Yedi Deniz'in sesleri

Yedi Deniz'in sesleri
Yedi Deniz'in sesleri

Avishai Cohen.

Kontrbasçı ve piyanist cazcı Avishai Cohen'in yeni albümü 'Seven Seas' çıktı
Haber: HİLMİ TEZGÖR / Arşivi

Bugün müzik dünyasındaki birçok ‘Cohen’ arasında Avishai Cohen de var. Daha doğrusu Avishai Cohen’ler. Her ikisi de İsrail’de doğup büyüyen, 90’lı yıllarda New York’a göç eden ve modern caz müzisyeni olan iki Avishai Cohen’lerden piyanist ve kontrbasçı olanının yeni albümü ‘Seven Seas’, bu yazının konusu. Diğeri ise, cazcıların iyi bileceği gibi bir trompetçi.
Efsane kontrbasçılar Dave Holland ya da Charlie Haden gibi Avishai Cohen de grubunu sahnede başarıyla yönetiyor. Onlarla birlikte kaydettiği ‘Seven Seas’, ilk albümünü 1998’de çıkaran müzisyenin toplamda 12. albümü. Her zaman olduğu gibi Ortadoğu ve Endülüs ezgilerini albümün bütününde duyabilmek mümkün. Son yıllarda İsrail’e dönen ve hayatını anavatanında sürdüren müzisyen, Ortadoğu müziğinden etkilenen John Coltrane, Miles Davis gibi büyük isimlerin yanına tazeliğiyle katılarak hayranlık uyandırıyor. 

Sanatçı aileden gelince
Açılıştaki lirik beste ‘Dreaming’ bunun ilk göstergesi. İkinci sıradaki geleneksel Yahudi şarkısı ‘About a Tree’ (‘Oyfn Weg Shteyt a Boym’) ise Avishai Cohen’in öze bağlı kalarak yenilikçi olabildiğini kanıtlıyor. Cohen’in duygusal yönü güçlü ve enerji yüklü müziğinde şarkı yapılanmaları özellikle dikkat çekici. Yön değiştirmeler ve sürprizler, genel yapıyı daha güçlendiriyor sanki. Vokaller Cohen’in müziğinde giderek daha önem kazanıyor. Bu yeni albüm gibi yine Blue Note etiketiyle çıkan 2009 tarihli Aurora ile vokalist olarak da tanınmaya başlayan müzisyenin albümünde, sözsüz vokallerin yanında üç şarkının sözleri de var. İlki ‘Halah’da: “İleri, yolum hep ileri doğru / Nereye olduğunu bilmesem de / Bilmiyorum ne kadar gidebileceğim / Bilmiyorum ne kadar dayanabileceğim.” Piyanonun katlanarak açtığı ‘Staav’ ve ‘Worksong’ isimli besteler, melodiyle ritmin iç içe geçtiği, trombonlu, hayat dolu ‘Ani Aff’ın yanında çokça hüzün yüklüler. ‘Hayo Hayta’, flügelhorn’un ezgisiyle bir nostalji okyanusunda açılıyor. Albümün doruklarından biriyse, perküsyonları ve muhteşem ezgisiyle Mordechai Ze’ira’nın bestesi ‘Two Roses’ (Shnei Shsohanim). Kapanışta ise nefis bir Ladino balad var: ‘Tres Hermanicas Eran’, ki burada Cohen’in sesi, albümün belki de sonuncu rengi. Nihayetinde ise bütünlüklü bir güzellik kalıyor dinleyicide.
Sanata yatkın bir ailenin çocuğu olan Avishai Cohen annesinin evde söylediği şarkılardan etkilenerek çok küçük yaşlarda müziğe ilgi duymuş ve dokuz yaşında piyanoya başlamış. 14 yaşında bas gitarı eline alan genç Cohen 1991’de, 21 yaşındayken kontrbasçı olarak kariyer yapmak üzere Kudüs’ten New York’a taşınmış. Öncelikle funk ve reggae, daha sonra da salsa müziğinden hayli etkilenen müzisyen, caz çevrelerinde giderek itibar kazanmış, çevre edinmiş ve albüm çıkarmaya başlamış. Cohen’in etkilendiği tüm kaynaklar, kendi coğrafyasının seslerine karışarak bestelerine yansıyor. 12 yıl sonra, 2003’te ülkesine dönmeye karar veren müzisyen, kariyerini, caz sahnesi giderek genişleyen İsrail’de sürdürüyor. Bir söyleşisinde İsrail’den yeni keşifler olarak Yael Deckelbaum ve Idan Raichel’in isimlerini sayan Cohen, Ladino söyleyen Yasmin Levy’yi de eklemeyi unutmuyor: “Bir şeyi keşfetmenin en güzel yanı, bir başkasını da keşfetmektir.”
Chick Corea’nın “bir dahi”, ünlü caz dergisi Down Beat’in “bir vizyoner” olarak gördüğü, son yılların en yaratıcı müzisyenlerinden Avishai Cohen’in ‘Seven Seas’i, dünyanın farklı seslerine açıldıkça açılan, esintili, minimalist ve taptaze bir caz albümü.
Avishai Cohen / Seven Seas /EMI-Blue Note