Yaratıklarla soylular

Bu toprağını sıksan şehitler fışkıracak olan vatan, hainlerini üretmek konusunda da bereketli. Gün geçmiyor, vatan hainleri listesine yeni isimler eklenmesin.
Haber: YILDIRIM TÜRKER / Arşivi

Bu toprağını sıksan şehitler fışkıracak olan vatan, hainlerini üretmek konusunda da bereketli. Gün geçmiyor, vatan hainleri listesine yeni isimler eklenmesin. Varlığından şüphelendiğimiz, el tetikte yürek ağızda bir hıyanetini beklediğimiz, hayatımıza kast ettiğine inandığımız onlarca değil, yüzlerce değil, binler yüz binlerce de değil, milyonlarca düşmanla birlikte düşüyoruz bu topraklara. Toprağı sıksan şehitler ve hainler fışkırıyor. Bu nedenle kefenine mertebesi yazılmamış bir boş ruh bulmak güç mazinin ufkunda.
Başbakan daha geçen gün bir 'sızdırma'nın faillerini vatan hainliğiyle suçladı.
Sürgit seferberlik halinde olduğumuzdan, siteme, özüre, tazminata, kınamaya, birkaç yıl hafif ya da ağır hapis cezasına dar geliyor vakit. Bir gazeteci bir bilgi mi 'sızdırdı'. Vatan hainidir. Boynu vurula.
En taze vatan hainlerinden biri de Demokratik Toplum Partisi (DTP) Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu. Çünkü Kerkük konusunda hükümeti uyarırken hiç kimsenin duymak istemediği, ama bir gün duyuvermekten için için korktuğu sözleri gerçekten de düstursuz söyleyiverdi. Kerkük'e yapılacak olası bir saldırının Türkiye'deki Kürtleri rahatsız edeceğini, "Kerkük'e bir saldırıyı Diyarbakır'a yapılmış olarak değerlendireceklerini" belirtti. 23 Şubat'ta da Diyarbakır Barosu'nun düzenlediği bir konferansa giderken Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla gözaltına alındı. Savcılıkta yaklaşık bir saat ifadesi alındıktan sonra, sevk edildiği sorgu hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kerkük'ün derin siyasi bilimciler, analistler, strateji uzmanları, genel kurmaylar, doğuştan kurmaylar tarafından hayatımızın merkezine oturtulmuş bir sorun olduğunun farkında olmamanız mümkün değil. Sizin de tüyleriniz ürperiyordur büyük ihtimalle, orada bir Kürt devleti kurulması fikri karşısında.
Neden?
Çünkü orada soydaşlarımız, akrabalarımız, gözbebeklerimiz Türkmenler yaşıyor ve oranın ezel ebed bir Türkmen şehri olduğu, dolayısıyla o vatanın istikbali üstüne Türkiye Cumhuriyeti'nin de bir söz hakkı olduğunu bütün dünya bilmeli.
Neden?
Çünkü insan, soydaşını korur. Ona arka çıkar.
Çünkü, yanıbaşımızda bir Kürt devleti kurulması ihtimaliyle şirazeden çıkıp kendimizi kaybediyoruz.
Çünkü ancak aşiret çobanı olabilecek Kürtler, Irak hükümetinde söz sahibi oldukça bizi uyku tutmuyor.
Buradaki Kürtlerin, oradaki Kürtlere saldırması ihtimali karşısında yürekleri sızlarsa, buna ne demeli? Kerkük'tekiler de buradakilerin soydaşı, kardeşi, akrabası değil mi?
Kaldı ki bu vatan, bütün hassasiyetini soy sop üstüne kurmuş insanların toprağı ise, sürekli itişip kakışmayı, had bildirmeyi, küçük görmeyi, aşağılamayı bırakıp oradaki Kürt liderlerle görüşmeyi bile göze alamayan bu hassasiyetin bir benzerinin bu ülkenin Kürt nüfusunda da olabileceği neden hiç akla gelmez?
Aydoğdu, sözlerini NTV'ye şöyle açıklamıştı: "Buradaki Kürtlerle Irak'taki Kürtler arasında manevi bağlar, duygusal bağlar var. Kardeşlik bağları var. Dolayısıyla buradaki Kürtler, herhangi bir saldırı yapıldığında, Irak'ta sadece sayın Barzani'ye veya Talabani'ye yönelik bir saldırı olarak algılamaz, Kürtlere yapılmış bir saldırı olarak algılayacaktır ve kendisi de Kürt olduğu için, kendisine yönelik yapılmış bir saldırı olarak algılayacaktır. Bizim söylediğimiz orada da, Diyarbakır'a saldırı olarak değil, Diyarbakır'daki Kürtler, Diyarbakır halkı da, bu biçimde algılayacaktır. Bu Türkiye açısından içinden çıkılmaz yeni bir durum, yeni bir çatışma ortamı yaratacaktır."
Bu sözler, size tanıdık gelmiyor mu?
Benzerlerini Türkmen soydaşlar üstüne fütursuzca kuran Cumhuriyetimiz, bu topraklarda yaşayan milyonlarca Kürdü de şemsiyesi altında toplamıyor mu yoksa? Kürtler, neden akrabamız olmuyor da ille de Türkmenler, Gagavuzlar, Azeriler akrabamızdan sayılıyor?
Kerkük'te yaşayan Kürtler de soydaşımız değil mi? En azından hatırı sayılır bir nüfusun?
Yoksa bu vatanın Kürtleri, varlıklarını henüz birkaç yıl evvel kabul ettiğimizden beri bir soy edinemediler mi? Bu ne biçim bir hazımsızlıktır?
Türkiye'nin Terörle Mücadele Özel temsilcisi Emekli Orgeneral Edip Başer, "DTP İl Başkanı olduğunu söyleyen yaratığın bu sözleri, Türkiye'de iç karışıklık çıkarmaya yöneliktir" buyurmuş.
Söz konusu yaratık, hayvanatı vahşiyeden mi yoksa uzayın derinliklerinden mi ışınlanmış?
Başer'in bu sözleri ve Fatih Altaylı Türünden delikanlı gazetecilerin hakaretlerini doğal karşılayanların, koroya katılıp 'vatan haini' çığlıklarıyla çoluk çocuk kışkırtanların vatan tahayyülü çok açık değil mi?
Halkı kışkırtmak bir suç ise, Türklük kışkırtıcılarının böylesine rahat arz-ı endam ettikleri bu sahnede vicdandan, adaletten, eşitlikten, demokrasiden söz etmek mümkün müdür?
Demokrat yazarların, onu da onu da kınıyorum şeklinde tarafsız hakemlik duruşlarına da dikkatinizi çekmek isterim. Kınananlardan biri hapiste. Diğerleri hâlâ hızını alamamış, postlarını çekiştire çekiştire sövüyor. Ey zulme kılıf, faşizme kalkan, demokrasi hakemleri! Gidiler sizi.
Soyundan emin, soydaşına toz kondurmamaya yeminli vatan erbabı. Sahi nasıl bir soydur bu sizinki?