Yazar muhabirler

Internet yaşamımıza gireli çok da fazla zaman geçmedi. Öyle ki, gazetelerin pek çoğu internet üzerinden yaptıkları yayınlarda acemiliği yeni yeni üzerlerinden atıyorlar.
Haber: MELİH ALTINOK / Arşivi

Internet yaşamımıza gireli çok da fazla zaman geçmedi. Öyle ki, gazetelerin pek çoğu internet üzerinden yaptıkları yayınlarda acemiliği yeni yeni üzerlerinden atıyorlar. Ancak internet gazeteciliğinin, klasik gazete formunun yerini alacağına dair öngörüler, bu kısa süreyle kıyaslanmayacak kadar güç kazanmış durumda. Pek çok gazete de bu tartışmaların etkisiyle müzminleşen tiraj kaybı sorunlarını aşmak için sanal ortamda daha etkin olmanın yollarını arıyor. Ne var ki dünyada ve Türkiye'de gazetelerin başarısında internetteki etkinliklerinden ziyade içerikle ilgili ayrıntıların önemli olduğu otoritelerce kabul gören bir gerçek. Radikal'in geçtiğimiz haftalarda (7 Ocak Pazar) Orhan Pamuk'un yönetimde çıkan sayısının ardından söz konusu tartışmalar yeni bir boyut kazandı. Gazetecilik sektörüne yeni açılımlar getirecek olan bu tartışmada, satış ya da pazarlama teknikleri değil, gazeteyi var eden asli unsurların masaya yatırılması gerçekten umut verici.
Yeni gazetecilik
İsmet Berkan'ın geçtiğimiz günlerde Milliyet gazetesine verdiği mülakatta sözünü ettiği öykü ve analiz haberciliği konusu, söz konusu tartışmanın özünü oluşturuyor. Bizde yeni yeni gündeme gelen bu yeni tip gazetecilik anlayışı Avrupa ve özellikle ABD'de uzun yıllardır başarılı bir şekilde uygulanıyor. 'New journalism' adlı bu akım, 1960'lardan beri var. Jimmy Breslin, Truman Capote, Joan Didion, Norman Mailer ve geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Hunter Thompson gibi pek çok başarılı yazar da bu akımın önemli isimleri arasında sayılıyor. Türkiye'de yeni gazetecilik anlayışına uygun yayın yapan bir örneğe rastlayamasak da, bu tipte gazetecilerin çalıştığı gazeteler ve dergiler mevcut. Ancak bu isimler gazetelerde daha çok köşe yazarı olarak çıkıyor karşımıza. Oysa sözünü ettiğimiz yeni gazetecilik akımı, bir anlamda muhabir ve yazar ayrımının ortadan kalkması anlamına geliyor. Haberin hazırlanmasında birincil sorumluluğu üstlenen muhabirin vasıfları, haberin yazım aşamasında kullandığı dilin sınırlarını ve genel olarak haber metninin niteliğini belirliyor. Öyküleme ve edebi analiz tekniklerinden faydalanılarak yazılmış bir haber metninin daha ilgi çekici ve kalıcı olacağı gerçeğinden yola çıkarak geliştirilen bu akım, aslında gazeteciliğin objektiflik ilkesine de gerçek anlamını kazandırıyor. Zira bu tartışmalar, gazetecinin dünya barışından ve insan haklarından yana taraf olmasının, onun objektifliğine zarar veren bir tutum olmadığını, aksine evrensel anlamda gazetecilik etiğinin tahsis edilmesine yardımcı olduğu gerçeğini pekiştiriyor. Gazetenin genel konseptinin, okurların gazete tercihlerinde temel etken olduğu bir sır değil. Hal böyleyken, gazetenin tarafsızlığını ya da tercih edilme nedenini yalnızca muhabirlerinin ele aldığı olayları ya da röportaj yaptığı kişilerin beyanatlarını, kendi varlığını hissettirmeden mekanik bir dille yansıtmasına endekslemenin dar bir bakış açısının ürünü olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Ancak bu yeni tarz, muhabirlerin, haberlerini edebi öyküleme ve analiz teknikleriyle zenginleştirirken sınırsız bir hareket alanına sahip oldukları anlamına gelmiyor elbette. Bu noktada devreye giren yegane sınırlayıcının da, evrensel gazetecilik ilkeleri olması gerektiğini bir kez daha anımsayabiliriz. Aksi takdirde, yeni gazetecilik akımı yönündeki bu girişimlerin, hepimizin aşina olduğu ve sıkça yakındığı gazetecilik etiğinin ruhuna rahmet okutan hilkat garibesi gazeteciler kervanına yeni üyeler eklemekten başka bir amaca hizmet etmeyeceği aşikâr. Bugün hâlâ televizyon ekranlarında ve gazetelerde büyük bir yer işgal eden anhorman'leri ya da duayen gazetecileri anımsamamız bile, işaret etmeye çalıştığımız tehlikenin önemini anlamamıza yardımcı olacaktır.
Radikal İki örneği
Pek çok konuda olduğu gibi gazetecilik alnında da, ABD'deki uygulamaları yakından takip eden ve yeni dünyanın yeniliklerini Konquestadorlar Çağı kaşiflerini kıskandıracak bir cesaretle uygulamaya koyan Serdar Turgut da geçenlerde, köşesinde konuya değindi. Charles Dickens örneğiyle özlemini duyduğu gazeteci tipini tanımlayan Turgut, konuyu, gazetesinin bağlı bulunduğu grubun, ilerde daha da alevlenmesi beklenen medya savaşlarında elini nasıl güçlendirebileceği yönünde irdeledi. Kuşkusuz konunun gazeteler arası rekabette de önemli etkileri olacaktır. Ama asıl etkisini, mesleği gazetecilik olanları ve okurları, teknolojik gelişmeler karşısında akıllara makine kırıcılarının eylemlerini getiren girişimlerden uzaklaştırmakta göstereceğini söyleyebiliriz. Enformasyon teknolojisindeki gelişmelerle, internet ve televizyon karşısında güç kaybeden gazetecilik, eğer gerçekten işlevi yitirmişse yok olmalıdır. Bu süreci geciktirmeye çalışmak ya da gerçekleri inkar etmek elbetteki gerici bir tutumdur. Yeni gazetecilik kavramı, Türkiye basın sektöründeki tüm dinamikleri kapsayan sağlıklı bir tartışma sürecinin ardından işlerlik kazanabilirse, gazetelerin varolan konumları korumaktan öte, en etkin iletişim araçlarından biri olabileceklerini iddia edebiliriz. Gazetelerin varoluş mücadelelerinde köşe yazarlarının sırtında yüklenen sorumluluk, yazar muhabirlerin etkin rol oynayacağı bir yapılanmayla bölüşülebilir. Gazetelerin asli görevini yerine getirmesini sağlayacak bu dönüşüm, kaybedilen prestijin yeniden kazanılmasında da etkili olabilir. Bizlerin de zaman zaman yazılarının yayınlandığı Radikal İki, yazı boyunca sözünü ettiğimiz tarzın genel özelliklerini içinde barındırıyor. Genel konuları ele alan fikir yazılarından ziyade, haber niteliği taşıyan ve yazarca kaleme alınmış metinler bunun en güzel örnekleri. Ama elbette daha çok yol alınması gerekiyor. Yeter ki yola çıkılsın. Özgün fikirleri ve önerileriyle bu yolun taşları döşeyecek sayısız okuryazar var Türkiye'de de.
MELİH ALTINOK: Gazeteci, yazar