scorecardresearch.com

Onun çöp arabası da var

28/10/2008 02:00
Erdoğan'ın geldiği gün dışarıya çıkamadığımız -ki çıksak da her yerin kapalı olduğu- bir şehir, nasıl oluyor da bir gün sonra eski haline dönebiliyordu?
Haber: BURHAN TEK - tekburhan@gmail.com / Arşivi

Dicle Üniversitesi’nin 2008-2009 akademik yılının ve yanık ünitesinin açılışı için Diyarbakır’a gelen Başbakan Erdoğan’ın gezisinden akılda kalanlar, o gün Diyarbakır’da yaşanan hareketli saatler oldu. Bir gün öncesinden Erdoğan’ın geleceği gün kepenklerin açılmaması ve kontak kapatılması çağrılarına halkın büyük kesimi istese de istemese de uymuştu. Dolayısıyla Erdoğan’ın geldiği gün şehirde, sokaklar rutinin dışında göstericilerle doluydu. Göstericiler İmralı’da Öcalan’a fiziki şiddet uyguladığı ve hakaret edildiği iddiasıyla kaç gündür başta Diyarbakır olmak üzere bölge illerinde çok hararetli protestolarla tepkilerini dile getiriyorlar. Bu bağlamda Adalet Bakanı’nın “olayı araştırdım böyle bir şiddet ve hakaret yok” şeklindeki açıklamaları da göstericilerin öfkesini dindirmeye yetmedi ve olay nihaî noktasına ulaşarak Ağrı’da bir göstericinin canına mal oldu. Bu ölümden sonra olayların daha da şiddetlenebilme ihtimali bölgeyi şimdilik tedirgin eden asıl mesele.
Erdoğan’ın programından haberdar olmayan bir kişiye bu konuşmayı dinletip bu konuşmanın AKP grup toplantısında mı yoksa bir “akademik” yıl açılışında mı yapıldığını sorsaydık, bu kişinin iki şık arasında epey ter dökeceğinden eminim. Çünkü Başbakan gayri safi milli hasıla, kuraklık yardımları, duble yol çalışması ve Marmaray projesi gibi “akademik” yıl açılışıyla ilgisi olmayan bir konuşma yaptı. Bununla da yetinmeyip “Modern bir şehre bu pislik yakışır mı? Acaba bu Diyarbakır’ı yönetenlerin çöp arabaları yok mu, temizlik elemanları yok mu? Bu yakışıyor mu? İşte halkım gereken dersi vermeli” diyerek bir anlamda daha önce “alınsın” diye talimat verdiği Diyarbakır için yerel seçimin startını da vermiş oldu. Erdoğan daha önce GAP Eylem Planı’nı açıklamak için geldiği Diyarbakır’da yine belediye başkanını eleştiren ifadeler kullanmış, Osman Baydemir aynı gün yaptığı bir basın açıklamasıyla cevap vermişti. Ankara’da Deniz Baykal’ı ve Devlet Bahçeli’yi muhatap almayan, DTP’lilerle de PKK’ye terörist örgüt demeleri koşuluyla görüşeceğini belirten Başbakan’ın bu Diyarbakır hırsını anlamak çok güç. 

Mesaj
Bununla beraber Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de Başbakan’ın geldiği gün çöpleri toplamayıp belediye otobüslerini çalıştırmayarak bir anlamda gösterilen tepkilere ortak olduğunu gösteriyordu. Ertesi gün grup toplantısını Diyarbakır’da yapan DTP’nin şehre geldiği gün hayat çoktan normale dönmüştü bile. Acaba bununla bu şehrin ancak DTP’nin ve DTP’lilerle yaşanabilir bir şehir olabileceği mesajı mı verilmek isteniyordu? Erdoğan’ın geldiği gün dışarıya çıkamadığımız -ki çıksak da her yerin kapalı olduğu- bir şehir nasıl oluyor da bir gün sonra eski haline dönebiliyordu.
İlker Başbuğ’un Aktütün saldırısı sonrası basına yönelik sert açıklamalarının arkasında durup(doğru yerde durup!) bir anlamda kendi seçmeni karşısındaki kredisini de düşüren Erdoğan’ın bu gidişle değil Diyarbakır’ı alması, mevcut durumdaki AKP belediyelerini koruması bile bir başarı sayılabilir. Çünkü söz konusu olay sonrası toplumun geneli çok ciddi bir hayal kırıklığına uğradı. 27 Nisan muhtırası sonrası “duruşuyla” herkesin beğenisini toplayan Başbakan’ın direnme gücünün çabuk bittiği şu an yaygın olan görüş.
Yerel seçimlerin galibini pek merak etmiyoruz ama bu tıkanan AKP siyasetinin ve Başbakan’ın sertleşen üslubunun nereye kadar süreceğini merak ediyoruz. Baktığımız “yer”den her şey öyle net görülüyor ki...

BURHAN TEK
Dicle Üni., Tıp Fakültesi, 4. sınıf

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9054589054580

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.