Vamık Volkan'a açık mektup

Vamık Volkan'a açık mektup
Vamık Volkan'a açık mektup

Vamık Volkan.

Türkiye'nin kentlerinde sürekli olarak eşcinsel ve transgender cinayetleri gerçekleşiyor
Haber: BERK EFE ALTINAL / Arşivi

İsminizi değil psikoloji diplomasına sahip olmak, daha psikoloji öğrencisi bile değilken biliyordum. Öğrencilik dönemimde çeşitli kitaplarınızı okudum. İlk okuduğum kitabınız ‘Kimlik Adına Öldürmek’ ismindeydi. Uzun uzun anlatıyorsunuz: İnsanların, geniş grup kimlikleri adına nasıl gözlerini kırpmadan cinayetler işlediğini, bu cinayetlerin nasıl kitlesel trajedilere ve travmalara yol açtığını...
Buralarda benzer bir durum yaşanıyor, takip ediyorsunuzdur. Geniş medya ne kadar yer veriyor bilmiyorum, ancak Türkiye ’nin kentlerinde sürekli olarak eşcinsel ve transgender cinayetleri gerçekleşiyor. İki-üç günde bir, bu konuya duyarlı haber sitelerinde, dernek iletişim sayfalarında bu cinayet haberleri yer alıyor. Cinayetle sonuçlanmayan şiddet olayları ise kat kat fazla, kimi zaman bu olaylar da haber oluyor, kimi zamansa yaşandığıyla kalıyor. 

Rastgele
Eşcinsel ve transgender hareketi, uzun yıllardır gerçekleşen bu cinayetlerin ve şiddetin öyle rastgele olmadığını, her bir cinayetin ve şiddet eyleminin politik olduğunu ısrarla vurguluyor. “Eşcinsel ve transseksüel cinayetleri politiktir” yazan pankartlardan mutlaka görmüşsünüzdür.
Tam da böyle bir ortamda, bir süredir, bir grup psikolog, psikolojik danışman ve psikiyatr, eşcinselliğin bir hastalık olduğu ve onların da bu hastalığı önleyebilecekleri ve tedavi edebileceklerini öne sürüyorlar ve bu savlarını her fırsatta ortaya atıyorlar. Oysa, siz bir psikiyatri profesörü ve bir psikanalist olarak böylesi bir iddianın bugün dünyanın hiçbir saygıdeğer psikolog ya da psikiyatr tarafından ciddiye alınmayacağını çok iyi biliyor olmalısınız. Amerikan Psikoloji Derneği (APA) başta olmak üzere tüm psikoloji ve psikiyatri kuruluşları, böylesi bir iddianın sahiplerini şarlatan olarak niteleyecektir. Böyle bir şeyi size anlatmaya çalışmayı dahi anlamsız buluyorum.
Peki, böylesi bir iddiayı kim öne sürüyor o halde, diyeceksiniz belki. Bu iddianın sahibi Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED). Eşcinselliğin bir hastalık olduğu ve tedavisini kendisinin bulduğunu öne süren Cem Keçe tarafından kuruldu. Google’a “eşcinsellik” yazdığınızda en üstte onların adresleri çıkıyor. Bu adreste, ailelere çocuklarının eşcinsel olmasını nasıl engelleyeceklerinden tutun da, eşcinsellik hastalığına yakalanmış kişilerin nasıl tedavi edilmesi gerektiğine kadar bir yığın yalan yanlış bilgi karşınıza çıkıyor.
Neyse ki, uzunca bir dönem mail gruplarında, internet sitelerinde, gazete köşelerinde bu derneğin etrafa saçtığı bu bilgilerin doğru olmadığı ifşa edildi. Eşcinsel hareketi ve duyarlı psikologlar, bu derneklerin önüne giderek basın açıklamaları yaptı. Fakat bu dernek vazgeçmiyor. Her fırsatta, kürsü bulduğu her yerde eşcinselliğin bir hastalık olduğunu, eşcinsellerin anormal olduklarını anlatmaya devam ediyorlar. Bunu yaparak, sokaklarda gerçekleşen şiddetin bir başka versiyonunu yaratıyor. Üstelik bir de bundan para kazanıyorlar. Onlar, eşcinselliğin bir hastalık olduğunu her fırsatta söylerken, sokaklarda da birileri her fırsatta eşcinsellere saldırıyor, öldürüyor. Nefret söylemini nefret cinayetleri izliyor. Bunları da siz çok iyi biliyorsunuz zaten.
İşte bu söz konusu dernek, sizin önümüzdeki haftalarda konuğu olarak Ankara ’ya geleceğiniz ve bünyesinde eğitim vereceğiniz dernek. Şimdilerde, ulaşabildikleri tüm mail gruplarında ve internet sitelerinde “Nobel Barış Ödülü Adayı Prof. Dr. Vamık Volkan CİSED’in konuğu olarak Ankara’da” şeklinde mailler gönderiyorlar. İsminizi ve unvanınızı kullanarak kaybetmiş oldukları itibarlarını geri kazanmaya çalışıyorlar.
Dahası, sizin eserlerinizi okuyan, sizi takip eden birçok psikologu ve psikoloji öğrencisini dernekleri ile tanıştırmalarının bir yolu da olacak bu eğitim. Yaydıkları “Eşcinsellik hastalıktır, anormalliktir” şeklindeki nefret söylemini çok daha güçlü ve belki de çok daha kalabalık olarak yayacaklar.
Bütün bunları biliyor musunuz, bilmiyorum. Ancak, eğer gerçekten birilerinin “kimlik adına öldürülmesi” sizi rahatsız ediyorsa ne yapmanızın doğru olacağını tahmin edebilirsiniz. Sizin bunu yapmanız pek çok şeyi değiştirecektir.