Yargıtay 4. Hukuk Dairesini takdimimdir

Yargıtay 4. Hukuk Dairesini takdimimdir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesini takdimimdir

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi aldığı kararlarla, üniversite hocaları Halil Berktay ve Mustafa Erdoğan?a tazminat ödetti.

Haber: BASKIN ORAN / Arşivi

Yargıtay’ın 4. Hukuk Dairesi (4. HD), Türkiye’de bağımsız olmak isteyen yargının tarafsızlığı açısından herkesin bilmesi gereken bir örnek olay. Son kararından başlayalım. Cumhuriyet’ten Mustafa Balbay, Emin Çölaşan’la birlikte ART TV’de yaptığı “Ankara Rüzgarı” programında (26.11.2006) açıkça hakaret, hatta iftira etti: “Türk aydınlarının maddi ve manevi olarak satın alınması çok ciddi bir strateji... adını da vericem gerekirse, ben polemik sevmiyorum ama adını da vericem, Prof. Dr. Baskın Oran.” Dava açtık, Balbay üç bin beş yüz TL manevi tazminata mahkum oldu.
4. HD bu mahkumiyeti geçenlerde oybirliğiyle bozdu. Gerekçesi: B. ORAN, AGOS YAZARIDIR: “Dosya içeriğinden, davacının Agos gazetesinde Ermeni sorunu hakkında yazılar yazdığı anlaşılmaktadır. Davalı, bu yazılara tepki [göstermiştir] Davacı, özgürce düşüncelerini açıklayabildiğine göre, bu düşünceler aleyhine yapılan açıklamalara, sert de olsa, katlanmak zorundadır.” Yani, hakaret ve iftira’nın 4. HD için kod adı şu: “Düşünce açıklaması”. Kişi hak ve özgürlükleri açısından korkunç. Birçok açıdan.

İhlalci, ayrımcı, tehlikeli
1) Bu karar, “Farklı düşünenlere (ve özellikle de Agos yazarlarına) Türkiye’de herkes istediği hakareti ve iftirayı yapabilir” demek. Kişinin temel hak ve hürriyetlerini korumak devlete düşer diyen Anayasa md. 5’i ve kişilik haklarını koruyan AİHS md. 8’i yok sayıyor 4. HD. Acaba ben, elimde hiçbir kanıt olmadan, herhangi bir Yargıtay üyesini verdiği bir karardan dolayı “Yabancı ülkelere maddi ve manevi olarak satılmış” olarak niteleseydim ne olurdu, çok merak ediyorum.
2) Bu karar, Yargıtay’ın Ermeni vatandaşlar üzerinden ayrımcılık yapması demek. Burada da ulusal/uluslararası hukukun çok sayıda kuralının ihlali gözüküyor: Herkesin ırk, din vs. gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu söyleyen Anayasa md. 10. Herkesin vicdan, din, kanaat hürriyetine sahip olduğunu söyleyen Anayasa md. 24. Ayrımcılığı yasaklayan TCK md. 122. Kişinin onur, şeref ve saygınlığını koruyan TCK md. 125. Ayrımcılığı yasaklayan AİHS md. 14.
Kaldı ki, ben bir de Radikal İki yazarıyım. Hatta, Agos yazılarımın daha uzunu ve serti bu ulusal çapta basın organında çıkıyor. Acaba 4. HD beni niçin yerel bir gazete olan Agos’un yazarı görmek istiyor?
3) Bu karar çok tehlikeli. Yargıtay Hrant’ın diasporayı eleştiren 8 yazılık dizisinin 1 paragrafını almıştı, diasporanın Türk hıncıyla kirlenmiş kanını Türklerin kirlenmiş kanı olarak yorumlayıp Hrant’ı 301/1’den yani “Türklüğe hakaret”ten mahkum etmişti. Hrant, bunun ardından “milliyetçi” bir genç tarafından katledildi. Tabii ki Yargıtay, Hrant’ı mahkum ederken onu katlettirmeyi amaçlamıyordu. Aynen, M. Balbay’ın mahkumiyet kararını bozarken, Agos’un sitesinin milliyetçiler tarafından hacklenmesini amaçlamadığı gibi. Ama, Türkiye’de birtakım “mihraklar” Yargıtay’ı kendilerine göre yorumlayıverip icraata geçiyorlar. 

“Özgürlük” mü, hakaret mi
Haksızlık yapmak istemiyorum; biraz kuşkucu düşünelim. Belki de 4. HD, demokrasi anlayışı açısından bizlerin fersah fersah ötesindedir de, bizim hakaret saydığımız sözleri ifade özgürlüğü saymaktadır. O zaman, o sözleri bir inceleyelim. Aşağıdaki alıntılar sadece Azınlık Raporu olayındandır:
1) “Bence bu adamlar dövülselerdi, milletin yüreği soğurdu. Sevr’ciler tekme tokadı hak etmişlerdir”. 2) “Bu Rapor parçalanmaya yönelik bir düşüncenin sonucudur. Yemin olsun; toprağın bedeli kandır, gerekirse dökülür. 3) “Bunlar bir avuç zibididir”. 4) “Siz o uydurma azınlıklarınızı alın da gidin Avrupanıza sokun”. 5) “Bunlara Türkiyeli demek, Türkiyeli yılanlara, kurbağalara, çakallara haksızlık oluyor”. 6) “Şu toprağa küfrederek basanlar var. Hain desen, işbirlikçi desen var. Köpek gibi, bir kemikle susan var. 7) “Çanağına yal konulunca ve etli kemik vaadini duyunca yaltaklanan, kuyruk sallayan kanişler, uyanık geçinen şapşallar, salak, tescilli hain, zavallılar. TC devletimize-milletimizin birliğine kalleşçe ihanet hançeri sokanlar”. 8) “Azınlık arayanlar, analarına babalarının kim olduğunu bir kez daha sorsunlar”.
Yargıtay 4. HD’nin “hakaret yoktur, ifade özgürlüğü vardır” dediği sözler bunlar. Tabii, bu noktada iki soru geliyor insanın aklına. Birincisi: Bendeniz kalkıp da “4. HD sayın yargıçları, babalarınızın kim olduğunu analarınıza sorun!” desem acaba ne olurdu, çok merak ediyorum. İkinci soru: Acaba 4. HD, yukarıdaki hakaret sahiplerinden 180 derece farklı düşünenlere karşı da böyle “özgürlükçü” mü? Bilgi dağarcığımdaki kararlarını takdirinize sunuyorum:
Hacettepe’den Prof. Mustafa Erdoğan, “367 Kararı”yla ünlü Anayasa Mahkemesi için “Hukuk bilmiyorlar” dedi. Anayasa Mahkemesi üyeleri dava açtılar, Prof. Erdoğan’ın her bir üyeye ayrı ayrı beş bin TL + faizler + masraflar ödemesini 4. HD onayladı.
SBF’den Yd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, eski rektör zamanında, üniversitenin internet listesine e-posta yollayan bir arkadaşına rektörü kastederek cevap verdi: “Adama bel altına vurmak için koz verme. Sadece soruları sor derim ben”. Fakat bir teknolojik hata yapmış, “Cevap Ver”düğmesine basmıştı. Meğer o düğmeye basınca e-posta bütün listeye gidermiş. Rektör, Kerem’i mahkemeye verdi, 4. HD tazminatı onayladı: Beş bin TL + faizler + masraflar. (Tabii, ne oldum dememeli ne olacağım demeliymiş: Geçenlerde bu eski rektör yanlışlıkla aynı düğmeye basınca, bir profesörün eşi için hastanede torpil yaptıramadığına üzüldüğünü bütün liste öğreniverdi).
SBF’den Dr. Faruk Alpkaya, yine aynı eski rektör tarafından yine “Cevap Ver” düğmesi sebebiyle 4. HD’ce aynı tazminata uğratıldı.
Bianet’ten Nadire Mater “Memet’in Kitabı” yüzünden en ağır hakaretlere uğradı, çok sayıda dava açtı, bütün tazminat kararları 4. HD tarafından “ifade ve basın özgürlüğüne girer” gerekçesiyle bozuldu.
Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Halil Berktay’ın gazeteci Ruhat Mengi’ye açtığı tazminat davasında mahkeme, “Ermeni soykırımı yapılmıştır biçiminde açıklamalarda bulunan davacı, sert de olsa, eleştirilere katlanmalıdır” gerekçesiyle tazminatı reddetti, 4. HD de aynen onayladı.
Takvim gazetesi (26.03.05) “İnsan Haltları Derneği” başlıklı yazıda “Ne kadar halt işleyen bölücü varsa avukatı kesilen İHD yine sahneye çıktı” dedi, İHD dava açtı, mahkeme beş bin TL manevi tazminata hükmetti, 4. HD “ifade özgürlüğüne girer” diye bozdu.

Yargı, tarafsız olmadan bağımsız olamaz
Bu yazıda sadece Yargıtay 4. HD’yi kısaca inceledim. Ama sorun maalesef sadece bu Dairede değil. Bütün yargı fevkalade sorunlu. Çok merak ediyorum, Türk yargısı tarafsız olmadan bağımsız olabileceğini nasıl düşünebiliyor. Çünkü tarafsızlık, idari olmaktan çok çok önce, ideolojik bir olgudur. 1930’ları geri getirmeye kendini adamış bir yargı bağımsız değildir ve onun idari olarak “bağımsız” kalmaya devamı da epey zordur. Çünkü tarafsız olmayan yargının bağımsızlığı ülkeye yarardan çok zarar getirir. Nitekim, Türkiye’de demokratikleşmeye en büyük engelin Yargı olduğu yönündeki kaygılar gittikçe yaygınlaşmakta.