10 maddede kayınvalide ve gelinler neden anlaşamazlar?

10 maddede kayınvalide ve gelinler neden anlaşamazlar?
10 maddede kayınvalide ve gelinler neden anlaşamazlar?
Bu öyle bir konu ki, Galatasaray-Fenerbahçe çekişmesi solda sıfır kalır. Dünyada neredeyse bütün toplumlarda görülen bir güç mücadelesinden bahsediyoruz; Gelin-Kaynana anlaşmazlığı... Kimi zaman erkek evladın üstündeki iktidar kurma savaşı, kimi zaman doğrudan karşılıklı bir anlaşmazlık hali. Sizler için işin uzmanıyla bu kanayan yaraya parmak basıp üstümüze başımıza bulaştırdık desek yeridir...

RADİKAL - Erkek bir kadını sever, tutar elinden annesiyle tanıştırmaya getirir. Annesi , oğlunun yüzünü güldüren bu kadını “kızım” diyerek bağrına basar ve bir ömür boyu mutlulukla yaşar giderler… Maalesef ki bu hikaye ancak milyonda bir görülebilecek türden ender bir vaka. Gelinler ve kaynanalar tarihin başından beri nedense bir anlaşmazlık odağı olarak görülürler. Bu katı yargının oluşması çok da haksız değildir çünkü gelinler ve kaynanalar gerçekten de çoğunlukla anlaşamazlar. Peki aynı adamı farklı duygularla da olsa sevip sayan bu iki karakter neden anlaşamaz? Konuyu sizler için bir bilene danışalım dedik. Doğuş Üniversitesi İletişim Bilimleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dikmen Yakalı Çamoğlu, 10 maddede gelin ve kaynana arasındaki anlaşmazlık sebeplerini sıraladı. Anlaşmamak için bu kadar sebep varken zaten anlaşmaları mucize olur diyerek size o sebeplerle başbaşa bırakıyoruz;

1. Süphan Dağı’ndan hallice: Önyargı Dağı

Kültürün içinde çocukluklarından itibaren okudukları romanlar, seyrettikleri filmler, diziler, duydukları deyimler, dedikodular, kısacası tüm metinler kadınları bu ilişkilerin “dayanılmaz” olduğuna dair –daha kendileri kayınvalidelerini/gelinlerini şahsen tanımadan- ikna eder. Beyinlerine format atılır. 

2. Seçimler bitti derdi bitmedi: İktidar

Bizim toplumumuzda, geleneksel olarak kadının gücü erkekten gelir. Erkeği ise ailesel konularda, ailedeki maddi kaynakların dağılımı, çocuklarla ilgili kararlar konusunda kadın yönetir. Aileye yeni bir gelin geldiğinde kayınvalide oğlunun üzerindeki etkisinin azalacağından korkar; gelin ise kendi iktidar alanını yaratıp, ona sahip çıkmaya çalışır.

3. Anne Aşkı VS Bildiğin Aşk

Yukarıdaki maddeyle direk alakalıdır. Aşk iktidarınızı güçlendirir. Erkeğin ilk aşkı annesi, son aşkı da eşidir (en azından eş öyle umar). Kimin aşkı daha büyükse erkeği daha çok etkiliyormuş gibi düşünülür. Bu da kadınları rekabete sokar.

4. Kadının kadına zulmü

Küçük kızlara anlatılan bütün hikayeler kadın bir başkişinin karşısına başka bir kadını kötükişi olarak oturtur. İyilik timsali Pamuk Prenses’in karşısındaki kötü üvey anne; Sinderella’nın karşısındaki kötü üvey kardeşler gibi. Bu hikayelerde erkekten kadına düşman olmaz. Böyle şartlanan kızlar, büyüdüklerinde başka kadınlardan kendilerine düşman edinirler. Bu düşmanlar kayınvalide, görümce, eltiden iyi olur. Çalışan kadınlar işyerinden de düşman edinir. 

5. Kıskançlık

Yukarıdaki maddede bahsettiğimiz tüm öykülerde kadınlar, birbirlerine “kıskandıkları” için düşman olurlar. Bu durumda, kadınların kafasında “acaba beni şimdi kim kıskanıyor?” diye bir soru sürekli dolaşıyor olabilir. Önceki maddelerde bahsettiğim  iktidar ilişkisini de hesaba katın. Birbirinin maddi varlığı, güzelliği, görgüsü, eğitimi, kariyeri –ki bunlar iktidar yaratırlar- hep kıskançlığa konudur.

6. Bir türlü kurtulamadığımız “ev işi” mevzusu

Maalesef mevcut sistem, kadını, başka alanlarda ne kadar başarılı olursa olsun ev işiyle değerlendirir. Gelini kontrol etme görevi de geleneksel olarak kayınvalideye verilmiştir. Evinin incelenmesi, pişirdiği yemeklerin, “becerikliliğinin” sürekli kontrol edilmesi gelinleri “savunmaya” geçirir. Sürekli savunan kişi de fırsat bulunca “saldırır”. 

7. Trafik kazasından beter: İletişim Kazası

Kayınvalide-gelin arasındaki hemen hemen tüm çatışmalar “dil”dedir. Ama bu genellikle yukarıdaki maddelerden birine denk gelir. Örneğin, kayınvalide “kızım, siz pırasaya limon koymuyor musunuz?” diye sorduğunda, gelin bunu “beceriksiz kadın, bir pırasa bile pişiremiyorsun, üstelik annen de pişiremiyor ki sana öğretememiş..” olarak algılar. Gerilir. Kafasındaki baskıcı, karışan kayınvalide tipi hemen devreye girer. Top onun ayağına geldiğinde o da vurur. Bitmeyen sözel çatışmalar olur. Erkek bunu hissetmez bile. Kadınlar kendi aralarında sohbet ediyor zanneder. Yalnız kalındığında ve eş “yeter ama bu annen de..” diye patladığında şaşırır. Nasıl idare edeceğini de çoğu zaman bilemez. Erkeklerde bu duruma uygun sözel ve kavramsal dağarcık yoktur. 

8. Kibarlık Sarmalı

İletişim kazalarını önlemek için taraflar kendilerince önlem alırlar ve kibar tavırlarla araya “mesafe” koyarlar. Bu kibar soğukluk, gerçek bir iletişim ve ilişkinin yerini alamayacağı için -özellikle sık görüşen ailelerde- zamanla daha beter kopukluklara ve bilenmelere sebep olur.

9. Soy sop çer çöp!

Her ailenin bir hikayesi vardır. Bu hikayelerin gerçekle örtüşmesi gerekmez. Nesilden nesile aktarılmak üzere yaratılmışlardır. Değişe değişe günümüze gelirler. Aileye yeni bir gelin geldiğinde kayınvalide –çünkü gelenekler bu görevi ona verir- bu öyküyü ana temalarına vurgu yaparak geline aktarır. Örneğin, ailede beş nesil önce bir paşa varsa, “asalet” teması üzerinden geline bir hikaye anlatılır. Satır aralarında “sen de acaba ne kadar uygunsun bu öyküye” iması varsa, gelin ilk günden aile öyküsüne “aykırı” olarak giriş yapar, yaptırılır. “Güzel ailenin çirkin gelini”, “zengin ailenin fakir gelini”, ”fakir, gururlu aileye girmiş, şımarık zengin gelin”, “başarılı, okumuş ailenin eğitimsiz, ezik gelini”, “görgülü ailenin görgüsüz gelini” sıkça rastladığımız sıkıntılı temalardır. Filmlere, dizilere de güzel çatışma yaratır. Gelinin kendi ailesiyle yeni girdiği ailenin temaları birbirini ne kadar tutuyorsa, ilişkilerin şansı o kadar yüksektir.

10. That kavgası: Torun savaşları başlasın!

Bunlar çok çeşitlidir. Altındaki en önemli sebep ise babaannelerin torunları üzerinde “hak” iddia etmesi, gelinlerin de evlat sahibi olduktan sonra kendilerini aile içinde daha güçlü hissetmeleridir. Çocuğun doğru bakılıp bakılmadığı, iyi terbiye alıp almadığının kontrolü geleneksel olarak babaannelerin vazifesidir. Günümüz gelinlerine göre ise bu onların üzerine vazife değildir. Bu durum, babaannelerin çocuk için maddi imkan sağlaması ya da bakımında aktif rol sahibi olması ve gelinin aile içinde ne kadar güçlü olduğu ile ilgili olarak farklı boyutlardadır. Günümüz babaannelerinin en büyük korkusu, torunlarının hayatının bir parçası olamamaktır.