Uygarlık insanları yutuyor

Portekizliler 16. yüzyılda Amazon'u keşfettiğinde bölgede yaşayan yerlilerin sayısı 3,5 milyondu. Ancak bugün sayıları tam onda birine, yani 350 bine düşmüş durumda.
Haber: ZAFER KANTAR / Arşivi

Portekizliler 16. yüzyılda Amazon'u keşfettiğinde bölgede yaşayan yerlilerin sayısı 3,5 milyondu. Ancak bugün sayıları tam onda birine, yani 350 bine düşmüş durumda. Nüfusun bu derece azalmasında Eski Kıta'nın sömürgecileri kadar, 21. yüzyılın altın arayıcılarının ve ağaç katliamının da payı var. Çünkü, 30 milyon çeşit bitki ve canlı barındıran, eski, zengin ve devamlı üretken ekosistemi nedeniyle dünyanın ısı ve oksijen pompası kabul edilen Amazon yağmur ormanlarında altın da bulununca, burası yeraltı zenginlikleriyle de dünyanın en kıymetli bölgesi olmuş. Amazon'un taşıdığı bu ekonomik değer, yağmur ormanlarının sonunu getirmek üzere. Tüm yaşam ve ihtiyaçlarını ağaç ve ağaç ürünlerinden karşılayan yerliler, hayat damarları gerçek anlamıyla kesilince yaşama alanlarını ve geleceklerini çok acı bir biçimde kaybediyor. 1988'de Brezilya hükümeti yerli halkların korunması için gereken maddeyi anayasasına soktu ama orman katliamının hâlâ devam etmesi, bu maddenin çalışmasını engelliyor.
Brezilya'nın Rio de Janeiro şehrinden kuzeye, Amazon bölgesine uçuş yaklaşık dört saat sürüyor. Yolculuğun son üç saati insana nerede ise yeşil bir halının üstünde uçuyor hissi veriyor. Çünkü aşağısı tamamen yağmur ormanı. Vardığımız bölgenin başkenti, Mister No adıyla yıllarca çizgi romanını takip ettiğimiz Jerry Drake sayesinde tanıdığımız Manaus. Bu şehirdeki insanların bize söyledikleri karşısında şaşırmamak elde değil: "Kuzeye doğru iki saat daha uçsanız, yine de hep aynı manzarayı görür ve ormanı bitiremezsiniz."
Ne kadar büyük olduğunu kanıtlayan Amazon, bir başka özelliğini de bize ilk sabahımızda sunuyor. Saat 07.00'de aniden başlayan yağmur hiç ara vermeden 11.00'e kadar devam ediyor. O kadar şiddetli ki "Artık burayı sel basar ve günlerce dışarı çıkamayız" diye düşünürken 15 dakika sonra yerde bir damla su kalmıyor. Su birikintileri tropik sıcak havanın karşısında fazla dayanamayıp, buharlaşıp gidiyor. Meğer bu yağmur senenin her günü aynı şiddette yağar ve insanlar bu saatler arasında sokağa çıkmaz, hatta dükkanlar bile açılmazmış. Neden buraya "yağmur ormanları" dendiğini böylece anlıyoruz. Yağmur ormana yağıyor, orman yağmuru çekiyor.
Güney Amerika'da altı ülkeyi içine alan bu ormanların en büyük kısmı Brezilya topraklarında. 8.5 milyon km2'lik ülkenin yüzde 27'si yağmur ormanı. Yani Amazonların sadece Brezilya'daki alanı üç Türkiye büyüklüğünde.
Dünyanın en küçük kabilesi
Nil'i geride bırakarak dünyanın en uzun akarsuyu olduğunu ispat eden Amazon nehrinde ormanın içlerine doğru süzülürken, ilk önce Deni yerlilerine rastladık. Genellikle nehir kıyısına serpilmiş, birbirinden bağımsız, ahşap tek göz oda evlerde yaşıyor ve ulaşımlarını küçük sallar aracılığıyla sağlıyorlar. Bu yerliler Manaus'a daha yakın olduklarından yaşam koşulları nispeten daha iyi diyebiliriz. Ancak, günler, saatler süren sal yolculuğundan sonra neredeyse insanın yön duygusunu kaybettiği, dünyanın neresinde olduğunu kavrayamadığı ormanın en iç bölgelerindeki Rondania eyaletinde yaşayan Wau Wau kabilesine rastlayınca, ortamlarının ne kadar medeniyetten uzak ve yaşamlarının ne kadar sadece ağaca bağlı olduğunu anlıyorsunuz. Bu kabile 250 kişiden oluşuyor. Barakaları ve kendilerine göre süslü yöresel kıyafetleri tamamen ağaç ve ağaç ürünlerinden yapılmış. Yabancı yüzü gördüklerinde iyi anıları olmadığı için ürküyorlar. 2004 yılında, silahlı yaklaşık 5 bin işsiz genç Wau Wau kabilesini basmış ve ağaç kesme yarışına girmiş. Buna karşı çıkan kabile üyeleri direnince ölenler bile olmuş. Bunun üzerine kabile reisi Brezilya'nın başkenti Brasil'e gidip olan biteni devlet başkanı Luiz Inacio Lula de Silva'ya iletmiş. Başkan da emir vererek bu silahlı grubu Rondania eyaleti dışına çıkartmış. Böylece dünyanın en az üyesi olan Wau Wau kabilesi büyük kabustan kurtulmuş.
Kabilelerin kabusu sadece bu çeteler olsa yine iyi. Amazon topraklarında keşfedilen altın yerlilerin başka bir kabusu olmuş. Hektarlarca orman kesilerek açılan altın madenlerinde gayet iptidai bir şekilde kazı çalışmaları yapılıyor ve çıkan altını temizleme çalışmaları civarı son derece kirletiyor. Ayrıca en fazla yerlilerin yararlandığı içme sularını da zehirliyor. Bilhassa Mato Grosso eyaletinde resmi olduğu kadar kaçak da çalışan maden işçileri yılda 200 ton altın çıkararak, Brezilya'yı dünyanın en büyük ikinci altın üreticisi yapmış.
Sadece Amazon bölgesindeki yeraltı ve yerüstü zenginliğiyle tüm dünyanın kıskandığı Brezilya'nın, ormanlarında yaşayan yerlilerine göre ise dünyanın en şanssız insanları kendileri.