Yakındoğu acımasızdır

Yakındoğu acımasızdır
Yakındoğu acımasızdır

Yakındoğu da İhanet in başrolünde Okan Urun var.

Özen Yula'nın 'Yakındoğu'da İhanet'i, Melis Tezkan'ın rejisiyle Galata Perform'da
Haber: MUSTAFA İRİ / Arşivi

Özen Yula’yı okuyanlar onun metinlerinde saklı kalan bir tür misyoner olduğunu, Lars Von Trier’in ‘Antichrist’indeki metaforlar gibi kul yapısı yazıtların neredeyse kutsal metinler kadar iyi işler çıkarabileceğini bilir. ‘Yakındoğu’da Emanet’ ve ‘Yakındoğu’da İhanet’, yazarımızın evrensel anlamda da kabul gören işlerinden. Yula’nın ‘Ay Tedirginliği’, ‘Dünyanın Ortasında Bir Yer’ gibi yapıtları yurtiçi ve yurtdışındaki festivallerde çeşitli gruplarca birçok kere yorumlandı, izletildi. Ama bunların hiçbiri şu sıralarda çağdaş tiyatro grubu ‘biriken’in Galata Perform’daki ‘perşembe’ buluşmalarındaki kadar içerden ve etkin olamadı kanısındayım.
Okan Urun, ‘Yakındoğu’da İhanet’in başrolünde. Zaten metin ikinci bir oyuncu gerektirmediğinden meydan ona kalmış. Melis Tezkan tiyatroyu steril olmaktan çıkarıp gerçeğin en saf yansımasına dönüştüren anlayışa sahip grubun ikinci yönetmeni. İkili gösterişe kaçmadan yazarın güçlü kalemine en büyük saygıyı gösteriyor. Metnin gücünü öne çıkarıp ışık, ses ve görüntü gibi elemanları bu dehşet tiradın hizmetine sunuyor. İyi ki de öyle yapıyor.
Hikayenin tam ortasında bir adam var. Nobel ödüllü Japon yazar Kenzaburo Oe’nin Kişisel Bir Sorun adlı kitabındaki Bird karakterini betimlediği gibi oyundaki adam da arpa tanelerini kapma telaşındaki serçe kadar titrek ve telaşlı. Bir cinayet itirafı ve arşa kadar yükselen büyük bir mahkeme.
Oyun insanlığı hedef alıyor. Hümanist olmak gibi bir derdi hiç yok. Derdi bizlerle. Sistemin içinde kaybolmuş ya da popüler yaşam alışkanlıklarının aldatıcı döngüsünde benliğini yitirmiş insanlarla, kısaca hepimizle. Liderlerin, lider geçinenlerin, iktidar borozancılarının, tek tek hükümet görevlilerinin özellikle görmesi ya da okuması gereken bir metin bu. Hastalıkları geri dönüşsüz şekilde sirayet etmişlere ya da ruh kanseri olmuşlara işler mi bilinmez ama onlar için bile bir tür yoğun bakım olabilir.
Yakındoğu, coğrafik anlamı içinde dil, din ve ulus üçgeni olarak metni bir kasnakmışçasına çevreler gibi görünse de tema olarak ait olduğu hiçbir yer yok. Daha doğrusu lokal bir takıntıdan çok uzak ufuklara bakıyor. Bu da değinilenler sadece Türkiye ’ye ait gerçekler değil demek. Yakındoğu, bütün teolojik imgelerin de doğup beslendiği orta nokta. Çağlar boyu bireyi susturan, baskılayan ve izole eden korkunun doğduğu yer. İhanet bu baskıya karşı gelişin, yargıyla yargıcın da sorguya çekilişi. Varoluşu derin bir acımasızlıkla çarmıha geren bu dev monolog, insanoğlunun ruh ve beden haritasının da fotokopisini çekiyor. Sonra da moleküllerine kadar parçalayıp unufak ediyor. Sonuç olarak dünyaya gelmeyi biz istemedik. Hatta isimlerimizi bile başkası koydu. Onlar anne ve babalarımız bile olsa. Günün birinde bize yapılan bu büyük ihaneti hatırlayıp itirazını haykıran birileri çıkacaktı nasılsa. Oyun bu hatırı sayılır silkelenişin kahır ve isyan kokan tiradıdır. Aynı kalemden çıkma ‘Tanrı Kimseyi Duymuyor’daki öykülerden birinin adı gibi: Ağır lokma.
Her Perşembe Galata Perform’da. Tel: 0212-243 99 91


    ETİKETLER:

    Nobel

    ,

    Türkiye