Yılbaşı seçenekleri

MÖ 2000 yılına denk gelen yılbaşı kutlamaları, ilkbaharın başlangıcından yaklaşık bir ay sonraya denk gelen 23 Mart tarihinde başlamış. Yılbaşı, ilkbaharın habercisi ve tabiatın yeniden doğuşu anlamını taşısa da, Roma İmparatorluğu, yeni yıl tarihlerinin her sene değişmesinden kaynaklanan kargaşadan dolayı sabit bir gün bulunmasına karar vermiş.
Haber: SERAL TOPKAYA / Arşivi

MÖ 2000 yılına denk gelen yılbaşı kutlamaları, ilkbaharın başlangıcından yaklaşık bir ay sonraya denk gelen 23 Mart tarihinde başlamış. Yılbaşı, ilkbaharın habercisi ve tabiatın yeniden doğuşu anlamını taşısa da, Roma İmparatorluğu, yeni yıl tarihlerinin her sene değişmesinden kaynaklanan kargaşadan dolayı sabit bir gün bulunmasına karar vermiş. İşte, ne tarih, ne astroloji ne de tarım açısından önem taşıyan bir gün olan 1 Ocak tarihinin yeni yılın ilk günü sayılma nedeni budur.
Yılbaşının, ailelerin biraraya gelip eğlenmelerinin yanı sıra insanların kendilerine hedef koymaları üzerinde de vazgeçilmez bir etkisi vardır. Eski çağlardan bu yana değişmeyen yegâne alışkanlık herhalde eski yılın bitmesiyle kötü alışkanlıklarımıza son vereceğimiz yönünde kendimize verdiğimiz sözlerdir; kimi sigarayı bırakacak, kimiyse bu sefer kesinlikle rejime başlayacaktır.
Yeni yıl kutlamaları, kültür, örf-adet, gelenek-görenek, tabiat gibi farklılıklara bağlı olarak her ülkede kendine has bir şekil alır. Değişmeyen tek bir alışkanlık vardır ki o da ailelerin, dostların kocaman bir sofra etrafında biraraya gelip yemekler yiyerek, yeni yıla güzel bir başlangıç yapmalarıdır.
Yılbaşı denildiğinde birçoğumuzun aklına yılbaşı ağacı ve hediyeler gelir. Fakat ben bir değişiklik yapıp yılbaşı sofralarının simgesi olan hindiden bahsetmek istiyorum. Eski yıllarda hindi sadece aralık ayında, kasaplarda ve sayısı az olan marketlerde görülürdü. Tabii ki bu hindiler ne temizlenmiş ne de pişirilmeye hazır olurdu. Üzerinde koca tüyleriyle azametli bir şekilde ayaklarından asılır ve "Meşhur Kandıra Hindisi" diye etiketlenirdi. O koca hindinin artık kaç saatte piştiğini hatırlamak bile istemiyorum. Zavalı hindi iki kişinin yardımıyla tütsülenir, tek tek üstünde kalan tüyler gözlüğünü takmış ailenin büyüğü tarafından yolunur ve evin en büyük tenceresi ile ateşe oturtulurdu. Daha sonra da fırına sığmadığı için evin hemen yakınındaki ekmek fırınına yollanıp orada da fırınlanırdı. Suyunda iç pilav yapılır, içinden çıkan sakatatlar doğranırdı. Zaman içinde hindi için büyük fırın torbaları bulunmaya ve hindi de modernize olmaya başladı. İçine portakal eklendi, garnitürü kestane ve ayva oldu, ayva sonradan elmaya, yaban mersinine, sosu da erikli bir sosa dönüştü. Bütün bu değişiklik ve modernleşmeye rağmen hindi bütün azametiyle sofraların baş köşesinde yerini almayı başardı. Ben bu yılbaşı hindiyi tahtından indirmeye ve değişik alternatifler yaratmaya karar verdim.

* * * * *
Milföyde safran soslu somon
4 Kişilik

  • 4 adet milföy hamuru
  • 4 parça somon fileto
  • 1 adet yeşil limon
  • 100 ml beyaz şarap
  • 150 ml krema
  • frenk soğanı
  • dereotu
  • safran
  • deniz tuzu, taze çekilmiş karabiber

    Milföy yapraklarını çatalla delip yağlı kağıt yaydığınız fırın tepsisine dizin. 200şC de ısıttığınız fırınınızda 15 dakika kadar pişirip servis tabağına dizin. Şaraba safranı ekleyip ateşe oturtun. 5 dakika kaynatıp kremayı ilave edin. Koyulaşmaya başlayınca ateşten alın. Somon filetoları ızgarada tuzlayarak pişirip milföylerin üstüne yerleştirin. Soğan, dereotu, sos ve karabiber ekleyerek servis yapın.
    Tatlı patatesli baharatlı ördek
    6 Kişilik
  • 1 adet parçalara ayrılmış ördek
  • 3 adet tatlı patates, iri parçalara bölünmüş
  • 2 adet büyük soğan, küp kesilmiş
  • birkaç diş sarmısak, ezilmiş
  • 750 ml tavuk suyu veya bulyon (bulyon kullanırsanız tuzunu ayarlamanız gerekir)
  • 30 ml zeytinyağ
  • 30 gr dolma fıstığı
  • 15 ml bal
  • 15 ml sirke
  • 2 adet yıldız anason
  • taze kişniş ve maydanoz incecik doğranmış
  • kişniş tohumu, karabiber ve deniz tuzu

    Geniş bir tencereye yağı koyun ve ördeklerin her tarafını kızartın. Tuzlayın, biberleyin. Soğanları ekleyip 5 dakika pişirin. Sarmısak, otlar, baharatlar ve tavuk suyunu ekleyip kısık ateşte 1 saat pişirin. Patatesleri ekleyip, 1 saat daha pişirin. Fıstıkları yağsız tavada renkleri dönene kadar çevirin. Ördekleri servis tabağına alın. Tenecerede kalan sosu süzüp yarıya inene kadar çektirin. Bal ve sirke ile bağlayın. Ördeklerin üstüne ekleyin, fıstık ve taze otları ekleyerek sıcak servis yapın.
    Köri ve mandalinalı tavuk
    6 Kişilik
  • 1 adet tavuk
  • 12 adet kokulu mandalina
  • 350 gr mantar (kestane, istiridye vs) kültür hariç
  • kereviz sapı
  • 1 demet taze soğan, halka kesilmiş
  • taze kekik
  • 30 ml zeytinyağ
  • 50 gr tereyağ
  • 200 ml demi sec beyaz şarap
  • köri
  • taze çekilmiş karabiber ve tuz

    3 adet mandalinayı kabukları ile dörde kesin. Kalanının suyunu sıkın ve süzün.
    Genişce bir tenecereye 15 ml zeytinyağ ve 30 gr tereyağ koyup tavuğun her tarafını çevirin. Köriyi serpip 3 dakika daha pişirin. Tavuğu fırın kabına alın. Kekik, tuz, karabiber, mandalina ve suyunun yarısını ekleyin. Tenceredeki yağı dökün. Şarabı ekleyip yarıya inene kadar çektirip tavuğa ekleyin. Önceden 180 derecede ısıttığınız fırınınızda 45 dakika pişirin. Ara sıra pişme suyundan tavuğun üstüne gezdirin ve pişme süresinin ortasında kalan mandalina suyunu da ilave edin. Mantarları temizleyip kurulayın. Tencereye, taze soğan, kalan zeytinyağ ve kalan tereyağ ile ateşe oturtun. Tuzlayın ve biberleyin.
    Tavuğu servis tabağına alın. Mantarları ekleyin, kereviz yaprakları ile servis yapın.