scorecardresearch.com

Deli-kanlım YÖK'e yol açalım

Deli-kanlım YÖK'e yol açalım

Üniversite öğrencileri yıllardır YÖK?e karşı protesto gösterileri yapıyor ama değişen hiçbir şey yok.

Eğitim ve öğretimle ilgili çok sorun var, gençler bu sorunun bir parçası ve çözüme giden yol da gençlerden geçiyor. "Senin kafan kainatın en mükemmel şeyidir"
Haber: BİRGÜL TURAN / Arşivi

6 Kasım 1982’de YÖK kuruldu. 12 Eylül askeri darbesinden sonra kurulan, tüm toplumun aydınlık geleceğini budayan askeri yönetim, üniversitelerde de YÖK makasını kullandı. YÖK yüzlerce akademisyeni ve binlerce öğrenciyi üniversitelerden uzaklaştırdı. Bilimsel, özgür, ahlaki ve insani değerler yerine piyasanın ve paranın ahlakını dayattı bu kurum. Üniversiteler özel sektörün eleman ihtiyacını karşılayan insan fabrikaları oldu. Öğrencilerin seçme, seçilme, tartışma ve hak arama eylemlerini tümüyle kısıtladı. Tartışan, düşünen ve araştıran gençler değil söyleneni kabul eden, bencil, düşünmekten uzak gençler yetiştiriliyor. Gençliğin dinamizminin bir muhalefete dönüşmesinden korkuluyor. Korkuları anlaşılabilir. Gerçeğe ulaşmak için nedenlere ve sonuçlara bakmak gerekir: Har(a)çlarının zamlanmasına, kütüphanelerin kapatılmasına, laboratuarların dökülmesine, yemek, yol, kantin fiyatlarının artmasına, barınma ihtiyacımızın karşılanmamasına ses çıkarmak yanlış mıdır? Asıl, haksızlığa karşı ses olmamak suçtur. İşte YÖK, “Öğrenci gençlik, ilk tepki veren kesimdir ve onun hareketi toplumsal muhalefettir (68 gençliği)” düşüncesi ile başımıza getirilen demoklesin kılıcıdır. YÖK, gençliği birbiri ile karşı karşıya getirerek birçok çelişkinin üzerini rekabet ile örtüyor. Tüm bu tespitlerde bilimin, sanatın ya da sosyal yaşamın nasıl geliştirileceğine dair en küçük bir bölüm bulunmuyor. Rekabet en saf duygularımızı hırsa dönüştürüyor. Birçok üniversitede (çan eğrisi=ömür törpüsü) öğrenciler notlarını birbirleri ile paylaşmıyor hatta ortalamalarını yüksek tutmak için birbirlerine sınav tarihlerini yanlış veriyor. Üniversiteler acımasız bir kavga alanına dönüştürülüyor. Gençlik bu temelde kişiliğini dayanışma, paylaşım, dostluk gibi kavramları yitirerek oluşturuyor. Oysa ustamız diyor ki, “Deli-kanlım senin kafanın içi/ yıldızlı karanlıklar kadar güzel, korkunç, kudretli ve iyidir./ Yıldızlar ve senin kafan kainatın en mükemmel şeyidir.”
Bunlar gibi olumsuz koşullara isyan etmek, sorgulamak, düşünmek ve üretmek genç olmanın koşuludur. Deli-kanlı olmak işte böyle bir yaşamı arzulamak ve elde etmek demektir. Bu doğrultuda öğrencilerin haksızlıklara karşı dayanışma ve örgütlenme haklarını kullanmak için bir araya gelip kurdukları Genç-Sen’in önüne türlü engeller çıkarılıyor. Ve biz gençler örgütlenme ve insanca bir eğitim-öğretim hayatı istediğimizi dile getirerek diyoruz ki:
• Üniversitelerin aslı öğeleri öğrencilerdir. O halde üniversite yönetiminde biz de söz sahibi olmalıyız. Öğrenciler sınıf sınıf, bölüm bölüm, fakülte fakülte üniversite yönetimine katılmalıdır.
• Öğrenciler, öğretim üyeleri ve üniversite çalışanları yönetim kurulunu oluşturmalıdır (süper üçlü). YÖK kaldırılmalıdır.
• Üniversite eğitimi, öğrencilerin özne olduğu gerçek bir eğitim sürecine dönüştürülmelidir. Hocalar özgür olmalı ve öğrencilerle bağları kuvvetlenmelidir. Her iki taraf da aktif olmalıdır.
• Ders saatleri öğrencilerin sosyo-kültürel yaşamdan kopmalarını engellememelidir. Rekabete yol açan sınav modelleri kaldırılmalıdır.
• Üniversite özelleştirilmeleri son bulmalı, yemekhane, kantin gibi özelleştirmeler süper üçlünün denetimine bırakılmalıdır
• Har(a)çlar kaldırılmalıdır. Eğitim ve öğretim gereçleri okul tarafından, öğrencilerin sağlık, ulaşım, barınma vb. temel ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır.
• Bilim olduğu öne sürülen ancak holdinglerin Ar-Ge faaliyetleri olan programlar ile ezberci dersler kaldırılmalı, sosyo-kültürel kulüpler açılarak bunlara, dernek ve topluluklara oda tahsis edilmelidir.
• Özel güvenlik birimleri, polis ve jandarma bilim yuvalarından çıkarılmalı, keyfî, öğrenci ve öğretmenleri baskı altında alan soruşturmalar ve uygulamalar kaldırılmalıdır.
• Araştırma fonları ve üniversiteler için bütçe ayrılmalı, yaz okulu uygulaması kaldırılmalıdır.

BİRGÜL TURAN
Halkla ilişkiler mezunu, işsiz

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9077269077260

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.