Vicdani ret itirazının boyutları

Militarizm askeri vesayet rejimlerinin ötesinde bireyin ve toplumun yaşam biçimlerinin belirlendiği bir anlayış ve uygulamayı gösteriyor.
Haber: ÜMİT KARDAŞ / Arşivi

Militarizm ve vicdani ret
Militarizm askeri vesayet rejimlerinin ötesinde bireyin ve toplumun yaşam biçimlerinin belirlendiği bir anlayış ve uygulamayı gösteriyor. "Militarizm tekniğin egemen olduğu, aklın araçsallaştırıldığı, insanların tek biçimli bir aynılaştırılmaya uğratıldığı, dolayısıyla insanların eylemlerinin kendi yargılama düşünme yetileriyle değil, bir düzen mantığının kural koyuculuğuyla belirlendiği bir yaşam biçimini düzenlemedir. Bu düzenleme şiddet, zor, baskı, manipülasyon ve tahakküm aracılığıyla gerçekleşir." (Nilgün Toker- 'Anti-militarizm sorumluluktur' Birikim dergisi, 2007) Bu nedenle de şiddetin ve korkunun yarattığı baskıdan kurtularak özgürleşmenin yolu, antimilitarizmi savunmaktan geçiyor. Antimilitarizm, bilinçli ve ahlaklı özneler tarafından sergilenen politik bir tutumdur. Bu politik ve ahlaki anlayışın önemli örneklerinden biri olan vicdani ret, militarizmin üyesi olmayı reddederek, bunu bir hak olarak sivil itaatsizlik yoluyla talep ederken, militarizmin devletin baskı aygıtlarının kullandığı çıplak şiddeti ve baskıyı da teşhir ediyor. Asker olmayı reddetmek sadece asker olmayı, öldürmeyi reddetme olmayıp, onun ötesinde düşünme yeteneği ve iradesi elinden alınmış bir itaatkâra dönüşmeye karşı itiraz olduğundan militarizmin zayıflatılması ve gücün şiddetine karşı direnilmesi bakımından da önemli bir işlev görüyor. Militarizm tek tipleştiren bir itaat düzeni olduğundan, vicdani reddin sivil itaatsizlik olarak ortaya koyduğu itaat etmeme tavrı, doğrudan doğruya militarist düzene karşı bir tavırdır.
Tahakkümcü erkek kimliği
Modernizmin normal bir süreci olarak görülen erkek olmanın dayandırıldığı değerler, erkekleri şiddet kullanmaya yönlendiriyor. Erkekler bu rollerini oynarlarken zorlanmadan erkeklik değer ve davranışlarını da içselleştiriyorlar. Bu bakımdan vicdani ret itirazı şiddete dayalı erkeklik değerleriyle birlikte militarizmin de eleştirilmesinin yolunu açıyor. Bu yolu açmada vicdani ret itirazında bulunan erkeklerin rolü var. Ancak kadınların da farklı politik fikirleri ve deneyimleriyle devletin erkeklere zorunlu askerlik hizmeti dayatmasının kökenindeki militarizmin devam edip etmemesinde önemli rolleri bulunuyor. Geleneksel erkeklik standartlarını belirleme ve koruma konusunda kadınlar da etki sahibidirler. Askerlik yükümlülüğünden kaçınan bir erkeği erkeklik kodlarına uymamakla suçlayan her kadın erkekleri harekete geçirmede devlete yardımcı olabilir. (Cynthia Enloe, 'Kadınlar askeri vicdanı reddin neresinde?' çev: Balam Nedim Kenter, Vicdani Ret Konferansı, Bilgi Üni.) Türkiye, Güney Kore, Almanya, Yunanistan, Rusya, Meksika, İtalya, İsrail ve İsveç'te halen zorunlu askerlik hizmeti uygulaması devam ediyor. Herhangi bir ordunun askere alma çalışmalarından erkeklik vurgusunu çıkarmak, ordunun kurum olarak korunması çabasını ciddi şekilde etkileyecektir. Bu nedenle devletin ordu stratejistleri kadınlar konusunda endişe duyuyor. Kadınlar militarizme dayanan bir erkeklik standardını destekleyecek mi? Kuşkusuz devletin bu kaygısı zorunlu askerlik hizmeti uygulaması bulunmayan ülkelerde de geçerli. Tamamen gönüllülerden oluşan ordular için bile devletin genç erkeklerin orduya katılmalarını özendirme bakımından kadınlara ihtiyacı var. Bu bakımdan askerlik politikaları kadınların görüşü alınmadan oluşturulamaz. Erkek egemen sistem şiddete dayalı olarak militarizmi erkek ve kadın kimlikleri üzerinden yeniden üretiyor. Militarizmi besleyen erkeğin kullandığı şiddet yine erkeğe geri dönüyor. Vicdani ret bu nedenle erkeğin şiddet ve militarizmle yüzleşmesini sağlayacak bir itirazdır. (Serpil Sancar, 'Vicdani Ret ve Eril Şiddet', Vicdani Ret Konferansı, Bilgi Üni.)
Farklı cinsel kimlikler ve vicdani ret
Cinsel yönelim temelinde yapılan ayrımcılık da en yakıcı insan hakları sorunlarından birini oluşturuyor. Farklı cinsel kimliklere karşı ayrımcılık yapılmasına ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önemli kararlar verdi. Cinsel azınlıkların açtığı davalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özellikle aile hayatına ve özel hayata müdahaleyi yasaklayan 8. maddesiyle, ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddeyi esas alıyordu. AİHM 1999'da İngiltere'den açılan bir davada lezbiyen oldukları için dört askerin ordudan ihraç edilmesini özel hayata müdahale sayarak İngiltere'yi mahkum etti (Lustig, Prean, Smith, Grady davası). AİHM yine Sutherland davasında da heteroseksüeller ve homoseksüeller için getirilen farklı yaş sınırlamalarını hem özel hayata müdahale olarak kabul etti hem de ayrımcılık yasağına aykırı davranıldığı sonucuna ulaştı. Bu karar ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. madde açısından çok önemlidir. Madde metninde cinsel ayrımcılık geçmemesine rağmen AİHM "cinsel yönelim temelinde gerçekleştirilen ayrımcılığı" da ayrımcılık kapsamına aldı. Kabul ettiği yönergelerle çalışma hayatının ve toplumsal hayatın her alanında cinsel ayrımcılığa karşı düzenlemeler getiren Avrupa Konseyi 20 Kasım 2000 tarihli ve 2000/78/EC sayılı direktifinde din, inanç, cinsel eğilim ve yaş gözardı edilmeksizin iş ve eğitimde eşit muamele ilkesini getirdi. Avrupa Konseyi ayrıca cinsel eğilim hakkındaki kurallarla ilgili olarak tüm üye devletlere 2003 Aralık ayına kadar kanuni sistemlerini söz konusu direktifteki gereklilikleri yerine getirmeleri için süre verdi. 2002 Nice Zirvesi'nde onaylanan AB Temel Haklar Bildirgesi'nin III. bölümünde eşitlik başlığı altındaki 21. maddede ayrımcılık yasaklandı.
Türkiye'de erkek sayılmanın en önemli aşaması askerlik yükümlülüğünü yerine getirmektir. Bu nedenle askere alınmadan önce ruh ve beden sağlığı kontrol edilen erkek eğer farklı cinsel kimliğe sahip olduğunu söyleyerek askerlik yapmak istemediğini belirtirse, bu beyanı yeterli sayılmayarak kendisinden bu durumu kanıtlarıyla ispatlaması isteniyor (cinsel ilişki anında çekilmiş fotoğraflar, rektal muayene gibi). Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yönetmeliği'nin "Psikoseksüel Hastalıklar" bölümünün 17. maddesinin 4. fıkrasına göre psikoseksüel davranış bozukluklarının askerliğe elverişsizlik sonucunu doğurabilmesi için yükümlünün seksüel davranış bozukluklarının tüm yaşamında ileri derecede belirgin olması, askerlik ortamında sakıncalı bir durum yarattığının ya da yaratacağının gözlem ve belgelerle saptanması gerekir. Ayrıca Askeri Ceza Kanunu'nun 153. maddesinin 2. fıkrasında bir kimseyle gayritabii mukarenette (doğal olmayan cinsel ilişki) bulunan asker kişinin eylemi suç olarak kabul edildi. Bu suçu işleyen asker kişilere, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri'nden çıkarma cezası, erbaşlar için rütbenin geri alınması cezası verilir. Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşıldığı gibi, TSK eşcinselliği davranış bozukluğuna bağlı ruhsal bir hastalık olarak kabul ediyor, hatta eşcinselliğin yaşanmış olmasını suç olarak değerlendirip, askeri yargı aracılığıyla cezalandırıyor. Bireylerin eşcinsel olmaları nedeniyle TSK'dan çıkarılmaları kadar askere alınırken eşcinsel olmaları nedeniyle bedenleri ve özel yaşamları üzerinde müdahale oluşturan aşağılayıcı eylemlerde bulunularak sadece eşcinsel olmaları nedeniyle askere alınmayıp ötekileştirilmeleri, insani olmadığı gibi, hukuka da aykırıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesindeki düzenleme, vicdani ret itirazında bulunan ve askeri mahkemelerde yargılanan eşcinsellerin rektal muayeneye gönderilmelerine olanak veriyor. Şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine olanak veren bu maddenin 4. fıkrası cinsel organlar ve anüs bölgesinde yapılan muayenenin de iç beden muayenesi sayılacağını belirtiyor. Sadece vicdani ret itirazında bulunan eşcinsel bireyi anal seks ilişkisi yaşayıp yaşamadığını tespit etmek amacıyla rektal muayene olmaya zorlamak, cinsel ilişkiye ait fotoğraflar istemek vücut bütünlüğüne bir saldırı olduğu gibi, özel yaşamın ihlali yoluyla ayrımcılık yapmaktır.