Yeni bir yıldız

François Ozon, ilham kaynağı sıkıntısının uğramadığı yönetmenlerden. Haşarı Fransız sinemacı, Charlotte Rampling, Ludivine Sagnier'den sonra yeni ilham perisini de bu hafta gösterime giren son filmi Angel'la seyircisine sunuyor; Romola Garai.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

François Ozon, ilham kaynağı sıkıntısının uğramadığı yönetmenlerden. Haşarı Fransız sinemacı, Charlotte Rampling, Ludivine Sagnier'den sonra yeni ilham perisini de bu hafta gösterime giren son filmi Angel'la seyircisine sunuyor; Romola Garai. Elizabeth Taylor'ın (yüzyıl başından Britanyalı bir yazar, Hollywood efsanesiyle sadece isim benzerliği söz konusu) aynı adlı romanından uyarlanan filmde Romola Garai, yeteneğinin azlığını hayalgücünün çokluğuyla telafi eden, görgüsüz, cahil, genç melodram yazarı Angel Deverell'i canlandırıyor. Genç Britanyalıyı birkaç hafta önce de, Vanessa Redgrave'in gençliğini canlandırdığı Atonement/Kefaret'te seyrettik. İlginç bir tesadüf, oyuncunun iki filmde de hayalgücü başına dert açan genç yazarları canlandırması.
Diğer bir tesadüf de, Romola Garai'in özel hayatında da yolunun bu meslekten geçmesi. Sekiz yaşına kadar Singapur ve Hong Kong'da büyüyen Romola'nın 10'lu yaşlarının sonundaki meslek tercihi, tıpkı annesi gibi bir gazeteci olmakmış. Ama o zamana kadarki oyunculuk çalışmaları çoktan yolunu çizmiş. Judi Dench'in gençliğini canlandırdığı televizyon filmi Last of the Blonde Bombshells'ten sonra nasıl başka bir meslek düşünebildiği merak konusu. Zaten gazetecilikten vazgeçmesinin sebebi de rol tekliflerinin yoğunluğu olarak geçiyor kaynaklarda.
Romola Garai'in bu teklifler arasında hayata geçirdikleri, şimdiden prestijli bir kariyer dökümü oluşturuyor. 1982 doğumlu aktrisin yer aldığı projeler arasında görkemli Charles Dickens uyarlaması Nicholas Nickleby, Kirli Dans'ın ikincisi Dirty Dancing: Havana Nights, yine bir klasik uyarlaması Vanity Fair/Gurur Dünyası, sesiyle yer aldığı Fransız animasyon Rennaissance ve Woody Allen'ın Britanya maceralarından Scoop var. Her Britanyalı gibi onun da filmografisinde dönem filmleri ağırlıkta. Kafalarda dönem filmi aktrisi olarak yer etmekten korkup korkmadığı sorulduğunda genç bir oyuncunun bu rollerden kaçınmasının zorluğundan dem vuruyor. Ama eklemeyi de ihmal etmiyor: "Tek yapabileceğiniz onlar içinde hareket etmeye çalışmak".
Sempatik acı arsızı
Peşpeşe gösterime giren Romola Garai'li iki dönem filmi, oyuncunun hareket kapasitesi hakkında da az çok fikir veriyor. Kefaret'te ve Angel'da canlandırdıkları, içinde bulundukları duruma farklı tepkiler veren karakterler. Kefaret'in Briony'si hayalgücünün sebep olduklarından hayat boyu pişmanlık duyuyor. Angel'ın Angel Deverell'i ise ne olursa olsun hayal dünyasının sınırlarından dışarıya adım atmayı aklından geçirmiyor.
Ama Romola'nın asıl mahareti, yönetmenin bakışını performansına yedirebilmesinde. Ozon, Elizabeth Taylor'ın romanını, klasik dönem filmlerine has kitsch bir estetiği özümseyerek perdeye getiriyor. Ama bu bir parodi değil, daha çok bir saygı duruşu. Romola Garai de karakterinin "drama queen" hallerini sempatiklikle dengeliyor. Düz bir bakışla sinir bozacak karakter, gitgide saygı bile uyandırıyor. Yani Ozon'un hem alaycı hem saygılı tavrı, Romola Garai'de vücut buluyor. Oyuncunun inandırıcılık ile gösterişçilik arasında tutturduğu denge, muhtemelen çoğu yönetmenin hayali.
Onun, tabii halihazırda çalıştıkları dışında, hayalini süsleyen yönetmenler ise Mike Leigh'den David Lynch, Coen Biraderler'e uzanan bir çizgide. Sahnede Ian McKellen gibi isimlerin dahil olduğu rüya kadrolarda yer almışlığı var. Macar menşeili alışılmadık isminin daha da sık telaffuz edileceği artık aşikâr. Bu genç yaşındaki prestiji, daha doğrusu ona zemin sağlayan yeteneği Romola Garai'in yıldızlığının teminatı. Angel'da, son derece kitsch bir kostümle, yapmacık bir edayla ama içten içe de hınzır bir tavırla yeni kitabını, kendini takdim ettiği sahne, onun yıldızlaşmasını dilemek için yeter sebep.