10 adımda sinemayı baştan yaratan adam Christopher Nolan

10 adımda sinemayı baştan yaratan adam Christopher Nolan
10 adımda sinemayı baştan yaratan adam Christopher Nolan
Dünya sinemasına yön veren yönetmenler genelde arkalarında onlarca film ve uzun yıllar bırakmışlardır. Ancak Christopher Nolan, sinema sektöründe edindiği köşe itibariyle bir hayli genç sayılabilecek bir yaşta, sadece 9 filmle sinemayı yeniden yaratan ustalardan biri oldu. Peki kim bu Christopher Nolan ve asıl amacı ne? İste size 10 adımda sinemayı baştan yaratan adam Christopher Nolan!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

"Doodlebug" ı hiç duydunuz mu? Christopher Nolan'ın çektiği ilk kısa filmlerden olan bu çalışma aslında kendisinin sinema anlayışını çok iyi bir şekilde gözler önüne seren bir ön dalga gibidir. Christopher Nolan bir şey yapmaya çalışıyor, sinema tarihinde iz bırakacak bir şey... Bunu anlamak için sinematografi bilgisine de ihtiyacınız yok. Bir filmden ne beklersiniz? Ama duygusal olsun, ama vurdu kırdılı olsun farketmez, beklentiniz nedir? Yaşamak ve hissetmek değil mi amacımız bir filmi izlerken? İşte Nolan, sinemanın klişelerle yok edilen bu ruhunu geri getiren bir büyücü gibi.

1. Gözlem ve Following



Her yönetmen başkalarını izleyerek öğrenir. İlk yönetmenler bile izleyecek bir üstat olmadığında, insanları, tiyatrocuları izlemişlerdir. Gözlem olmadan yapılabilecek bir sanat türü değildir sinema. 1970'te Londra'da doğan Christopher Nolan da ilk denemelerini çekerken bu gözlem teması üzerinde duruyordu. İngiliz bir baba ve Amerikalı bir annenin elinde büyüyen Nolan'ın Londra'daki evine bir hırsız girmesi, kafasındaki bütün o potansiyelin fitilini ateşlemişti. Gözlem üzerine çalışan biri için evine giren bir hırsızın, onun hayatında neler düşündüğünü merak etmesi üzerine bir süre kafa yoran Nolan, işe sinemanın en temelinden başlamaya karar vermişti. Following adlı ilk profesyonel sayılabilecek filminin alt metni bu şekilde oluşmuştu. İşsiz bir yazarın, takıntı haline getirdiği gözlem yapma dürtüsünü, onların evlerine girerek yaşamlarını öğrenmeleri üzerine kurulan Following bize Nolan'ın ne yapmaya çalıştığının ilk ciddi işaretiydi. Filmde kullanılan çekim açıları ve kurgu tekniği izleyiciye gerçekten insanları takip etme ve gözlemleme hissiyatı yaratıyordu. Yani aslında filmin kahramanı değil, gözlem yapan filmi izleyenler oluyordu ve Nolan bunu bir tokat gibi vuruyordu yüzümüze.


2. Hafıza ve Memento



Ülkemizde Akıl Defteri olarak vizyona giren 2001 yapımı Memento ise Nolan'ın, ilk büyük yapımı ve sinemanın en sarsıcı yapımlarından biriydi. Filmde hafıza kaybı yaşayan bir adamın, başından geçenleri anlamak üzere sürekli geri saran bir hikaye içerisinde kaybolması konu alınıyordu. Film hafıza kaybı teması üzerine kuruluydu ve filmin sonunda izleyicide senaryoya dair gerçek bir hafıza kaybı yaşatıyordu. Son sahneyi izlediğinizde filmin başında mı yoksa sonunda mı olduğunuzu anlamanız bir hayli güç oluyordu. Nolan sinemanın sırrını çözmüştü, işlediği konuyu birebir izleyiciye yaşatıyordu.

3. Uykusuzluk ve Insomnia



Ülkemizde Uykusuz adıyla 2002'de vizyona giren filmde Nolan, Al Pacino gibi dev bir oyuncuyu yönetmekle kalmıyor, Robin Williams gibi bir iyi karakter oyuncusuna kötü adamı oynatarak tam anlamıyla uykularımızı kaçırıyordu. Film boyunca Al Pacino'nun yaşadığı uykusuzluk sorununu çekim açıları ve renk seçimleriyle gözlerimizi yorarak bize yaşatan Nolan, gözlerimizi kapatmak isteyip kapatamıyor halde bizi bırakarak filmin temasını bize yaşatıyordu.

4. Derinlik ve Batman Begins



Batman Başlıyor 2005'te vizyona girdiğinde, herkesin aklında önceki yıllarda çekilen Batman serileri canlanmış ve "Yine mi süper kahraman filmi?" diye içten içe bir burun kıvırma yaşanmıştı. Ancak ilk gösterimden sonra herkes için yeni bir Batman vardı artık. Gotham'ın karanlığını ve Batman'ın hikayesindeki o cevheri Nolan öyle bir işlemişti ki, o günden sonra diğer süper kahraman serilerinin de kaderi değişmişti. Hikaye derinliğiyle süper kahraman öğesini ete kemiğe büründüren Nolan, sonradan çekilen Iron Man, Captain America, Hulk, Thor gibi serilerine de bir nevi yol gösterici olmuştu. Ve itiraf etmek gerekir ki, hiçbiri Nolan'ın Batman'i gibi olmamıştı.

5. İllüzyon ve Prestij


2006 yılında illüzyon temasıyla ortaya çıkan Nolan, Prestij'i ortaya koyduğunda Memento'da yaptığının üstüne bir taş daha koymuştu. Biz filmdeki karakterlerin illüzyonlarını izlediğimizi sanıyorduk, ancak Nolan illüzyonu bize yapıyordu ve filmin sonunda, şunu anlıyorduk ki bütün film aslında Nolan'ın yaptığı illüzyon gösterisinin prestijinden ibaretti ve sinema artık asla aynı olmayacaktı.

6. Karanlık ve Dark Knight


Nolan'ın Batman'i 2010 yılında Kara Şovalye olarak geri döndüğüne karşısında bir Joker karakteri duruyordu ki, Nolan Joker'in cazibesini izleyiciye sonuna kadar yaşatıyordu. Filmden hemen sonra hayatını kaybeden, Heath Ledger'ın müthiş bir performans ortaya koyduğu Joker rolü Nolan için, diğer yönetmenlere yine bir ders verme niteliğindeydi. Kötü karaktere öyle bir zeka ve strateji yüklüyordu ki Nolan, Joker'in tüm o çılgınlığını bağrına basıyordu izleyici. 1989'da çekilen ve usta aktör Jack Nicholson'un hayat verdiği Joker'ın çok ötesindeydi Nolan'ın yarattığı kötü adam figürü. Ve o günden sonra yine sinemadaki kötü adam figürleri de değişmeye başladı, Nolan yine sinemayı bir adım öteye taşımıştı. "Anti Kahraman" bilinen ve işlenen bir karakter figürüydü, Nolan buna karşılık olabilecek bir "Anti Kötü Adam" modeli yaratmıştı.

7. Rüya Inception



Nolan'ın belki de en çok konuşulan filmi oldu Inception, 2010 yılında "Başlangıç" adıyla ülkemizde vizyona giren yapımda bu sefer ana tema "rüya ve akla fikir sokma" üzerineydi. Film boyunca ilginç bir bilim kurgu hissi veren senaryoyu takip ederken, aslında bizi uyutuyordu Nolan ve bir rüyanın içine çekiyordu. Filmin sonunda iste bir soru bırakıyordu aklımızda "Rüya mıydı yoksa gerçek miydi?" Bir kez daha aynı şeyi yapıyordu Christopher Nolan, işlediği konuyu izleyiciye birebir yaşatıyordu.

8. Yükseliş ve Dark Knight Rises


Nolan'ın en sert resitali olarak 2012'de vizyona giren "Kara Şovalye Yükseliyor" Nolan için bir kez daha sinemaya yön verme fırsatı yaratıyordu. Batman'a kazandırdığı gerçekçiliğin yanı sıra, izleyiciye alışık olmadığı bir süper kahramanlık deneyimi sunuyordu. Kötü karakter olarak karşımıza çıkan "Bane"'i bir noktada Batman'in üstüne çıkaran filmde iyi ve kötü arasındaki savaşta yaşanan olağan üstü her koşulu izleyiciye kabul ettiriyordu Nolan. Bir noktada serinin üç filmini bütünleştiren film Nolan'ın yeni Süperman'in senaryosunu hazırlamasının da kapısını aralıyordu.

9. Interstellar ve geleceğin sineması



Nolan'ın ortaya koyduğu 8 filmlik performanstan sonra 9. filmiyle birlikte geleceğe ve uzaya yolculuğa çıkıyoruz. Film hakkında belki de bundan birkaç hafta sonra bir şeyler söylemek daha doğru olabilir. Ancak şimdiye kadar yaptıklarına bakarsak sadece 8 filmde ne kadar usta bir yönetmen olduğunu ortaya koyan Nolan'ın geleceğin sinemasını inşa ettiğini söyleyebiliriz. Nolan'ın imza attığı filmler 13 yıl içerisinde birbiri ardına çıkartılabilecek en kusursuz seriyi oluşturuyor aslında ve bu performansıyla gelecek 20 yılda elinden çıkacak eserler büyük merak uyandırıyor.

10. Son tahlilde Christopher Nolan


Ülkemize Çağan Irmak ve Cem Yılmaz'da ağırlıklı olarak gördüğümüz aynı oyuncu kadrosuyla farklı filmler çekme eğilimi, Nolan'ın kariyerinin başından beri üstünde yapışmış bir alışkanlığı. Özellikle Michael Caine, Nolan'ın vazgeçemediği bir yüz. Onun dışında 3 filmde Batman'i canlandıran Christian Bale, Prestij'de de yine Nolan'ın başrol verdiği bir oyuncu. Anne Hathaway son iki filmde Nolan ile çalıştı, Tom Hardy yine bir Nolan oyuncusu sayılabilir. Başarılı 11'i bozmayan bir teknik direktörü andırıyor Nolan ve sinema üstüne oturttuğu sistem gerçek anlamda bir sonraki nesil sinemacılara ilham veriyor. Gelecekte sinema filmi çekecek geçn yönetmenler onu "gözlemleyebilir, onun yarattığı izleyici "hafızasından" yararlanabilir, seyirciyi nasıl "uyutmayacaklarını" ondan öğrenebilir, onun geliştirdiği "derinlikten" ilham alabilir, seinayı nasıl bir "illüzyon" aracı olarak kullanacakları hakkında ondan fikir alabilir, "karanlığı" nasıl işleyeceklerini onun sayesinde anlayabilir, sinemayı güzel bir "rüya" haline nasıl dönüştüreceklerini çözümleyebilir ve sinema sektöründe nasıl "yükseleceklerini" onu örnek alarak görebilirler! Bir okul Christopher Nolan'ın filmleri, bir tecrübe yumağı, onun yaptığı şey sinemayı baştan yaratmak. Çünkü onun amacı geleceğin sinemasını yaratmak!