı saat süreyle tüm panelistleri büyük bir ilgi ve sabırla dinlemesi de bunun en iyi örneğiydi. Konferans salonunda dikkati en çok çeken, Türkçe-Yunanca anında çeviri olmasına rağmen, anadili Yunanca olan Yunanistan vatandaşlarının parmak ile sayılmasıydı. Ne İskeçe'den Türk kökenli bir milletvekili de çıkaran muhalefetin Yeni Demokrasi Partisi'nden ne de iktidar PASOK partisinden üyeler ve temsilciler toplantıya gelmişlerdi. Genellikle Prof. Dr. Mümtaz Soysal'ın katıldığı toplantılara rağbet etmeleri ile bilinen Yunan basını da bu kutlamaya ilgisizdi.
Toplantıya katılanların önemli beklentilerinden biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde şu anda görülmekte olan dernek kapatma kararından açık bir insan hakları ihlali çıkması. Bu beklentinin kuvvetli ve sağlam sebepleri var. İki hafta önce Evros Azınlık Gençler Derneği'nin resmi kaydının reddedilmesi ile ilgili dava, Strasbourg'da, örgütlenme özgürlüğünün ihlali olduğu tespit edilerek sonuçlandı. AİHM'in bu davada ihlal kararı vermekte zorlanmadığını düşünmek doğru olur. Bu dava örgütlenme özgürlüğü konusundaki asgari standartların tartışmasız bir şekilde altına düşüyor. Yalnızca adında kullanılan sözcükler sebebiyle bir derneğin kaydına izin vermemek ya da derneği kapatmak, demokratik bir toplumda ne zorunlu ne de orantılı bir tedbirdir. Örgütlenme özgürlüğü konusunda hak esas, kısıtlama istisnadır. Bir örgütün fiilen nefrete ya da şiddete kışkırtması dışında sebeplerle doğmasına izin verilmemesi ya da yaşamına son verilmesi ne kamu düzeni, ne toprak bütünlüğü ne de devlet güvenliği gibi genel kavramlarla savunulabilir. Hele salt isimlerin kısıtlama sebebi olması istisna kavramının doğasına aykırıdır. Türkiye'de Türkiye Komünist Partisi'nin kapatılma kararında da aynı ilke sebebi ile bir insan hakkı hukuku ihlali oluşmuştu. AİHM, Evros Azınlık Gençleri Derneği (ki bu derneğin adında Türk ismi bile yoktur) kurucuları Bekir Usta ve diğerleri lehine verdiği kararda da dediği gibi, insanların kolektif olarak kendilerini ifade etmelerinin aracı olan dernekler, etnik bağlara dayanan sebeplerle ve hatta bir azlınlık bilincinin tartışılması amacı ile de kurulabilir. Etnik kimlik, insanın içine doğduğu cinsten bir kimliktir. Bu kimliğin etrafında dernekleşme talebi, hiçbir yurttaşı daha kötü bir yurttaş yapacak bir talep değildir. Tam tersine, talep, eşit bir yurttaş olma talebidir. Yurttaşlık projesi, herkesin illa da aynı dil ya da dilden olması üzerine kurulmaz. Bu proje, birbirlerinden çok farklı olan insanların, siyasi bir ideal olan eşitlik temelinde biraraya gelmesini esas alır. Derneklerin neden o veya bu sebeple kurulduğunun değerlendirmesi ya da kimi sebepleri iyi diğer sebepleri sakıncalı ilan etmek devlet aygıtına düşmez. Ancak dernek barışçıl faaliyetlerinin dışına çıkarsa, şiddeti ve nefreti tahrik eden bir örgüt haline gelirse, devlet kamu yararını korumakla görevli olduğu için müdahale hakkına sahiptir. Derneklerin özgürlük alanı, beğenilen ya da beğenilmeyen, her türlü görüş ve grubu korur. İşte tam da bu sebeple bireyler, diğer dernekler ve siyasi partiler örgütlenen görüşün içeriğine bakmadan örgütlenme özgürlüğüne sahip çıkmalıdır.
Yunanlılar neyi bekliyor?
İskeçe Zita Palas otelinin konferans salonunda İskeçe Türk Birliği'nin örgütlenme hakkına yalnız kendi üyeleri sahip çıktı. Yunanca-Türkçe çevirmenler neredeyse boş tribünlere oynadı. Yunanistan yürütme ve yargısının yurttaşlarının asgari insan haklarını koruyamadığı bir ortamda, Yunan basını, sivil toplumu ve muhalefet partilerinin de bu skandalı eleştirmemeleri, İskeçe Türk Birliği'nin yanında Yunanistan vatandaşları olarak dayanışma göstermemeleri, Yunanistan'ın en köklü derneklerinden birinin 80. yılında acı çipura tadı bıraktı. Belki onlar da AİHM kararını bekliyor, kutlamalara katılmak için... Sözlü, yazılı, sanatsal yönleri ile etnik kültürlerini yaşatmak, arada müzik yapıp, tiyatro sergileyip futbol oynamak için yola çıkıp hepsi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinin birer uzmanı olmak zorunda kalan tüm İskeçelilerin, 80. yıl dönümü kutlu olsun. İskeçe'nin her yurttaşı için uyanma vakti çoktan gelmiştir.

BAŞAK ÇALI: Dr., Londra Üni.