Yasak! bu yazıyı okumayın...

Milletçe yasak deme histerimiz var. Hiç kendimizi kandırmayalım, Türk milleti misafirpervermiş, iyi niyetliymiş, yardımsevermiş, kibarmış gibi sokak genellemeleri külliyen yalan.
Haber: POYRAZ KOLLUOĞLU / Arşivi

Milletçe yasak deme histerimiz var. Hiç kendimizi kandırmayalım, Türk milleti misafirpervermiş, iyi niyetliymiş, yardımsevermiş, kibarmış gibi sokak genellemeleri külliyen yalan. Şimdi bu cümleyi kullandıktan sonra 301'den dava açmak için ne iyi zihniyetli insanların kafalarında ne stratejiler kurulur. Her neyse, kaderde varsa (ü)zülmek nafiledir üzülmek. Bir durup düşünün, bir yolculuk öncesi, bir konser esnasında ya da bir yerde otururken, "yasaaakk", "kurallar böyle" gibi aptal saptal cümleleri kaç kere işittik. Haklı veya haksız biz veya çevremizdeki insanlar, organizasyonların ve şirketlerin güvenlik görevlilerinden ya da çalışanlarından kaç kere ego dayatması yedik. Dün şahitlik ettiğim olaydan sonra artık bu yazıyı yazmaktan kaçamayacağıma karar verdim. Vicdanım ikide bir "ben ne işe yarıyorum, yazsana şu yazıyı" diyerek rahat vermiyor.
2 Ağustos Perşembe öğle sularında, Bakırköy'e gitmek için, Bostancı İDO Deniz otobüsleri terminalinde nefes alıp veriyordum. Bir kadının feryatları yükselmeye başladı, Çınarcık terminalinden. Orta yaşlı bu genç duruşlu kadın "daha dört dakika var açın kapıyı, biletim yanmasın, hasta çocuğum var ne olur açın kapıyı" diye yalvarıyordu karşındaki koruma görevlisine. Hani şu her yerde görmeye alıştığımız meşhur koruma görevlilerinden biri, cebinde telsizi, belinde copu (o copu nerde kullanacak çok merak ediyorum), polis gibi kıyafetleriyle kendi imaj yanılsamasından gözleri kamaşmış olanlardan. "Yasaakk" diyor "10 dakika kala burada olmalıydınız, deniz otobüsünün kapıları kapatıldı bir daha açılmaz". Mağdur kadın Çakmaktaşlar'ın çöp öğütme makinesi gibi direniyor haklı olarak. Koruma "kurallar böyle, yapılacak bir şey yok" diyor. Aradan bir süre geçitken sonra, Çınarcık otobüsü yol alınca, genç duruşlu kadın para iadesini almak için vezneye doğru gidiyor. Koruma beyden yine gülerek "yasaaakkk para iadesi yapılmaz kurallar böyle" diye zevk nidaları yükseliyor. Hırsından ve sinirinden düdüklü tencere gibi sesler çıkarmaya başlayan kadın, beş dakika sonra gerçek polis nezaretinde geri geliyor
Direndim, kazandım!
Bu sahneleri izlerken aniden kendi deneyimlerim çarpıştı kafamda. İki yaz önce cebimdeki son parayı Sezen Aksu'yu Harbiye Açık Hava'da izlemek için tüketip merdivenler (bilenler bilir en ucuz Sezen biletidir) mertebesinden bilet almıştım. Konser başlamadan önce yine bir koruma bey ve bilet görevlisi kadın, ben ve arkadaşlarıma "yasaaakkkggg bu merdivenlerde oturmak, sizi arka merdivenlere alalım" diyorlardı. Yasak falan yoktu, kaç konser aynı yerde ikamet etmiştim, müdavimiydim o mevkinin. Etrafıma bakındım ve mantıklı bir neden bulamadım bu yasağa. Hemen direnişe başladım, zaten konsere girmeden bir kadeh içkinin getirdiği ateşle kibarca savunmaya geçtim, uzlaşmaya çalışıyordum. "Konser başladıktan sonra tekrar aynı yere gelebilir miyiz? Bakın aynı yerin paralelinde oturanlar var ama..kem küm". Bilet görevlisi kadın sert bir ego tatminiyle, koku alma duyuları vahşi bir kedi gibi gelişmişti herhalde, "zaten içkilisiniz lütfen sorun çıkarmayın geçin!! Konserde içki içmek yasaakkgg" diyordu. Herhalde konsere gelmeden önce içki içmek de yasaktı, midemizi boşaltıp girmek gerekiyordu alana. Sonuna kadar direndim, cümlelerimi ve birkaç kıdemli vasıtayı soktum araya, İDO mağduru olan kadın gibi yenik düşmedim bu uydurma yasaklara.
Ah bu yasaklar, en çok bize lise yıllarında yara açtılar. Üniversiteye başladım, oh dedim, kendi sokaklarımda dolaşabilirim artık dedim, Doğramacı diktasındaki Bilkent yurtları "getto"larından bir tanesine düştüm. Yok efendim, gece yarısından sonra giriş yasak, sabah beş izni alınacak (insanı zorla kötü yola teşvik ediyorlar geç saatlerde), arkadaşın gelirse girişte kimlik bırakacak, maazallah terörist falandır. Diğer modern özel üniversite yurtlarının aksine, dişi sinek erkek koridorlarında uçamıyor, erkekler de uzun saçlı Rapunzel kızlar bulamıyorlar, kız yurtlarına tırmanmak için. Allah korusun çocuk falan yaparız, zaten hızlı genç nüfus artışı yaşanıyor ülkede. Dört sene boyunca bu yasakları ve kuralları keyif nidaları içinde abartarak uygulamaya çalışan yurt görevlileriyle uğraştım. Gece yarılarından sonra Bilkent yurtları, bu görevlilerin cumhuriyetleri gibi oluyordu. Her gün yeni kural ve yasaklar yazılıyordu. En sonunda kız arkadaşımı erkek kılığında odama kadar soktum. Yasaklarmış insanı suça yakınlaştıran, bir kez daha anladım.
Evet, evet milletçe yasak deme histerimiz var. Farkında bile değiller yasakçılar, ego tatmincileri ve koruma görevlileri. Biz bu organizasyonlara, şirketlere hizmet almak için para döküyoruz. Orda varolma sebeplerinin, bize "yasaakgg" demek yerine hizmet etmek olduklarının farkında değiller. Suçlamıyorum onları, hepimiz insanoğluyuz, karanlık noktalarımız var, yeniliyoruz egolarımıza. Elbet inkâr edemeyiz her işin bir adabı, bir kuralı var, kuralsız toplum ve topluluk olmaz. Ancak "kurallar böyle kardeşim", "yasaakggg" namelerini duymak istemiyorum artık. Bari kelimelerinizi, incelikle ve kibarca seçin be kardeşim. Haksız olsak bile -ama hiç haksız değiliz samimiyetle buna inanıyorum- insanın sadece bu davranışa isyan edesi geliyor... "Yasaaakgg".

POYRAZ KOLLUOĞLU: Bilkent, mezunu