scorecardresearch.com

Ne halleri varsa görsünler teorisi

Ne halleri varsa görsünler teorisi

1 Ekim?de yürürlüğe giren SSGSSK?ya karşı çıkan sesler vardı ama durumu düzeltmeye yetmedi.

1 Ekim'de yürürlüğe giren yeni Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu da kapitalist uygulamanın daniskası!
Haber: EMRE ATEŞ - emreates41@hotmail.com / Arşivi

ABD’yi ve sonrasında tüm dünyayı etkileyen 11 Eylül şiddetindeki ekonomik kriz nedeniyle kapitalizmin sonunun gelip gelmediğini veya gelmesinin gerekip gerekmediğini tartışır olduk. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” söyleminin uzağında şimdilerde Bush, yine Keynes’in kucağına oturmuş, kapitalizmin yaralarını sarmaya uğraşıyor. Sosyalistler de acaba düşünceleriyle ellerini ovuşturadursun, kapitalizmin en saf hali herhalde ülkemizde gelişiyor. 1 Ekim’de yürürlüğe giren yeni Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu da kapitalist uygulamanın daniskası!
Devlet, yükümlülüğü olan bütün görevlerini omzundan birer birer atmanın planlarını uygulamaya devam ediyor. En basitinden, emeklilik yaşının 65’e kadar çıkartılması, prim oranlarının yükseltilmesi ve özel sağlık kuruluşlarının özendirilmesi gibi uygulamalar bunun en belirleyici göstergesi. Artık her uygulama “ne yaparlarsa yapsınlar/ne halleri varsa görsünler’’ politikalarının başka bir versiyonu olarak karşımıza çıkmaya başladı. Belirlenen hedef, en azından beş senelik çalışan insan sorumluluğunu ortadan kaldırmak ve aynı zamanda beş senelik prim kazancı. Yapılan bu düzenlemenin de IMF önerisi olduğunu düşünürsek, durumun ne kadar açık olduğunu anlamış oluruz. Ekonominin bu tür uygulamalarla kurtulacağını zannetmek büyük bir yanılgı. Cepten yemek elbette bir gün son bulacak ve o zaman imdada şimdinin genci, geleceğin yaşlısı yetişecek. Bu düzenlemelerin AB uyum yasaları çerçevesinde yapıldığını iddia edebilirsiniz fakat, hiçbir AB vatandaşı çalışanı bir Türk kadar yıpranmıyor. Çalışma saatleri, iş güvenliği, alınan ücretler veya hayat pahalılığı, yaşam şartları, refah, iş stresi, demografik yapı gibi faktörler AB ülkeleriyle kıyaslanamaz. Öncelikle değiştirilmesi gereken ya da ulaşılması gereken hedef AB ülkeleriyle yaşam şartlarımızı aynı çizgiye getirmektir.

Sosyalist değil, sosyal devlet olmak
Türkiye Cumhuriyeti, anayasada dediği gibi sosyal bir devlettir ama sosyalist bir devlet değildir. Bir devleti ya sosyalist ya da kapitalist yapmak ne demek, bir türlü çözemiyorum. Belli ideolojiler altına sokmak neden bu kadar ihtiyaç hali olarak görülüyor. Zamanında durum artık çıkmaza girmeye başlamış, 1980’lerde liberal atakla ekonomik durum düzeltilmeye çalışılmış. Zira tüm dünyaya kapalı bir şekilde hayatta kalamazsınız. Şimdilerde ise, devletin asli görevlerinden her şeyi soyutlayarak bu durumu tabiri caizse abartmanın gereği ne? O zaman devlet ne işe yarar? Kapitalizmin vahşi olmayanından, sosyalizmin de sosyal olanından almak istiyorum. Bu isteğimi şimdilerdeki kriz mağduru şirketler duysalardı, ideolojilerinin hapsinde kalan ve bu sebepten yardımı reddeden Meclis üyelerine şunu söylerlerdi: “Bakın adam ne güzel söylemiş, bırakıverin 700 milyar doları!”
Son olarak geleceğime dair... Sosyalist bir ideoloji hayallerini bir kenara bırakarak, özel sektörde çalışma isteğiyle iş hayatına atılacağım. En erken 21 olarak hesapladığım bu başlangıçtan sonra 2052 yılında emekli olacağım sanırım. Yaş 70, iş bitmemiş diyerek, ortalama ömrün 71 yıl olduğu güzel ülkemde bu ortalamaya inat yaşamaya çalışacağım. Tabii, dünyayı sallayan ekonomik krizi tüm serinkanlılıklarıyla değerlendiren devlet adamları yüzünden kalp hastası olmazsam. Gün gelecek ödediğim primlerin keyfini süremeden, yine güzel vatanımın toprağına gömüleceğim.

EMRE ATEŞ: Adnan Menderes Üni., Uluslararası İlişkiler, 4. sınıf

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9033729033720

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.