1 round daha isteyen Haydarpaşa'ya sahip çıkmamız için 10 sebep

1 round daha isteyen Haydarpaşa'ya sahip çıkmamız için 10 sebep
1 round daha isteyen Haydarpaşa'ya sahip çıkmamız için 10 sebep
İstanbul'da bir ayakta kalma hikayesi varsa o da Haydarpaşa Garı'nın kendisidir. Son yıllarda yerine otel yapılacağı dedikodularıyla gündeme gelen tarihi binaya, hep beraber sahip çıkmamız gerekiyor. İşte size gelecek nesillere ilham vermesi için, pes etmeyişinin yıldönümünde Haydarpaşa Tren Garı'na destek olmamız için 10 sebep!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Hepimizin bir hikayesi vardır. Dostlarımız terk eder, karşı duramayacağımız bir güç yüzümüzün ortasına bir yumruk indirir, sahip olduklarımızı kaybederiz, umutlarımız kırılır, yıkılırız ama bir şekilde ayakta kalırız. Neden? Yarına sahip olabilmek için. Dün ve bugün bizi yıkamayan şeyler, yarın yine karşımıza çıktığında daha güçlü olabilmek için hayatta kalırız.

Meşhur Rocky serisinin 6. ve son filminde Slyvester Stallone'nin dediği gibi "... hayat aldığın darbelere karşı ayakta durmak ve devam etmekle ilgili bir şeydir." Ve İstanbul 'un Rocky Balboa'sı, Kadıköy Sahillerinde, "Ofis Çiftçinin Kara Gün Dostudur" yazısının yanında yükselen Haydarpaşa Tren Garı'dır.

İstanbul'da yıkamayacağınız tek bir bina varsa o da Haydarpaşa'dır. Öyle bir duruştur ki Haydarpaşa'nın sergilediği, sanki duvarlarını yerle bir etseniz, o toz dumanın altından havlusunu atmayan bir boksör gibi, siz 10'a kadar saymadan kalkacak gibidir. Hepimizin bir şekilde acılarla yüzleştiğimiz hayatlarımıza devam edebilmemiz için ibretlik bir anıttır

Bugün her zamankinden daha çok onun bize ilham vermesine ihtiyaç duyuyoruz ve onun da bize ihtiyacı var. Direnişin yıldönümünde, boğazın en güzel manzarasına sahip köşesinde, bir round daha ringde kalabilmek için savaşmaya hazırlanan bu sembol binaya selam verin.

İşte size Haydarpaşa Garı'na sahip çıkmanız için 13 sebep!

1. Bazılarımız hayata mağlup başlar


Hayata 1-0 yenik başlamak vardır ya hani. Kötü koşullarda, kötü bir şekilde dünyaya gelir bazılarımız. Haydarpaşa Garı'nın da böyle bir doğum hikayesi var. İlk olarak 19 Ağustos 1908'de açılan ve hali hazırda inşaatı da süren Haydarpaşa Garı, beklenmedik bir yangın felaketi geçirerek açıldıktan bir kaç ay sonra kapanmıştır. İnşaatı tam olarak tamamlanmadan aldığı bu hasar Haydarpaşa'nın aldığı ilk darbedir. İlk round hayatın olmuştur.

2. Kimimiz savaşçı doğar



Bazılarımız vardır. Adeta savaşmak için doğmuştur. Daha doğduktan hemen sonra başlar mücadeleleri; hastalık olur, açlık olur, ana baba yokluğu olur vız gelir. Daha küçücük yaşta yıkıldığı yerden kalkar bazıları. Haydarpaşa da öyledir işte. Geçirdiği ilk felaketin ardından 4 Kasım 1909'da sade bir törenle yeniden açılır ve tüm heybetiyle, İkinci roundda ringde kalmayı başarır.

3. Kimimizin çilesi bitmez


"Artık herşey daha güzel olacak" dediğimiz her seferinde hissederiz ya bu sözü yutacağımızı... Hayat da yutturur hani, her belanın ardından yeni bir tanesi takip eder hep. Haydarpaşa da açılışından sonra yaşadığı felaketin daha ağırıyla 1917 yılında karşılaşır. Art arda gelen patlamaların ardından yükselen alevler Haydarpaşa'da bir tren dolusu yolcuyu, bir tabur askerle birlikte yutar. Haydarpaşa'nın nerdeyse tamamen yıkılmasına sebep olan bu olay, hayatın 3. roundda Haydarpaşa'ya indirdiği bir kroşe gibidir.



4. Hayat acımasızdır



"Başıma daha kötü ne gelebilir?" diye sorarız ya hayat canımızı acıtırken... Acımasızdır hayat, ne durumda olduğumuza bakmaz. Üstümüze gelmeye devam eder. Sevdiğimiz birini kaybederiz, ardından işimizden oluruz gibi... Haydarpaşa'da peş peşe yer darbeleri. 4 Temmuz 1918'de İngiliz uçakları, Haydarpaşa'ya bomba yağdırır. Sendeleyen boksörler gibi ringin kenarına sıkışan Haydarpaşa 18 Ekim 1918'de gelen ikinci bir saldırıyla yere yığılır. Çok şiddetli olan bu ikinci saldırının ardından, hepimizin hakemi olan zaman 1'den 10'a kadar saymaya başlar Haydarpaşa için...

5. Ayağa kalkmak gerekir yaşamak için



Yıkıldığımızda birileri olur ya hep elimizden tutmaya çalışan. Kimse olmasa bile, sanki ilahli bir güç birini gönderir bize. Güç buluruz ona baktıkça. Yeniden kalkmak ve savaşmak isteriz. Daha bu dövüş bitmemiştir, öyle hissederiz. Zaman durmaz, taviz vermez asla, tek yapmamız gereken o "10" demeden ayağa kalkabilmektir. Ve zaman "10" diyemeden ayağa kalkar Haydarpaşa, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin verdiği güçle. Cumhuriyetin 10. yılında aslına uygun olarak yeniden inşa edilir ayakta durabilmesi için. Ayakta durması gerekiyordur çünkü, gelecek nesillere örnek olabilmesi gerekiyordur. Hayatla yeniden savaşmak için, trenler dolusu yolculardan alır cesaretini. Kimler onun kapısından geçip İstanbul'a ilk kez bakmamıştır ki? Kaç büyük isim "Seni yeneceğim İstanbul" demiştir onun merdivenlerinde? Tüm bunlar en büyük silahı olur Haydarpaşa'nın kendisine acımasızca saldıran hayata karşı. Bize bakar, bizden güç alır. 5. roundda hala ayaktadır Haydarpaşa ve hazırdır yeniden savaşmaya.

6. Hayat pes etmeyen bir zalimdir



Bazen ne kadar kanıtlasak da hayata, kolay lokma olmadığımızı, o yine de bizi zorlamaya devam eder. En derin acılarımızı bile sarıp sarmaladıktan sonra yine de bize zarar verecek bir şeyler musallat olur ya hani... 1976'da yapılan restorasyon çalışmalarının hemen ardından 1979'da Independenta tankeri, Haydarpaşa'nın açıklarında bir kaza geçirir ve yaşanan patlamada Haydarpaşa'da maddi hasar meydana gelir. Hayat 6. roundda bir yumruk daha indirmiştir yorgun savaşçıya.

7. Bazen herkes için ayakta kalırız


Gün olur ya aldığımız darbelerden sonra pes edesimiz gelir. Kalkmak istemeyiz düştüğümüz yerden. Ama birileri vardır bize ihtiyacı olan, biz savaşmazsak onlara umut verecek bir şey kalmaz hani onlara... Hangimiz istemeyiz ki, Kadıköy sahiline yanaşırken onu dimdik ayakta görmeyi. O yerinde olmasa eksik olmaz mı bir şeyler? Bir duruş değil midir onun kendisi, gençlere ilham vermez mi o? O yüzden kalkar yeniden ayağa Haydarpaşa. Yolu Kadıköy'den geçen herkes için yaralarına aldırış etmez ve "Bir round daha" demesini bilir hayata karşı.

8. Hayatla son ana kadar savaşmak gerekir



Alışmamız gerekir çektiğimiz acılara ve yenilerini göğüsleyecek kadar da güçlü olmamız gerekir yaşamak için. Çünkü bu hayat son rounda kadar savaşabilmeyi bilenlerindir. Bir kez yıkılmadıktan sonra, sonuna kadar gitmeniz gerekir. Pes etmek ilk roundda ayağa kalkabilenlerin yapabileceği bir şey değildir. Bir kez ayakta kalmışsanız, bu iş bitene kadar da kalmak zorundasınızdır. Çünkü hayat asla size vurmaktan vazgeçmeyecektir. Haydarpaşa'ya da vurmaya devam eder hayat. 28 Kasım 2010'da restorasyon çalışmaları sırasında çıkan bir yangın sonucu çatısı çökmüş ve bazı katları kullanılamaz hale gelmişti. Bir kez daha yerdeydi Haydarpaşa, kalkması gerekiyordu, savaşması gerekiyordu. Çünkü bu şehrin insanları onun kaybettiğini görmek istemiyordu.

9. Yaşamak, kaybetme riskini kabullenmektir


Hepimiz doğarız, yaşarız ve bir gün ölürüz. Hayatta herşey başımıza gelebilir. Elimizden alınanlar olur, kaybettiğimiz insanlar olur, sağlığımız , işimiz, ailemiz ve hayallerimiz her zaman kaybedebileceğimiz şeylerdir. Yaşamayı seçen herkes bu riski göze almış demektir, en başından beri varsa bu risk, kaybettiğimizde yıkılmak neden? Nefes aldığımız sürece ayakta kalmak için doğmadık mı? Haydarpaşa da 2010 yangınından sonra işte böyle kalkıp dikilmişti o canavar gibi hayata karşı ve "Buradayım" demişti. Yenilmezdi o, yıkılmazdı ve yok edilemezdi. Heybeti, ihtişamı ve tüm gösterişiyle 9. roundda hala ayaktaydı.

10. Son round



Şimdi son round için bir kez daha kalkıyor köşesinden Haydarpaşa. Hayat ise savuracağı son yumruklarıyla karşısında. Yüksek hızlı tren projesiyle kapatılmış olması ve yerine bir otel yapılma ihtimali var, savaşması gereken. Bu son round. Defalarca küllerinden doğdu bu yaşlı savaşçı. Yangınlar gördü, bombalandı, alevlerle boğuştu, enkazların altından kalktı. Tek bir istekle durdu ayakta; "Bir round daha". Şimdi yüzyıllık bu dövüşte, bize her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var. O, gereksiz bir otel projesine boyun eğmeyecek kadar güçlü. Tek yapmamız gereken onun yanında olmak, onu sahiplenmek ve bu son mücadelesinde artık hayatı alt etmesi için desteklemek. O bizim şampiyonumuz, o bizim savaşçımız. Kaçımız son roundunu yaşadık ki hayatlarımızın? Bizi yere yıkacak o en sert darbeyi kaçımız aldık ve kaybettik? Hala hayattaysak eğer, bu kaybetmediğimiz için. Eğer kazanmak istiyorsak, bize bir şeylerin ilham vermesi gerekir, yıkılmayan, pes etmeyen ve sonunda kazanan bir şeylerin... Haydarpaşa gibi. Ona bu son direnişinde sahip çıkalım, çünkü eğer o kazanırsa, çocuklarımızın Kadıköy sahillerine baktıklarında hayata sımsıkı tutunmaları için bir sembolleri olacak. Onlara bırakabileceğimiz en değerli hediye bu olacak belki de; aldığı tüm darbelere rağmen ayakta kalabilmiş gerçek bir şampiyon. Gelecek tüm nesillerin gerçekten ihtiyaç duyacakları bir ilham kaynağı. Pes etmeyişinin yıldönümü kutlu olsun Haydarpaşa Tren Garı!