Yeni bir reklam mecrası!

1999'dan beri düzenlenen "Cow-Parade", dünyanın en büyük kamusal alan sergilerinden biri. Bugüne dek dört kıtada, birçok şehirde gerçekleştirilen Cow-Parade sergisinde...
Haber: ELİF KAMIŞLI / Arşivi

1999'dan beri düzenlenen "Cow-Parade", dünyanın en büyük kamusal alan sergilerinden biri. Bugüne dek dört kıtada, birçok şehirde gerçekleştirilen Cow-Parade sergisinde, standart olarak belirlenmiş inek heykelleri, uygulandığı şehirlerdeki sanatçı, tasarımcı ve bu işe talip kişilerin yaratıcılığıyla değer kazanıyor. Cow-Parade'i kentinize getirmek için atacağınız ilk adım oldukça basit: Uluslararası internet sitesinde bulunan bir formu dolduruyor, bir hafta içinde de talebinizin cevabını alıyorsunuz. Sonrasında Cow-Parade'i düzenleyen firma açık bir çağrı yapıyor ve nihayetinde, bir sponsor bulabilen inekler sokakları süslüyor. Bu sene Cow-Parade'e ev sahipliği yapan şehirlerden bir tanesi de İstanbul. Çoğunlukla Beyoğlu ve Şişli'de karşımıza çıkan, zaman zaman tahrip edilen zaman zaman üzerinde hatıra fotoğrafı çektirilen bu inekler Cow-Parade İstanbul'un bir parçası.
İstanbul
Buraya kadar aktardıklarım Cow-Parade'in kendine dair anlattıklarından ibaret. Gelelim, teoride belirtilmeyen ama uygulamada karşılaştığımız durumlara.
Küresel cephede "sanatı halkla buluşturma" iddiası taşıyan ve inek tasarımlarının "yüksek sanat" mensuplarından ziyade içimizden birileri tarafından da yapılmasını bekleyen bir yaklaşım var. Tam da bu sebepten, tasarımlar için açık çağrı yapılıyor. İstanbul örneğinde, dediğim gibi, teoride bir sorunla karşılaşmıyoruz fakat işin uygulama kısmı hakkında aynı şeyi söylemek güç. Cow-Parade hakkında detaylı bilgi almak isteyen biri sitedeki numarayı arıyor. Yetkili kişi, Cow-Parade tasarımlarının seçilme süreçlerini internet sitesinde yazıldığı gibi aktardıktan sonra çok önemli bir sırrı paylaşır gibi şunları söylüyor: "Tabii ki istediğiniz tasarımı yapıp gönderebilirsiniz, ama ineğinizin seçilmesini istiyorsanız 'sponsora yönelik inek' yapmanız gerek. Yurtdışında sanatsallık, yaratıcılık gibi kriterler önemli olabilir ama burası Türkiye. Firmaların sponsor olmaları için inek tasarımlarının onları ifade etmesi gerek".
Peki "sponsora yönelik inek" ne demek? Örneğin, Nil Karaibrahimgil'in -muhtemelen sipariş üzerine- yaptığı gibi büyük bir gazetenin ilavesi için üzerinde kelebekler olan bir inek tasarlamak mı? Maalesef, evet. Firmalara milyon dolarlarlık reklam bütçeleriyle televizyon, yazılı basın ve billboard'lar aracılığıyla isimlerini ezberletme gayreti yetmiyordu da, bu iş için Cow-Parade'in inekleri mi eksik kalmıştı? Yaşasın şehr-i İstanbul'a sanat geldi, şirketlere yeni alan açıldı. Tabii burada Cow-Parade İstanbul'un reklam anlayışının tüm nimetlerinden yararlandığını da belirtmek gerek. Nasıl reklamda ünlü kullanımı marka bilinirliğine katkı sağlayan uygulamalardan biriyse, Cow-Parade İstanbul yetkilileri de reklam mecrası olarak kullanılan bu inekleri bir de ünlülere tasarlatarak ofsayttan gol atmaya çalışıyor. İş bu kadarla da kalmıyor. Cow-Parade İstanbul'u düzenleyen firma, ellerindeki tasarımlar yeterince sponsora hitap etmediğinden olsa gerek, son başvuru tarihine günler kala reklam ajanslarına markaya yönelik inek siparişleri veriyor. Yalnız şartları baştan belli, tasarım müşteriyi (pardon, sponsoru) anlatmalı. Perde arkasında gelişen bu olaylar sonucunda da, ortaya internet sitesinde duyurulmuş kuralları ve Cow-Parade'in kurumsal yapısını oldukça delen bir kamusal alan sergisi çıkıyor.
Kimi için eğlenceli, kimi için görüntü kirliliği yaratan, içinde güzel ve çirkin tasarımlar bulunan ama muhakkak sponsorları ve markaları haykıran bu serginin İstanbullular tadını çıkartsın. Ve firmalar da sanata sponsorluk yapma kılıfıyla edindikleri yeni reklam mecralarının hesabını yapsın. Kültür-sanat sektöründekiler, işin en zor yanın sponsor bulmak olduğunu bilirler. Maalesef kültür ve sanata yönelik sponsorluk ülkemizde pek yerleşmiş bir alışkanlık değil. Ve Cow-Parade İstanbul yetkilileri uzun vadede varolan sistemi de zedeleyebilecek bir şekilde yok saysa da, sponsor olmak ve reklam vermek arasında, nüans demeye dilim varmıyor, gayet büyük bir fark var.
Gazoz şişeleriyle çevrelenmiş, gazoz içen bir inek; sponsoru bir gazoz firması. Üzerinde İstanbul deyince, baklavadan Galata Kulesi'ne tüm klişeleri barındıran bir inek; sponsoru İstanbul hakkında bir dergi. Hatta tasarımı, sponsor firmanın logosunun bedenine dağlanmasından ibaret olan inekler... Belki de bu sonuncusu tüm örnekler arasında en dürüstü. Cow-Parade'in basına yansımalarındaysa sponsorluk işkillenmelerine hiç yer verilmiyor. Zaten birçok kişinin de, kimin neyi nerede niçin ne zaman ve nasıl gerçekleştirdiğiyle pek ilgilendiğini sanmıyorum. Aslolan sonuç; alan memnun satan memnun bize de ineklere uzaktan bakmak düşüyor. Trene bakar gibi.
Korsan Cow-Parade
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ise korsan Cow-Parade işine girmiş, kent merkezinde, iki adımda bir karşınıza bir inek çıkıyor (şimdilerde bu inekler kaldırıldı). Kiminin üzerine sprey boyayla çeşitli şekiller çizilmiş, kiminin üzerinde "Buraya çöp atmayın" ve hatta "Trafik kurallarına uymayan bana benzer" gibi özlü sözler yazıyor, kimi bomboş bir halde sahibini bekliyor. Şaşkınlıkla şehrin sokaklarında inekleri izleyerek, işin aslını öğrenmeye çalışıyorum. Kentliler olan bitenin farkında değil, inekleri Belediye Başkanı'nın alamet-i farikalarından biri olarak sahiplenmişler. Derken bir ineğin boynundaki tabeladan okuduklarım durumu açıklıyor: "Çeşitli Avrupa ülkelerinde yaz aylarında şehirlere neşe getirmek ve ticareti hareketlendirmek üzere çarşılarda çok sayıda inek heykeli sergilenmektedir. Bereketi sembolize eden süt ineği heykelleri, sanatçılar tarafından süslenmekte ve bazen bu inek heykelleri mağazalar tarafından kiralanarak reklam amaçlı da kullanılmaktadır... Belediye, sonbahar ve gelecek yaz, üzeri firmalara ait reklamlarla düzenlenmiş ineklerle, 'hayır işlerine' önemli bağış yapan firmalar için 'inek şenliği' düzenlemelerine devam edecektir."
Sanıyorum Eskişehir örneği üzerine Cow-Parade İstanbul tartışmaları hafif kalıyor. İçimdeki iyimser yan, sanatı bir reklam mecrası olarak kullandığını dile getiren Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'ni, Cow-Parade İstanbul yetkililerinden daha dürüst buluyor. Maalesef bu gerçek, durumu sadece daha da hüzünlü kılıyor.
Her ne kadar şu aralar İstanbul sponsorlar aracılığıyla kültür-sanat alanında en bereketli günlerini yaşasa da, görünen o ki kültür ve sanata sponsorluk üzerine daha konuşulacak çok şey, katedilecek çok yol var.

ELİF KAMIŞLI: İstanbul Bilgi Üni., Kültür Yönetimi Araş. Gör.