Yıldızların rövanşı yok

Uranüs bu yıl Nisan ayında Türkiye'nin 'tepe noktası'na ulaştı. 2007 Eylül-2008 Ocak ayları arasında biraz uzaklaşacak ve sonra Türkiye'nin hükümeti ve yönetimi temsil eden alanına en az yedi yıllığına yerleşecek.
Haber: BARIŞ İLHAN / Arşivi

Uranüs bu yıl Nisan ayında Türkiye'nin 'tepe noktası'na ulaştı. 2007 Eylül-2008 Ocak ayları arasında biraz uzaklaşacak ve sonra Türkiye'nin hükümeti ve yönetimi temsil eden alanına en az yedi yıllığına yerleşecek. Onun bu yolculuğu esnasında türlü olaylar yaşayacağız. Olaylar yaşayacağımız kesin, ancak bunların neler olacağını şimdiden tahmin etmeye çalışmamız anlamsız, çünkü Uranüs öngörülemeyeni temsil eder ve yarını bugünkü seçimlerimiz ve hareketlerimiz oluşturur. 20. yüzyılın ünlü astroloğu Dane Rudhyar "olaylar insanların başına gelmez, insanlar olayların başına gelir" diyor. Bununla kadersel olaylar karşısındaki tepkilerimiz sonucu doğan olayları kastediyor. Her olay karşısında en az iki seçeneğimiz var. Örneğin bir felaket karşısında kurban psikolojisine bürünüp kendimize acıyabiliriz veya yasımızı tutup yeniden yapılanmaya girişebiliriz. Bu iki tepkiyi seçenlerin yarınları, aynı felaketi yaşamış olmalarına rağmen, kuşkusuz farklı olacaktır. Dolayısıyla Uranüs'ün bu yolculuğu esnasında kendi tepkilerimize dikkat etmek ve bu tepkilerin yarınımızı oluşturduklarının bilinciyle hareket etmek önemli.
Yeni dönem
Uranüs şu anda Balık burcunda ilerliyor ve Türkiye'nin doğum haritasındaki 84 yıllık döngüsünü henüz tamamladı. Bu da Uranüs'ün simgelediği konular için, bir ömrü gösterir. Bir dönem kapanır, yenisi açılır. Uranüs Türkiye'nin haritasında dini temsil eden alanın yöneticisidir. Dolayısıyla din konusunda yeni bir dönem başladı. Bugüne kadar baskı altında olduklarını düşünen dini düzen yanlıları örgütlenmelerini tamamlayarak Uranüs 'tepe noktası'na ulaştığında, dini ülkenin tepesine yerleştirdiler. Bu açıdan, bundan sonraki 84 yıllık döngü de bu başlangıcın izlerini taşıyacaktır. Ancak bu, bu defa kendini baskı ve tehdit altında hisseden ötekilerin rövanşı almak istemesi şeklinde cereyan etmese iyi olur, çünkü Uranüs eşitlik, özgürlük ve kardeşliğin sembolüdür. Uranüs'ün içinde hareket ettiği Balık burcu ise bölünmenin değil, "bir"liğin burcudur. Ayrıca doğum haritasına göre, Türkiye'nin hareket enerjisi işbirliği ve uyumu sağlar şekilde kullanıldığında en iyi işlevi görecektir ve bu hareket prensibi de son Güneş tutulmaları ile tetiklenmiştir. Yani şimdi bunu yapmanın tam zamanıdır.
Uranüs, Türkiye'nin haritasında dinin yanı sıra hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair geliştirilen inanç sistemlerini de yönetiyor. Bunun olumsuz kullanımı, doğru yolu bildiğini ve herkesin buna göre yaşaması gerektiğini düşünmektir. Uç noktada bu bizi fanatizme ve köktenciliğe götürür. Buna bir de Balık'ın karmaşa özelliğini eklersek, her köşede asıl "doğru"ya hakim olduğunu zanneden fanatiklerin kargaşasını kolayca hayal edebiliriz. Oysa şimdi kabullenicilik ve anlayış (Balık) sayesinde inanç konularında en büyük devrimleri (Uranüs) gerçekleştirme potansiyaline sahibiz. Uranüs'ün son astrolojik hareketi ayrıca isyanlara, grevlere ve patlamalara işaret eder. Tandoğan mitingi ile başlayan protesto hareketleri bu sembolizmi tam olarak ifade ediyor. Ancak bu başkaldırıların fanatizmi körüklememesine, tam aksine birliği sağlamasına özen gösterilmelidir.
Satürn
Türkiye'nin din ve inanç alanının ikinci yöneticisi yapılandırma ve kısıtlamanın gezegeni Satürn'dür. Satürn Mayıs ayında medyayı, temel öğrenimi, otomatik düşünme ve iletişimi temsil eden alana yerleşti. Bunu en yalın haliyle, medyaya baskı ve sansür olarak düşünebiliriz. Öte yandan bu, medyanın kendisini yeniden yapılandırma zamanının geldiğinin göstergesidir. Söz konusu yapılandırma bundan sonra yaşanacak sıkıntılar sayesinde kaçınılmaz olacaktır. Satürn olumsuz anlamıyla karamsarlık ve depresyon demektir ve şimdi karamsar düşüncelere işaret ediyor. Bu karamsarlık, düşüncelerde iyice katılaşmaya yol açabilir, oysa artık esneme ve gerçekten öğrenme zamanıdır. Nitekim çoğu insan dini söylemler karşısında kendini donanımlı kılmak için şimdiye kadar pek bilgili olmadığı dini konularda bilgi toplamaya başladı. Yüzeysel bilgilerle, üzerinde fazla düşünülmemiş fikirlerini savunmaya kalkışanlar komik duruma düşüyorlar. Satürn sağlam yapılandırılmamış her şeyi yıkan bir prensiptir, dolayısıyla temeli sağlam olmayan hiçbir düşünce varlığını sürdüremez. Artık az (Satürn) konuşup çok okuyarak ve karşıdakini dinleyerek bilgilenmek zamanı geldi. 28 Ağustos'ta Başak-Balık burcunun beş derecelerinde gerçekleşecek olan Ay tutulması bu konuları tetikliyor.
Ay tutulması derecelerinin bir başka önemi de, Türkiye'nin ve tabii aynı günde (29 Ekim) doğan Abdullah Gül'ün Güneş'ine uyumlu bir açı yapmasıdır. Bu uyumlu açının anlamı bir başka fırsat sunmasıdır. Türkiye'nin Güneş'i Akrep burcundadır. Başak ile Akrep arasında açısal bir ilişki psikolojik açıdan psikanaliz demektir. Analiz etme, ayrıştırma (Başak), eleme, arıtma ve iyileştirme (Akrep) fırsatı sunar. Tabii bu fırsat değerlendirilemezse sonuç kusur bulmak, suçlamak (Başak) ve geçmişten kalmış sorunları çürüterek daha da yıkıcı hale getirir (Akrep). Türkiye, Akrep burcunda bulunan çok sayıdaki gezegenin simgelediği gibi, geçmişin sorunlarını er ya da geç bu tür bir arıtma sürecine sokmak zorundadır. Bunu şimdi yapamazsa ileride daha da sancılı bir şekilde yapmak zorunda kalacaktır. Uygulanan baskı ile giderek sıkışan tabu niteliğindeki (Akrep) sorunlar (Ermeni, Kürt, Alevi ve din konuları) yenilemeyecek canavarlar haline gelirler. Bu konuda şimdi yapılabilecekler; bilgilenmek, karşıdakini dinlemek ve sağlıklı iletişimi geliştirmek (Satürn iletişim ve öğrenme alanında), her türlü inanca hoşgörü ve anlayışla yaklaşarak birliği sağlamak (Balık), geçmişin hortlaklarını analiz ederek (Başak) arıtmaktır (Akrep).
'İnsan ve yıldızları arasında rövanş maçı yoktur' Samuel Becket

BARIŞ İLHAN: Astrolog