Vicdani reddin ifade ettikleri

Vicdani reddin ifade ettikleri
Vicdani reddin ifade ettikleri
Yasalar aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı vicdani gerekçelerle askerlik hizmetinde bulunmayı reddetmenin önü açılsa da politik gerekçeli, antimilitarist ya da pasifist olmayan, seçici ret konularının tanımlanması zor gözüküyor
Haber: FERİT BELDER* / Arşivi

4. yargı paketiyle tekrar gündeme gelen vicdani ret düzenlemesi, Türkiye için artık bir tercih meselesi olmaktan çıkıp zaruret haline geldi. Dışarıdan çeşitli kanallarla süregelen baskılar, iç politikada da askeri haraketliliğin azalması gibi etkenler vicdani reddin tartışılmasına olanak veriyor. Ancak yasalar aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı bir şekilde vicdani gerekçelerle askerlik hizmetinde bulunmayı reddetmenin önü açılsa da politik gerekçeli, antimilitarist ya da pasifist olmayan yani her türlü şiddete karşı değil yalnızca şiddetin belirli bir biçimine karşı gerçekleşen seçici ret konularının tanımlanması oldukça zor gözüküyor.

Erkekliğe ait imgeler

Vicdani ret hem hukuki bir tanımlama hem de siyasal, sosyal bir tavır alma biçimidir. Bireyin politik inşası bağlamında kendisinden beklenen rolleri dini, ahlaki, felsefi ve politik gerekçelerle reddetmesi şeklinde tezahür eden vicdani gerekçeli ret, askerlik hizmetini kabul etmeme pratiklerini oldukça çeşitli hale getiriyor. Pasifist temelde her türlü şiddetin reddedilmesi ve şiddetin bir çözüm aracı olamayacağı yönündeki yaklaşımın yanı sıra bağlı bulunulan siyasal yapıların yürüttükleri belirli bir eyleme yönelik ‘seçici ret’ ya da toplumsal hayatın askeriyedeki gibi hiyerarşi düzlemiyle tanımlandığı militer düzenin reddi olarak antimilitarist saikli ret hareketleri de gözlemleniyor. Bu farklılıklar devletin olası vicdani ret düzenlemesi içerisinde de kendisine yer bulacaktır, ancak bu durumun ‘vicdani retçi’ kavramının tanımlanması yönünde bir zenginliği değil dışlamayı beraberinde getireceği daha muhtemel.
Çoğu ülkede olduğu gibi vicdani retçiler arasında en az ‘zararlı’ görünen unsurlar pasifistler ve tarihsel olarak pasifist tutum içinde olanlar. (Kuruldukları günden bu yana Yehova Şahitleri askerlik hizmetine karşı çıkmışlardır, ancak özü itibariyle pasifist değildirler. Yine de pek çok ülkede bu şekilde kabul görürler.) Ordunun militarist yapısı güç, cesaret ve kahramanlık gibi erkekliğe ait imgeler üzerine kuruludur. Bu sebeple, kadınların askerlik yaptıkları ülkelerde dahi geri hizmette görevlendirildikleri veya ikincil bir role sahip oldukları görülür. Benzer bir motivasyonla ideal asker ve askerlik imgesini oluşturan unsurların dışında kalan pasifistlerin yapılacak düzenlemeyle ilk elden vicdani retçi statüsünü alabilecekleri tahmin edilebilir. Bu yönüyle de pasifist temelli vicdani retçi statüsü aslında kişiye askerlik için uygun olmayan negatif bir karakter verme tehlikesi taşır. Sadece bu zeminde bile pasifistlerin ne şekilde, kim tarafından tanımlanacağı bir sorun haline gelecektir. İsrail’deki gibi bir ‘vicdan komitesi’ mi karar verecektir bu statüyü edineceklere?
Ayrıca bu yönde bir vicdani ret düzenlemesi, askerlik hizmetini reddetme pratiğini askerlik yapmamış olanların eylemleriyle sınırlamış olacak. Halihazırda askerlik hizmetine başlamış olanların vicdani retçi olma haklarının bulunmaması bu noktada ciddi bir eksiklik. Türkiye’de pek çok retçi askerlik hizmetine şu ya da bu gerekçelerle başladıktan sonra vicdani retlerini açıkladı. Bu kimselerin vicdani retçi statüsünü alamamaları dar bir vicdani ret tanımlamasıyla oldukça muhtemel. Bunun yanında vicdani ret eylemini antimilitarist ögelerle besleyen retçilerin politik tavır alma noktasında pasifist retçilerden ayrıldıklarını görüyoruz. ‘Parçası olmama’ ile ‘reddetme’ bu noktada birbirinden ayrışıyor. Devlet, yapacağı düzenlemede öznel ‘parçası olmama’ durumunu tanımlarken, politik ‘reddetme’ eylemine aynı hoşgörüyle yaklaşmayacaktır. Zira kamuoyu önünde antimilitarist eylemlerle vicdani retlerini açıklayanlar ve sisteme eleştiri getirenler ile pasifizm temelinde vicdanının, dininin ya da felsefi düşüncesinin kendisini askerlik yapmaktan alıkoyduğunu ifade edenlerin karşılaştıkları yasal, sosyal ve siyasal tepkiler birbirinden farklı. Genel olarak pasifist parçası olmama durumu daha kabul edilebilir cinsten.

Askerlik sırasında ret

Her türlü şiddeti reddeden grupların dışında şiddetin belirli uygulamalarını eleştiren ret motivasyonları da var. İsrail’deki yedek askerlerin son 30 yıldır tecrübe ettikleri bu pratik Türkiye’de tecrübe edilmedi. Tecrübe edilmemiş olması dolayısıyla tartışmalara dahil edilmiyor. Ancak, ister zorunlu askerlik hizmetini yerine getiren ister gönüllü bir şekilde asker olan bireylere, yürütülen bir askeri operasyonu adil bulmadığı için katılmama noktasında ya da belirli bir emri uygulamama konusunda (ya da belirli bir silahı vb.) herhangi bir vicdani inisiyatif hakkı verilmiyor. Bu durum ise askerlerin vicdanlarının tasarrufundan bağımsız askeri makinalar gibi tahayyül edilmesine sebep oluyor. Askerlik sırasında reddin tanınmaması, muhtemel vicdani ret düzenlemesi açısından bir diğer eksiklik olacaktır.
Öte yandan alternatif kamu hizmetinin getirilme konusu hiç şüphesiz bu hizmeti de karşı oldukları sistemin devamlılığı ile ilişkilendirerek reddeden total veya seçici retçilerin konumlandırılma sorunlarına gebe. Ya da alternatif hizmetin askeriye bünyesinde mi yoksa sivil otoriteler altında mı olacağı bu bağlamda önemli sorular olarak öne çıkıyor.
Son olarak, kadınlar, zorunlu askerlik hizmetine tabi tutulmasalar da hem Türkiye’de hem de dünyada vicdani ret hareketlerinin birer parçası. Yasal düzenleme kadınlar için pratikte bir şey ifade etmeyecek olabilir. Ancak yürüttükleri politik eylemlilikleri vicdani reddi yalnızca yasal bir tanımlama ya da birey-devlet ilişkileri bağlamında liberal bir talep olarak görmediklerini işaret ediyor. Vicdani gerekçeli reddin sınırlı bir biçimde düzenlenmesiyle bu kesimlerin hareketleri, eylemlerini savaş karşıtlığı yönünden ziyade, en başından beri
dile getirdikleri siyasal ve sosyal yapının kendilerine biçtikleri rolü kabul etmedikleri bir ‘reddediş’ pratiğine dayanmaya devam etme gücüne sahiptir.
Tüm bu meselelerin yanında ülkede vicdani ret düzenlemesinin yapılması en azından yasal olarak bir tanınma sağlanması yönünde önemli bir alan açabilecek. Sosyal ve siyasal bağlamda çok daha fazla şeyi ifade eden vicdani ret, hukuki düzenlemeyle hem sınırlanmış hem de yasal bir zemin kazanmış olacak. Ancak yine de vicdani ret pratiğinin sahip olduğu potansiyel, vicdani ret hareketlerinin düşünsel zenginleşmesini sürdürecek gibi görünüyor.
* Bursa Orhangazi Üni., Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, araştırma gör.