Yusuf'un güzelliği

Sen baharın geldiğini nasıl anlarsın sevgili okur? Benim için baharın geldiğinin kanıtı, çiçekçilerde boy gösteren hüsnüyusuflardır, hatta her bahar ilk gördüğüm yerde bir demet hüsnüyusuf almak gibi bir de alışkanlığım vardır.
Haber: CANER FİDANER / Arşivi

Sen baharın geldiğini nasıl anlarsın sevgili okur? Benim için baharın geldiğinin kanıtı, çiçekçilerde boy gösteren hüsnüyusuflardır, hatta her bahar ilk gördüğüm yerde bir demet hüsnüyusuf almak gibi bir de alışkanlığım vardır. Yalnızca rengârenk görünüşü değil, adı da çok hoştur bu çiçeğin: Hüsnüyusuf ya da "Yusuf'un güzelliği", yani Yusuf Peygamber'in güzelliği, hani Yakup Peygamber'in 12 oğlundan biri olan, babalarının en çok onu sevmesini kıskandıkları için kardeşlerinin kuyuya attığı Yusuf'un. Kuşkusuz öykü bu kadar değil, kuyudan kurtulan Yusuf, firavunun düşünü doğru yorumlayarak Mısır sarayına girer, filan. Öykünün devamını istediğin yerden bulabilirsin sevgili okur, ben sana bu çiçeğin kutsallığının bu kadarla kalmadığını anımsatmak istiyorum. Hüsnüyusufa bitkibilimciler Dianthus barbatus diyor, yani "sakallı tanrı çiçeği". "Barba"nın sakal olduğu bilinir; bu sözcük barbunya bitkisinden barbunya balığına, Barbaros (kızıl sakallı) Hayrettin Paşa'dan meyhaneci Barba'ya kadar birçok isimde bugün de yaşıyor. "Dianthus" adı ise, eski Elence'deki "dios" (tanrı) ve "anthus" (çiçek) sözcüklerinden oluşturulmuş, çiçeğe bu adı MÖ 4. yüzyılda yaşamış olan botanikçi filozof Theophrastos takmış.
Çiçeklere tarihsel kişiliklerin adının verilmesi, çok sık rastlanan bir durum değil, ama ilginçtir, İngilizce'de de hüsnüyusufa bir kişi adı vererek "Sweet William", yani "Tatlı William" demişler. Kimileri, bu ismin sahibi olan kişinin, 1746 Culloden muharebesinde İskoçları yenmiş olan Cumberland Dükü William olduğunu söylüyorlar. Bu komutanın yaşlı, kadın, çocuk demeden çok sayıda İskoç öldürmüş olmasından dolayı olsa gerek, bizim çiçeğin adı İskoçya'da "Stinky Billy" (kokuşmuş Billy) haline gelmiş. Fransızlar ise aynı çiçeğe bir başka ilginç ad vermişler: "L'oielle de poete" (Şairin fistosu).
O süsen, o sümbül...
Çiçekçilerde de bulunmakla birlikte benim daha çok bahçelerde, kırlarda, bir de mezarlıklarda rastladığım hoş bir bitki daha var: İris ya da süsen; hani şu genellikle mor olan taç yapraklarından birisi arkaya bükülmüş duran çiçek. O çiçeğin Türkçe'de de kullanılan iki adından birisi olan iris, bir tanrıçanın adı. Eski Elence'de iris sözcüğü, gökkuşağı anlamına geliyor. Eski Elen kültürü, gökkuşağını tanrılarla insanlar arasında bir köprü olarak kabul etmiş ve onu zihninde "haberci tanrıça İris" olarak canlandırmış. Bu çiçeğin Türkçe'deki öteki adı olan süsen sözcüğünün soyağacı ise, Akat diline kadar dayanıyor, bu dilde şeşanu biçiminde olan bu çiçek adı, Aramicede şuşana olmuş, oradan Arapça ve Farsçaya susan olarak geçmiş, Türkçede de süsen olmuş. İlginç bir akrabalık da şu: Aynı sözcüğün İbranicedeki şuşan biçimi, Batı dillerine de geçmiş ve kadın adı Susan olarak bugüne kadar yaşamaya devam etmiş. Şimdi sevgili okur, duyar gibi oluyorum, "Türkçede kadın adı olan Suzan sözcüğü de aynı kökten mi geliyor?" diye soruyorsun. Cevap veriyorum: Hayır! Bizdeki Suzan adı, Arapçada "yakıcı" anlamına gelen bir sözcükten geliyor. Eh, burada Nedim'in ünlü beytini anımsatmadan geçersem, bu gece uyuyamam. Nedim şöyle diyor: "Tahammül mülkünü yıktın, Hülagû Han mısın kâfir?/Aman, dünyayı yaktın, ateş-i sûzan mısın kâfir?". Yani, 'Dayanma gücünün malikânesini (veya ülkesini) yıktın, Hülagû Han mısın, kâfir?/Aman, dünyayı yaktın, yakıcı ateş misin, kâfir?'
Şair Nedim'in bu beyitte yıkıcılığa örnek olarak adını verdiği Hulagû Han'ı sorarsan sevgili okur, bu hükümdarın Cengiz Han'ın torunu olduğunu, 13. yüzyılda İlhanlı devletini kurduğunu ve Bağdat'ı ele geçirdiğinde şehri yakıp yıktığını, yüz binlerce kişiyi öldürdüğünü söyleyebilirim. Demek ki, Bağdat tarihte ilk kez 21. yüzyılın başında yıkılmış değil!.. Ben de maşallah, çiçeklerden söz edeyim derken bir bakıyorum, savaşları, kıyımları anlatmaya başlamışım. Eh, ne yapabilirim ki? Savaşlar da çiçekler kadar yaşamın gerçekleri arasında yer alıyor. En iyisi yazıyı burada kesip masamdaki çiçeklerin suyunu değiştireyim.