Yapma Orhan Abi!

Orhan Gencebay; Türk müziğinde çokseslilik denemelerinin en tartışmalı kompozitörü ve icracısı. Entelektüel müzik ile popüler müziğin ender kesişme noktalarından biri. Yerel ve evrensel müzikal değerlerin profesyonel ve lezzetli bir harmanı.
Haber: MEHMED FUAD / Arşivi

Orhan Gencebay; Türk müziğinde çokseslilik denemelerinin en tartışmalı kompozitörü ve icracısı. Entelektüel müzik ile popüler müziğin ender kesişme noktalarından biri. Yerel ve evrensel müzikal değerlerin profesyonel ve lezzetli bir harmanı.
Özel yaşamı ve kişiliğiyle de bir yönüyle geleneğe yaslanan ancak çağın rengini de yaşantısında ve eserlerinde taşıyan, solcusundan sağcısına, liberalinden İslamcısına kadar, her görüşten ve her yaştan yurttaşın saygı duyduğu gerçek bir beyefendi.
Hülâsa sanatıyla da kişiliğiyle de birçok iltifatı hak eden saygıdeğer bir sanatkâr. Ne var ki bu sanatkâr, 40 yıllık sanat hayatının son 15 yılında gerçekten ciddi hatalar yapıyor ve sevenlerini üzüyor.
Bir dönem ünlü modacılara, Türkiye'deki en güçlü imaj çalışması sorulduğunda, Zeynep Tunuslu, "Orhan Gencebay" cevabını vermiş ve arkasından mealen şöyle bir şeyler söylemişti; "Kişiliği, müziği, duruşu hatta bıyıkları ve favorileriyle başka türlü olamazdı dedirtiyor".
İşte o dönemlere kadarki Gencebay imajının gücü, imaj olmamasından kaynaklanıyordu. Çünkü Gencebay sözüyle, müziğiyle duruşu ve ağırbaşlılığıyla bir "toplam kalite" çalışmasıydı, bir hakikatti. Yani bir imaj çalışmasının ürünü değildi söz konusu imaj.
1993 yılında Sibel Can'la birlikte hazırladığı albüm, Gencebay'ın imajına ve itibarına attığı ilk çizik olacaktı. Sibel Can elbette değerli bir sanatçı. Ancak Gencebay, müzikal birikimi, felsefesi ve duruşuyla farklı bir frekansta ve klas bir isim. Bu çalışma Sibel Can'ı onore etmiştir belki ama Gencebay'a küçük geldi. Genç sanatçılara desteği takdir edilesi bir tutumdur, lakin ortak çalışma sevenlerini gerçekten üzmüştü. Üstelik Erkin Koray gibi bir isimle yıllarca konuşulup gerçekleştirilmemişken.
Gencebay'ın ikinci büyük hatası 1996 yılında gerçekleşti. Az konuşan, televizyona az çıkan, sahneye hiç çıkmayan ve bu özellikleriyle gizemli bir şöhretin sahibi olarak adeta efsaneleşen Orhan Abi, TGRT'nin talk şov teklifini kabul ederek, yıllarca koruduğu büyüsünü bozarak, efsanenin sıradan bir gerçeğe dönüşmesine sebep oldu. Üstelik şarkılarıyla kıyaslandığında akıcı olmayan hatta (biraz da mahcubiyetinden) tutuk diyebileceğimiz Türkçesi ve program için hazırlanan mizah özürlü skeçlerle. Keşke yüzünü eskiteceği ve büyüsünü bozacağı program, en azından müziğin konuşulduğu seviyeli-ağırbaşlı bir sohbet programı olsaydı. Daha az yara alırdı.
Zincirleme şoklar
Orhan Abi Şov da nihayetinde geldi geçti ve izleri kalacak olsa da yaraları nispeten sarıldı. Birkaç yıl sonra yeni bir sürprizle bir kez daha sarsıldık. Orhan Abi bu kez reklam yıldızı olarak çıktı karşımıza. Üstelik Gencebay'ın duruşuna aykırı bir reklamla. Bu Gencebay'ın adeta kendine ihanetiydi. Acıdan, dertten, fedakârlıktan, yoksulluktan, paylaşmaktan bahseden ve ağlatıp da gülene yazıklanan Gencebay'ın inkârıydı reklamlardaki Gencebay. Evet Gencebay hiçbir zaman keskin bir siyasi duruşun sahibi de, sözcüsü de olmadı. Ancak geleneksel bir dil ve geleneksel yaklaşımlarla da olsa -kul hakkı gibi- kapitalist dünyada ölmeye yüz tutan değerlerden dem vurmuş, "Kula kulluk edene yazıklar olsun, istemem namertten bir damla çare" gibi şarkılar yapmıştı yıllarca.
Şimdi ise bir bankanın kredi kartı reklamında oynayan oydu. Evet, bankalar para nakli ve muhafazası için bir ihtiyaç. Ama aynı zamanda kapitalist dünyanın en önemli enstrümanlarından biri, bir yoruma göre kapitalist dünyanın mabedi. Kredi kartları ise tüketim toplumunun ve ihtiyaca yönelik olmayan harcamaların en önemli sembolü. Ancak Orhan Abi masum olduğunu düşündü yahut kendisine teklif edilen rakam çok iyiydi!
Ve en son, yakın dönemde Popstar Alaturka. Allahım bu bir kabus olmalıydı. Orhan Gencebay'ın her hafta bir TV programında gözükmesi zaten büyük bir kabusken, bunu Bülent Ersoy ve Armağan Çağlayan gibi isimlerle yapması kabusun kabusuydu.
Ah Orhan Abi, elbette hatasız kul olmaz. Zaten hatanla da sevdik seni. Ama yorulduk artık. Zira Cevap Ver albümünden sonra doyurucu bir Gencebay albümü de dinleyemedik. Yani hem bizi Popstar yarışmalarıyla üzüyor hem de müziği kısıyorsun Orhan Abi. Biz; diziler, şovlar, yarışmalar istemiyoruz. Tıpkı 70'li ve 80'li yıllarda olduğu gibi hayatı bütün hücreleriyle ve en vurucu ifadelerle, en büyüleyici müziklerle anlatan, ev içi gibi sıcak, içten ve şefkatli şarkıların bestekârını istiyoruz. Niyetimiz seni üzmek değil Orhan Abi, lâkin söylediklerimiz de "yargısız infaz" değil.