Yargıçların örgütlenme serüveni

Ulusal ve uluslararası kuralların güvencesinde 26.6.2006 tarihinde Yargıçlar Ve Savcılar Birliği adlı dernek, YARSAV kısa adıyla 501 yargıç ve savcı tarafından kuruldu.
Haber: ERAY KARINCA / Arşivi

Ulusal ve uluslararası kuralların güvencesinde 26.6.2006 tarihinde Yargıçlar Ve Savcılar Birliği adlı dernek, YARSAV kısa adıyla 501 yargıç ve savcı tarafından kuruldu. Kuruluş öncesinde AB'nin isteği ve uluslararası ilişkilerde sivil kurumların karşılarında hep resmi kişi ve kurumları görmek istemeyişlerinden ötürü, yargıç ve savcıların Türkiye Hakimler Ve Savcılar Birliği (THSB) adıyla örgütlenebilmeleri için Hikmet Sami Türk'ün Adalet Bakanlığı döneminde bir yasa hazırlığı çalışması yapıldı.
Süreç içinde Dernekler Yasası'ndaki olumlu düzenlemeler nedeniyle rafa kaldırılan bu çalışma, YARSAV'ın kuruluşuyla birlikte yeniden ele alınarak Meclis'e sevk edildi. Ancak tasarı, yargıç ve savcıların örgütlenme hakkını, Anayasa'nın 33. maddesi kapsamında dernek olarak değil, 135. maddesi kapsamında kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak ele aldı. Bu durum serbest meslek olmayan yargıç ve savcılığın doğasına aykırı olduğu gibi kurulacak birlik, tamamen Adalet Bakanlığı'nın etkinliği ve denetimi altında olacağından, beklentileri ve uluslararası ölçütleri karşılamaktan uzaktır. Vahim olan tasarıya eklenen geçici madde ile yargıç ve savcılar, "Sadece resim, müzik, güzel sanatlar gibi derneklere üye olabilirler. Diğer derneklere üye olamazlar ve THSB ile aynı veya benzer amaç güden dernekler kapatılır" denerek, tarihte belki de ilk kez bir derneğin -YARSAV'ın-, yasa ile kapatılmasının hedeflenmesidir.
Oysa Adalet Bakanı'nın başkanı olduğu HSYK tarafından, 27 Haziran 2006 gününde kabul edilen Bangolar Yargı Etiği İlkeleri'nin 4.6 sayılı olanı uyarınca, "Yargıçlar, diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahiptirler... Yargıç, yargıçlarla ilgili derneklere katılabilir veya böyle bir dernek kurabilir." Yine 4.13 sayılı ilkeye göre, "Yargıçlar, tek başlarına veya herhangi bir organ ile birlikte, bağımsızlıklarının ve çıkarlarının korunması amaçlarıyla özgürce dernek kurabilirler". Aynı biçimde Avrupa Konseyi Üye Devlet Bakanlar Komitesi'nin (R-94-21) sayılı tavsiye kararı, "yargıçlar dernek kurabilir ve kurulmuş bir derneğe üye olabilir" biçimindedir. Nitekim AB'ye 2005 ve 2006'da Adalet Bakanlığı'nca gönderilen yazılara göre de, "yargıç ve savcıların örgütlenmeleri konusunda hiçbir engel kalmadı".
Bütün dünyada var
Buna karşın YARSAV'ın tüzüğünün incelenmesi aşamasında, dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek imzasıyla İçişleri Bakanlığı'na gönderilen yazıda ise, "Görevdeki hakim ve savcılar dernek kuramaz ve bu dernekte üye olamaz. Aksi Anayasa'daki yargıçlar resmi ve özel görev alamazlar, şeklindeki düzenlemeye aykırıdır" denmekten kaçınılmadı. Üstelik İçişleri Bakanlığı buna, tüzükte yargı bağımsızlığını savunmanın devletin egemenlik yetkisine aykırı olduğunu görüşünü de ekleyerek, YARSAV'ın mahkeme kararıyla feshi için dava açılmasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan istedi. Ayrıca YARSAV'ın 26.11.2006 tarihinde yapılan ilk genel kurulunun yasa ve tüzüğe aykırı olduğu savı ile Ankara Valiliği'nce yapılan ihbar üzerine de Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı'nca da bir soruşturma daha açıldı.
Yargıçların örgütlenmesine bizde hâlâ böylesine olumsuz yaklaşılmasına karşın, demokratik ülkelerde yargıç dernekleri 20. yüzyılın ilk yarısında kuruldu, hatta 1953'te Roma'da Dünya Yargıçlar Birliği (IAJ) oluşturuldu. Birliğin Avrupa bölümüne üye olmayan ülkeler, sadece Andora ve Türkiye gibi birkaç ülke. Gözlemci üye sıfatındaki Rusya'nın üyelik başvuruları, kurulan birliğin sivil olmadığı gerekçesiyle iki kez reddedildi. THSB kurulacak olursa, ulusal ve uluslararası normlar anlamında sivil olamayacağı için yapılacak üyelik başvurusu redle sonuçlanacaktır.
YARSAV'ın, idare tarafından benimsenmeyişinin nedeni, kuruluşundan bu yana yaptıklarında ve tüzüğündeki amaç maddelerinde görülecektir. Amaç, hukuk devletini ve yargı bağımsızlığını savunmak, yargıç güvencesini sağlamaktır. Bu doğrultuda kamuoyu her fırsatta aydınlatıldı ve idarenin hukuka aykırı görülen işlem ve eylemlerine karşı davalar açıldı. Bunların başlıcaları: Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği'ndeki yargıç bağımsızlığına aykırı düzenlemelerin iptali, yargıç ve savcı alımında nesnel ve bilimsel ölçütlerin kullanılması, böylece yargıç ve savcı alımında taraflı davranıldığı yolundaki yakınmaların önlenmesi, UYAP adıyla bilinen 'Ulusal Yargı Ağı Projesi' aracılığıyla yürütmede toplanan bilgi akışı ve yargıya karışma olanaklarının kesilmesi, Hakim ve Savcılara Bilgisayar Verilmesine İlişkin Yönetmelik'teki yargı bağımsızlığına aykırı düzenlemelerin iptali vb'dir. Bunun dışında yargı bağımsızlığına aykırı genelgelerin ayıklanması Adalet Bakanlığı'ndan istendi, saydam ve güvenilir bir yargı için İnsan Hakları Mahkeme'siyle, Yargıtay ve Danıştay kararlarının yayınlanması istemiyle ilgili birimlere başvuruldu.
Hukuk devleti ilkesinin işlemesi ve yargı bağımsızlığının sağlanmasına yönelik bu çabalara siyasi iktidarın tepkisi ise YARSAV'ı kapatmak, yok etmek biçimindedir. Bu tutumun özgürlükçü olma iddiasıyla hazırlanan yeni anayasa çalışmasına da yansımış olması ve Anayasa'da, yasayla YARSAV'ın kapatılması girişimlerine olanak sağlayacak düzenlemelere yer verilmesi üzücüdür. Yeni anayasadan 1982 Anayasası'nın tersine özgürlükçü olması, devleti değil bireyi, üstün kılmayı hedeflemesi, insan hak ve özgürlüklerini koruması ve güçlendirmesi beklenirken, Prof. Ergun Özbudun başkanlığındaki bilim kurulunca hazırlanan çalışmanın 30. maddesinin 1. fıkrası: "Herkes önceden izin almaksızın dernek kurma, bunlara üye olma ve üyelikten ayrılma hürriyetine sahiptir" biçimindeyken, 4. fıkrada ise, "Birinci fıkra hükmü, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve genel kolluk mensuplarına, hâkim ve savcılar ile bu meslekten sayılanlara ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde diğer kamu hizmeti görevlilerine sınırlamalar getirilmesine engel değildir" deniyor. Oysa 1982 Anayasası'nın 33. maddesinin mevcut halinde yargıç ve savcıların dernekleşme haklarının sınırlanabilmesine ilişkin bir düzenleme yoktur. Eğer söylendiği üzere yapılacak yeni anayasa, gerçekten sivil ve özgürlükçü olacaksa, yargıç ve savcıların serbestçe örgütlenebilmesine, kurulmuş derneklere üye olabilmesine ve bu derneklerin uluslararası kuruluşlara üyeliğine olanak sağlamalıdır.
Öte yandan siyasi iktidarın, yargıç ve savcıların dernekleşme hakkına ilişkin demokrasi ve sivil toplum ilkelerine aykırı tutumunu sürdürmesi, AB'ye üyelik hedefindeki içtenliğini de tartışmalı kılıyor. Çünkü yargıçların örgütlenme hakkına karşı takınılan bu olumsuz tutumla çağdaş ve hukukun üstünlüğüne dayalı, AB ölçülerinde demokrasi birarada olamaz. Turnusol kağıdı ortadadır.
Son söz: Böylesine güçlü hukuki dayanaklara sahip olmanın özgüveniyle YARSAV, varlığına yönelik tehditlere karşı tüm ulusal ve uluslararası kuruluşlar önünde hakkını sonuna dek arayacak kararlılıktadır.

ERAY KARINCA: YARSAV, YK Üyesi