Yeni binyıl, yeni hedef

Baskın Oran hocamız Radikal İki'deki bir yazısında "Atatürk = Muasır Medeniyet" demişti. Mustafa Kemal'in muasır medeniyetten kastının Batı Avrupa olduğunu belirttiği gibi bugünkü hedef olarak da Avrupa Birliği seviyesini göstermişti.
Haber: ALTAN ÇARIKÇI / Arşivi

Baskın Oran hocamız Radikal İki'deki bir yazısında "Atatürk = Muasır Medeniyet" demişti. Mustafa Kemal'in muasır medeniyetten kastının Batı Avrupa olduğunu belirttiği gibi bugünkü hedef olarak da Avrupa Birliği seviyesini göstermişti. Mustafa Kemal'in sözü şöyle: "Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi, en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız."
Son söyleyeceğimi peşin ifade edeyim, hedefin ilk cümlesinin aşıldığına inanıyorum. Ve yeni binyılda Türkiye'nin vizyonunun muasır medeniyet seviyesiyle, hele de daha dar bir biçimde Avrupa Birliği'yle sınırlanmasını doğru bulmuyorum. Uygun bilet fiyatlarını gözönünde tuttuğumuzda Avrupa ülkelerini ziyaret etme fırsatı bulan gençlerimizin de bu hedefle çok motive olacaklarına ikna olmuş değilim. Sebebi basit: İnsanın temel arayışı mutlu olmak. Çok öznel gibi görünse de mutluluk dediğimiz sağlık, neşe, sevgi gibi birtakım ortak belirleyenlere sahip. Mutluluğun resmini yapmak zor olsa da insanın temel ihtiyaçlarının giderilmesini esas almak daha makul olabilir. Maslow'dan beri genel kabul gören haliyle barınma, beslenme, cinsellik ve uyku olmazsa olmazlarımız. Birini, mesela cinselliği alalım ve muasır medeniyet seviyesine yakından bakalım. Şanslıyız ki Durex'in dünya çapında uyguladığı anketler yolumuzu aydınlatabiliyor.
Muasır medeniyet verileri
2005 rakamlarına göre dünyada en fazla sevişenler, Yunanlılar. Komşularımız yılda 138 kez seks yapıyorlarken Türkiye 111 ile epey gerilerde. Japonların 46 kez yaptığına bakarak teselli bulabiliriz belki ama gözümüzün muasır medeniyet seviyesinde olduğunu unutmamak lazım. Mehmet Altan'ın pek sevdiği 1923'ten beri Türkiye Yunanistan karşılaştırmaları için önemli bir veri. Buradan yola çıkıp Yunanistan'ın AB'ye girişinin sonuçları da konuşulabilir. Ulusalcı bir refleks gösterilip seferberlik de ilan edilebilir.
Aradaki fark kapanmaz gözükmediği için 2008 yılını hedef belirlesek olur sanki. Genç-yaşlı, zengin-fakir, laik-antilaik, kadın-erkek, heteroseksüel-homoseksüel demeden. Hem cumhuriyetin ilk yıllarındaki kaynaşmış kitle ruhunu tekrar yakalarız hem de toplumsal gerginliklerimizin azalmasına katkı sunabilir. Serdar Turgut'un ilgisini çekeceği kesin ama mesele Ertuğrul Özkök'ü ikna etmekte. Kardak kayalıklarıyla ilgili fırtına koparanlar nerede?
Yine de Yunanistan'ın ardından kimin geldiğine baktığımızda meselenin komşumuzla yaşadığımız rekabeti aşan noktalarını fark etmek mümkün. İkinci sırada 134 ile Hırvatistan, üçüncülükte 128 ile o zamanki Sırbistan Karadağ var. Hadi Hırvatlar AB'ye aday üye ama Sırplar ne alaka diye düşünüyor insan.
Dördüncünün de Bulgaristan olmasından yola çıkıp Balkanlar merkezli bir analize kalkışılabilir elbette. Muasır medeniyet hedefini koyan Mustafa Kemal'in hemşerisi bir Trakyalı olarak bana cazip görünse de acele etmemek lazım.
Buraya kadar bahsettiklerimiz niceliğe dair sonuçlar. Ve muasır medeniyet seviyesini tespit için biraz daha çalışmak gerek. İşbu sevişmelerde kimin ne kadar orgazm yaşadığına bakıldığında İtalya sahneye çıkıyor. İtalyanlar sevişmelerinin yüzde 61'inde orgazma ulaşıyor. İkinci Sırbistan Karadağ yüzde 56, üçüncü Makedonya yüzde 54. Balkan meselesinden bizi tamamen kurtaracak ve AB taraftarlarını bir nebze rahatlatacak rakamlar ön sevişmeye ait: 22.5 dakika ile İngiltere birinci, 22.2 ile Almanya ikinci ve 21.8 ile İrlanda üçüncü.
İşte seviye
Toparlarsak muasır medeniyet seviyesi dediğimiz nokta: 22.5 dakikası ön sevişmeyle geçen, yüzde 61'inde orgazma ulaşabildiğimiz, yılda 138 sevişme. "Medeniyetin on bin yıl sonunda gelebildiği nokta bu mudur?" diyebilirsiniz ama maalesef durum budur. Ne var ki Mustafa Kemal'in cumhuriyeti emanet ettiği gençliğe hedef olarak bunun sunulmasına benim gönlüm elvermez. Hele de yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede. Hz. Muhammed kadar cinselliğe hoşgörüyle yaklaşan bir peygamberin izinde gidenlerin ufuklarının daha açık olması gerekmiyor mu? Mustafa Kemal'in yaptıklarını tekrar etmeye değil tamamlamaya heves edecek gençlerin ve her zaman genç kalanların ilk işi hedef yenilemek olmalı: Yeni binyılda ne yapıp edip muasır medeniyet seviyesini aşmanın yolu bulunmalı. Ancak cinsellik kadar özel bir alana dair sonuçlar bile bireysel girişimlere ya da sivil toplum örgütlerine bırakılabilir gelmiyor bana. Mademki bu bir milli mesele, konuyla ilgili devletin her kademesi görev üstlenir ve üstüne düşeni layıkıyla yerine getirebilirse başarılabilir.
Ne yapmalı?
İnsanların özgürce sevişebilmesinin önündeki yasal ve uygulamadaki tüm engellerin kaldırılması gerektiği gibi daha çok ve daha keyifli sevişmeler için de kolaylaştırıcı olunmalı. Üniversitelerde yapılan bir araştırmaya göre öğrencilerin yarısı bekâreti önemsiyor. Bu sonuçları gören Meclis'in derhal YÖK'ü tasfiye etmesi gerekir. Nüfusun önemli bir kesiminin milli davamızdan kopmuş olmasının ötesinde cinselliğini bu kadar bastıran öğrencilerin derse konsantre olma ihtimallerinin zaten bulunamayacağı aşikâr değil mi?
Gençlerin pek çoğu aileleriyle oturmak zorunda. Okul hayatı bitse bile bu durum kolay değişmiyor. Aileler hoşgörülü olsa bile bunun sevişme sıklığında düşme yaratması kaçınılmaz. Devlet tüm gençlerimizin barınma meselesini üstüne almalıdır ki bu da zaten dört temel ihtiyaçtan biridir. Herkese asgari 60 m2 yaşam alanı sağlanmalı. Başta yine gençler olmak üzere vatandaşın önemli bir kesimi işsizlikle yüz yüze. Bu sadece beslenme gibi maddi sorun yaratmıyor, bir ilişkide ihtiyaç duyacakları özgüveni de zedeliyor. Devlet yeni iş imkanları yaratmalı ve başaramadığı her durumda sürekli işsizlik ödemesinde bulunarak gençlerin elini ferahlatmalı.
Bunlar konuyla ilgili bir şeyler yapma doğrultusunda kaba önermeler. Önemli olan yasama, yargı ve yürütmenin muasır medeniyet seviyesini aşma idealini taşıması ve uyumlu bir faaliyet yürütmesi. Ama ilk adım her zaman olduğu gibi eğitim. Anketlerde dikkati çeken hususlardan biri de yurttaşlarımızın okullarda cinsel eğitim konusunda diğer milletlerden fazla talepte bulunması. Yani hükümetin ahaliye kulak vermesinde fayda var. "Binbir Gece Masalları"nın liselerde zorunlu olarak okutmaya başlamak gelenekle geleceği buluşturmak için en güzel başlangıç noktası.
Kurumsal çözüm
Mesele benim tefekkürüme bırakılmayacak kadar ciddi. İnanıyorum ki Devlet Planlama Teşkilatı'na görev verildiğinde muasır medeniyet seviyesini aşma yönünde stratejik bir plan oluşturulabilir. AB uyum prosedürleriyle yetinmeden hem de. Peygamberimizin işaret ettiği üzere ilim dünyanın neresinde olursa olsun üşenmemeli, gidip getirmeli.
Her ne kadar Durex anketinde cinsel birleşme süreleri yer almıyorsa da muasır medeniyetin bu konuda da vahim durumda olduğunu tahmin etmek güç değil. Peygamberimizin lafzına dahi takılsak durumdan hemen vazife çıkarıp Çin'e gidilmesi gerekiyor, ki Taoculukla iştigal bile muasır medeniyetlere fark atmamızı sağlayabilir.
Topyekûn bir çalışma istese de işin başını yürütmenin çekeceği açık olduğuna göre bu alandaki uğraşın bir bakanlıkla sınırlandırılması pek mümkün değil. Kanaatimce en uygunu Başbakan Yardımcısı tarafından koordine edilmesi. Eski zamanda "flört fahişeliktir" deyip demediği tartışılan Cemil Çiçek'in kendisini göstermesi açısından da tarihsel bir fırsat bence.
AKP'nin "yeni özgürlükçülük" sloganının IMF ve küresel sermayenin dediklerinden çıkmayan, kaba bir iktisadi "neoliberalizm" olmadığına inanmak istiyor pek çok insan. Bu yüzden yukarıdaki taleplere "her şeyi devletten beklemeyin" diye kestirme cevap verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Milli Takımlar Teknik Direktörümüz Fatih Terim'in "Türkiye gençliğine güveniyorum, mesele tesis bulamıyorlar" laflarındaki inancı taşıyıp devletin tesis yaratma sorumluluğunu üstlenmesini bekliyor gençlik. Başını açmamıza gerek yok. Önünü açabilirsek eğer, bu toplum Yunanistan'ı da geçer, geri kalanların tümünü de...