Yaşamı farklı okuma

Türkiye'de yaşanan demokratikleşme sürecinin meyvelerini günden güne alıyoruz. Pek çok alanda olduğu gibi sanatta da güzel gelişmeler var.
Haber: YAŞAM KAYA / Arşivi

Türkiye'de yaşanan demokratikleşme sürecinin meyvelerini günden güne alıyoruz. Pek çok alanda olduğu gibi sanatta da güzel gelişmeler var. Fakat çok sığ olsa da bu gelişmeler, sanata, özellikle de teatral yapının işleyiş demokrasisine katkılar yaparak ilerliyor. Fakat elimizde olan güzelliklerin kıymetini çok sonra anladığımız için, kültürel gelişimi hızlandıracak yapıların kıymetini henüz anlayamamış durumdayız. Türkiye'de yaşayan azınlıklara, içimizdeki bizden insanlara daha geniş haklar sunarak yaratacağımız konsept, ülke sınırlarına yerleşmeye çalışan milliyetçi, şovenist kültüre de bir darbe indirecektir.
Avesta Tiyatro yukarıda sıraladığım durum içinden sıyrılarak, ülke sınırları içinde yaşayan Kürt vatandaşlarımıza oyunlar sergiliyor. Gogol'un o meşhur Bir Delinin Hatıra Defteri isimli oyununu kendi harmanında eriterek Bir Delinin Güncesi ismiyle sunuyor. Oyun bütünüyle Kürtçe oynanıyor. Duyguların devinimsel ışığı altında, o dili bilmeyenlerle beraber yapılan gösterimler, farkındalığını hissettiren oyun anlayışını meydana getiriyor. Halkların birarada, sorunsuz, demokratik işleyiş sınırları içinde birbirlerine zarar vermeden sanatsal gösterimler yaptıklarına şahit oluyoruz. İçimize yerleştirilmeye çalışılan kötülük tohumları sanatta, hele de tiyatroda hiçbir işe yaramıyor. Tiyatronun akıl almaz gücü burada karşımıza çıkıyor.
Konu ve oyunculuk
Oyunun kahramanı olan Aksenti İvanoviç Poprişçin küçük bir memurdur, Rusya'da bakanlıklardan birinde... İçbenlikteki kişiliği, var olmanın verdiği arayışın kavruluşu içindedir. Yaşadığı dünyaya herkes gibi bakmaz/bakamaz. O yaşantılar içinde, egemen güçlere karşı beynine bir kin/nefret doldurmuştur. Zamanla ilerleyen bu karmaşık düşünce boyutu, günlüğüne yansıyan duygularla birleşir. İçbenliğine hapsettiği düşünceleri, günlük objesi dahilinde hayatla bütünleşir. Bu bütünleşme aslında normal yaşam dengelerinin yok olduğu yerdir. Duygular, düşünceler birbiri içine girer. Baskıcı, oligarşik yapılara boyun eğmeyen yaşantısına müdürünün kızına duyduğu aşk da eklenince, Poprişçin'in içinde bulunduğu girdap büyüdükçe büyür. Kendi girdabında yavaş yavaş kaybolmaya başlar. Susmak istemez. Dünyayı değiştirecek fikirlerini bağırır. Ama sesi bir noktadan sonra kesilir. Oligarşik yapı, onu bir yere hapsederek sistemini devam ettirir.
N. Gogol, Müfettiş'i de Ölü Canlar'ı da aynı hisler etrafında oluşturur. O kendi duygularından, yaşantılarından yola çıkarak, hapsolduğu sisteme başkaldırır. Değişime açık fikir yapısı ile Rus toplumunun içinde bulunduğu çürümeyi gözler önüne serer. Yazarın düşüncelerini iyi analiz eden Avesta Tiyatro, içbenlik tregedyasını çözümleyerek oyunu sahneliyor. Öncelikle Aydın Orak, tek başına başarılı bir performans sunuyor seyredenlerine. Kürtçe bilmeyen bile oyunda kendisine bir yer buluyor. Jest ve mimiklerin gücü, psikolojik tahlillerin kıvrak zekayla bütünleşmesi izleyenleri oyuna bağlıyor.
Gogol'un ne anlatmak istediğini çözümleyerek işe koyulan Aydın Orak, bazı sahnelerin geçişlerinde ufak da olsa aksaklıklar yaşıyor. Fakat temsilin sonunda "daye daye..." diye annesine seslendiği sahnede, karakteri ile kendisini tamamen bütünleştiriyor. Duygusal boşluğu kontrol altına alıyor. Ben Aydın Orak'ta en çok duygu bütünlüğünün aktarımını sevdim. Müdürünün kızına duyduğu aşkta, annesine sevgisini seslendirdiği sahnede oyunculuk yeteneği çok sağlam beliriyor. Demek ki içinde beslediği aşkın gücü, oyunda, içbenlikte yakarışa geçen karakterini yüceltiyor. Bu iki çizgi, oyunda mükemmel bütünleşiyor.
Öneriler
Daha önce de oyunlarını izlediğim bu tiyatronun gelişimini hızlandırmak için, teknik kısımların sorunlarının çözümlenmesi gerekiyor. Mesela Bir Delinin Güncesi oyununda dekor çok başarısız. İşlevi olmayan onlarca kağıt, oyun boyunca karakteri gölgeleyip durdu. Türkiye şartlarında zor bir iş yapılsa da, amatör ruhun yanına muhakkak profesyonel düşünceler yerleştirmek gerekli. Kostüm, dekor, ışık üçlemesinin içine yöneten takımın ustalığı eklenirse inanılmaz güzellikte oyunlar çıkarılabilir.
Aydın Orak'ın insanı büyüleyen performansı, İstanbul'da tek başına tiyatro yapmaya çalışanlara güzel bir örnek oluşturuyor. Kürtçe bilmesiniz de (ki ben de Kürtçe bilmeden oyunu izledim) mutlaka bu oyunu izleyin. Oyunu seyrederek sezonun başarılı gösterimlerinden birisine tanıklık etmiş olursunuz.
Bir Delinin Güncesi, 10 Haziran Pazar 19.00'da, Seyri Mesel Sahnesi'nde.
Şehit Muhtar Mah. İmam Adnan-Nane Sk. No: 5 K: 4 Beyoğlu
GSM: 0535 685 26 06

YAŞAM KAYA: Tiyatro eleştirmeni