Uzlaşmaya çağrı

Uzlaşmaya çağrı
Uzlaşmaya çağrı

Mayın patlamasında annesini yitiren, kendi de ağır yaralanan Zeynep Kurt, yavaş yavaş iyileşiyor.

Ana aktör AKP, kilit aktör CHP siyasi mutabakatı, bugün yeni Anayasa için de, Kürt sorununa çözüm olasılıklarının gerçekleşmesi için de önkoşuldur
Haber: E. FUAT KEYMAN / Arşivi

Referandumdan çıkan yüzde 58 evet sonucunu olumlu ama aynı zamanda ihtiyatlı bir gerçekçilik içinde yorumlamalıyız. Bu yorum tarzı bizi, referandum sonucunu Türkiye’nin laiklik-muhafazakarlık-etnik kimlik temelinde üçe bölünmesi yerine, toplumun Türkiye’nin temel sorunlarının çözüm yeri olarak “siyasi alanı” işaret ettiği ve bu alanı oylarıyla güçlendirdiğine götürecektir. Demokrasilerde, özellikle demokrasinin güçlendiği ve toplumsal yaşamda kurumsal ve zihniyet-davranış temelinde pekiştiği yerlerde, toplumsal sorunlar başta siyasi partiler olmak üzere, sivil aktörlerin de katılımıyla oluşan siyasi alanda çözümlenir. Siyasi alan, demokrasilerde genel anlamda parlamento olmakla birlikte, son yıllarda katılımcı demokrasi talepleriyle birlikte, sivil toplum ve kamusal alanı da içeriyor. Sivil toplum aktörleri ve kamusal demokratik müzakere süreçleri, ürettikleri politikalarla siyasi partileri etkileme için, karar alma süreçlerine katılma talebinde bulunur ve bu katılımla siyasi alanın içi de genişler. Bu genişleme içinde de, siyasi alan, hem siyasi rekabetin hem de toplumsal sorunların çözümlendiği, temel alan olarak ortaya çıkar. Referandum sonucu ortaya çıkan yüzde 58 evet ve yüzde 42 hayır, toplumun geniş anlamda toplumsal sorunlarımızın siyasi alanda çözülmesi üzerine yaptığı talebin ve bu yönde verdiği rızanın tezahürüdür. Alınan sonuçla siyasi alan güçlendi, temel sorunların çözümünün yaşama geçirildiği ana mekân olma yolunda çok önemli bir olanağı yakaladı.
Bu sonuçla, Türkiye toplumu (a) Yeni Anayasa için ve (b) Kürt sorunun çözümü için bir “vatandaşlık çağrısı”nda bulundu ve bu sorunların “siyasi alan” içinde çözümünü partilerden talep ediyor. Yüzde 58 evet, hem yeni Anayasa için toplumsal rızayı simgeleyen ve başta siyasi partilere “biz yeni anayasa için hazırız” diyen hem de Kürt sorununun çözümü için demokratik açılım sürecinin tekrardan canlanmasına onay veren-talep eden vatandaşlık çağrısıdır. Yüzde 58’i özellikle evet oylarının yüksek çıktığı Anadolu insanlarının “cahil”, “yoksul”, “eğitim seviyesi düşük” olmasının bir sonucu olarak görme yanlışlığını bırakıp Türkiye’de “kimlik alanından vatandaşlık alanına geçme” sürecinin başlaması, daha genelde de, Türkiye toplumunun “vatandaşlaşması” olarak değerlendirmeliyiz.

Vatandaşlık, insani boyut
“Gözlerini açtı ve anne dedi.” Referandumdan sonra Hakkari’de meydana gelen çocuk, genç, yaşlı demeden sivil insanlara saldıran ve dokuz kişinin ölümüyle sonuçlanan insanlık dış terör saldırısında yaralanan Zeynep’ın böyle dediğini okuduk. Dualarımız Zeynep’le, umarız bacaklarını kaybetmez, kısa zamanda iyileşir. Zeynep’in sözleri, kimlikten vatandaşlığa geçen Türkiye’de, Kürt sorununa çözümün, sadece kimlik taleplerini eşit vatandaşlık hakları ve özgürlükleri içinde değil, aynı zamanda çözümün ana ekseni olarak insani boyutu görmemiz gerekliliğini de bize hatırlatıyor. Siyasi alanın güçlenmesini ve toplumdan gelen yeni Anayasa ve Kürt sorununa çözüm için vatandaşlık çağrısını engellemek ve askeri-güvenlik temelli görüşü güçlendirmek için yapılan bu saldırıya karşı, siyasi alanın soruna çözümde eşit vatandaşlığı, demokratik müzakere sürecini ve insani boyutu güçlendiren bir tavır alması gerekiyor. Eğer bugün Türkiye’de yeni Anayasa yapmak için uygun ortam ve toplumsal rıza varsa, bu olanağın iyi değerlendirilmesi lazım. MHP ve Devlet Bahçeli’nin değişiklik paketi ile PKK ve terör sorunu arasında özdeşlik olduğunu söyleyen referandum söylem ve stratejisine karşı, MHP ve milliyetçi söylemin güçlü oluğu yerlerde değişiklik paketine yüzde 60 gibi yüksek oranda evet oyu çıktıysa, siyasi alanın bu oy oranının toplumun “demokratik açılım” sürecine, içi doldurulmak şartıyla, verdiği rızayı simgelediğini anlaması gerekiyor. Toplum silah, şiddet, askeri çözüm, toplumsal ayrışma istemiyor. Toplum silahların sustuğu, insan acılarının bittiği, siyasi partilerin konuştuğu ve demokratik çözümün yaşama geçtiği bir siyasi alanın oluşmasını istiyor. Toplum, askeri-güvenlik alanının değil, silahların konuştuğu bir ortamın değil, siyasi alanın güçlü olduğu bir Türkiye istiyor. Bugün toplumdan gelen talebi güçlü siyasi alan-eşit vatandaşlık-insani boyut denkleminde okumalıyız. Ateşkesin bir hafta daha uzaması değil, sürekli ateşkes olmasını ve Kürt sorununun tam anlamıyla silahsızlandırılması için de güçlü bir demokratik müzakere sürecini başlatmasını istiyoruz.

Çözümün önkoşulu
Referandum sonuçlarının daha derin değerlendirilmesiyle CHP ’nin referandumda çıkan yüzde 42 hayır oylarının oluşmasındaki birinci parti konumunu ortaya çıkartıyor. CHP’nin ve yeni lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sonuçlarla başarılı olup olmadığını tartışmasını sonraya bırakarak, referandum sonuçlarının şu iki gerçeği ortaya çıkarttığını vurgulamak istiyorum. Birincisi başarı oranı ne olursa olsun, bu referandum süreciyle, CHP’nin toplumla kucaklaşma sürecini başlattı. Anadolu ile, özellikle Kürt vatandaşlarımızla CHP arasındaki CHP tarafından son yıllarda örülen duvarlar yıkılmaya başladı ve CHP devlet merkezci siyasetten toplumla bağ kuran siyaset yapma sürecine ilk girişini yaptı. İkincisi ve daha da önemlisi, CHP’nin yeni Anayasa yapma ve Kürt sorununa demokratik çözüm süreçlerinin, ana değil ama kilit aktörü olduğunu bir kere daha ortaya çıktı. Örneğin Kılıçdaroğlu’nun genel af çağrısı, çok önemli tartışmaları başlattı. Eğer CHP çözüm sürecinde yer alır ve hükümetle siyasal mutabakat içinde olursa, Türkiye’de çok önemli süreçlerin başlayabileceği algısı toplumda, özellikle de Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da yaygınlaştı. Referandum sürecinde CHP, hayır propagandası yapmakla birlikte, hareket tarzıyla siyasi alanın güçlenmesine katkı verdi ve kendisinin kilit aktör olduğunu bir kere daha gösterdi.
Ana aktör AKP , kilit aktör CHP siyasi mutabakatı, bugün yeni Anayasa için de, Kürt sorununa çözüm olasılıklarının gerçekleşmesi için de önkoşuldur. Bu siyasi gerçeğin altını çizmeliyiz: Her iki partiye de, referandum sonuçlarını iyi okuyarak siyasi mutabakata gitmeleri çağrısında bulunmalıyız. Her iki partinin siyasi mutabakatı, bu partilerin BDP ile konuşmasını olanaklı hale getirecek, BDP’yi de kendine çeki düzen verme ve çözümün muhatabı ve aktörü olmaya zorlayacaktır. Bugün Türkiye, Kürt sorununda çözümün demokratik müzakereyle gerçekleşme olanağını yakaladı. Siyasi alan Hakkari saldırısı gibi provokasyonlara gelmemeli. Siyasi alanı evet oylarıyla güçlendiren vatandaş çağrı ve icrası, siyasi partileri de siyasi mutabakata, konuşmaya ve müzakereye çağırıyor. Bugüne kadar seslerini duymadığımız Zeyneplerden sonra, bugün Zeynep’i duyalım ve referandum sonuçlarını doğru okuyalım. Zaman bölünme analizleri yapma değil, aksine siyasi alanı göreve, AKP ve CHP’yi de ortak hareket etmeye, siyasi mutabakata çağırma zamanıdır.