17 Ağustos'un içimizde bıraktığı zehir: deprem psikolojisi

17 Ağustos'un içimizde bıraktığı zehir: deprem psikolojisi
17 Ağustos'un içimizde bıraktığı zehir: deprem psikolojisi
Toplumsal hafızamıza deprem korkusunun kazındığı tarih: 17 Ağustos 1999. On binlerce vatandaşımızı acı bir şekilde kaybettiğimiz, Türkiye tarihinin en büyük afetlerinden olan o kara günün 16. yıldönümünde bazılarımız için "enkaz hali" devam ediyor. Bazılarımız için yaşananlar sanki "dün" olmuşçasına taze. İçindeki deprem korkusunu atlatamayanlar için deprem psikolojisini mercek altına aldık...
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Yaşadığımız acı olayların üstünden yıllar geçmesine rağmen, peşimizi bırakmayan bir rahatsızlık kadar hayatımızı kabusa çeviren başka bir şey olamaz. Deprem psikolojisi de işte öyle bir kabus. Yakın dönemde Van’da da yaşadığımız trajediyi de düşünecek olursak, deprem bulunduğumuz coğrafya itibariyle her an hayatımızı alt üst edebilecek bir felaket. Depreme karşı alınan önlemler kadar, depremde maddi ve manevi yönden aldığımız yaraları sarabilmek de büyük önem taşıyor. 15 yıl geçmesine rağmen hala 17 Ağustos’un yıkıcı etkilerini atlatamamış olan okurlarımıza bu listemizle el uzatıyoruz…

1.Manevi kayıpların acısını zamana bırakmayın



Depremden en çok etkilenen kişiler şüphesiz yakınlarını ya da deprem sebebiyle uzuvlarını kaybedenlerdir. Bu kişiler ilk on gün içerisinde yaşadıkları şok sebebiyle rahatsızlıklarını dışa vurmasalar da zaman içerisinde acılarıyla yüzleşerek sıkıntılı bir sürece gireceklerdir. Bu süreçte kendini tedavi edemeyen ya da ihtiyaç duyduğu destekten mahrum kalanlarda, akut stres bozukluğu sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır. Bu stres bozukluğunu olayın üstünden yıllar geçmesine rağmen yeniden yaşadığını hissedenlerin bir uzman desteği almasını önemle tavsiye ediyoruz.

2.Maddi kayıplarınızın yaşattığı sıkıntıları umursamamazlık etmeyin



Deprem korkusuyla birlikte gelen psikolojik rahatsızlıklardan biri de gelecek kaygısıdır. Deprem sonrası yaşanan maddi kayıplar insanların sarsıntı korkularının önüne geçen travmalar yaratmaktadır. Bir anda ev, iş, araba, eşya kaybı gibi kazanılarak elde edilmiş varlıkların kaybedilmesi kişilerin asla aynı noktaya bir daha gelemeyecekleri yönünde bir strese girmelerine yol açmaktadır. Bu durum deprem korkusunun yarattığı bunalımla da birleştiğinde kötü sonuçlara yol açabilmektedir. Deprem sonrasında mal kaybından ötürü yaşadığınız stres bozukluklarınız olduğunu düşünüyorsanız bu konuda da bir uzman yardımı almanız gerekebilir, bu kaygılarınızla bastırdığınız deprem korkusu refaha kavuştuğunuz bir anda ummadığınız bunalımlar yaşamanıza sebep olabilir.

3.Derin bir nefes alın



Deprem korkusuyla yaşayan insanlarda sık karşılaşılan rahatsızlıklardan biri de nefes almada ritim bozukluklarıdır. En ufak tedirginlikte bir panik halinde nefes alış verişlerinde düzensizlikler başlayan kişilerde, herhangi bir tehlike olmamasına rağmen sadece yanlış nefes almaktan ötürü hastalıklar baş gösterebilmektedir. Öyle ki; kalp spazmı, kronik anksiyete bozukluğu ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar yanlış nefes alımı sonucu sıklıkla görülen durumlardır. Eğer panik anında nefes darlığı yaşadığınızı düşünüyorsanız bir uzmana danışmanızı tavsiye ederiz.

4.Nefesinizi tutmayın



Doğru nefes alımı hastalıklara karşı vücudunuzu korumakla birlikte, depremzedelerde sıklıkla görülen psikolojik sıkıntıların da tedavi edilmesinde önemli rol oynamaktadır. Rahat nefes alamamak, karamsarlık ve korkuyu beraberinde getirerek deprem korkusunu tetikliyor. Doğru nefes almanın psikolojinize de pozitif etki edeceğini unutmayın.

5.Çocuktur unutur demeyin



Depremi çocuk yaşta yaşayanların ise aradan geçen yıllarda aşamadıkları sıkıntıları, kronik hastalıklara sebep olabiliyor. Depremin yıkıcı etkisinin çocuk psikolojisinde yarattığı hayatın güvenli olmadığıyla ilgili algı refleksi, beynin stres hormonlarını sürekli ayık tutuyor. Bu durum çocukların ilerleyen yaşlarında asosyallik, mide ve bağırsak bozuklukları, alerjik bozukluklar olarak hayatlarına olumsuz etki ediyor. Deprem sonrası gelişiminde bu tip rahatsızlıklar görülen bireylerin de yine bir uzmana danışmalarını tavsiye ediyoruz.

6.Sığınacak bir liman bulun



Doğal afet travması, güven ve korkunun baskın olduğu toplumlarda sıklıkla görülen bir durumdur. Sığınak bulamama kaygısı, en temel güdülerimizden olan savunma ihtiyacımızın karşılıksız kalmasına sebep olmaktadır. Bir kez bu travma ile yüzleşmiş bireylerin psikolojik olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Ağır depresyonlar olarak farklı olaylar sonrasında yeniden patlak verebilen doğal afet travması, insan hayatında uzun yıllar boyunca etkili olabilen bir rahatsızlıktır.

7.Nelere tepki verdiğinizi takip edin



Deprem sonrası uzun yıllar boyunca sürekli sallanma hissi rahatsızlığı yaşayan bireylerin de bu durumdan psikolojik destekle kurtulmaya çalışmaları bilinçaltındaki korkuların atlatılması için önemlidir. Telefon titreşimi, yoldan geçen aracın yarattığı sarsıntı, rüzgar sebebiyle sallanan avizenin sallanması gibi durumlar sizi yerinizden sıçratmaya yetiyorsa bir uzmandan destek almanızı tavsiye ederiz.

8.Uyku düzeninize dikkat edin



Uyku sorunları da deprem sonrası görülen rahatsızlıklardandır ve yıllarca sürebilmektedir. Özellikle depremin olduğu saat diliminde uyuyamıyor olmak tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Uyku düzeninin bir travma sebebiyle bozulması, giderilemeyen uyku ihtiyacının direksiyon başında gibi tehlike arz edecek durumlarda uykunun gelmesi gibi sonuçlar yaratabilir. Eğer bazı saat dilimlerinde ancak ilaçla uyuyabiliyor, televizyon ya da ışıklar açık olmadan uyuyamıyorsanız bu rahtsızlığınızı da aşmak için bir uzmanla görüşmeniz istenmedik olayların önüne geçmenizi sağlayacaktır.

9.Korkularınızı bastırmayın



En sık görülen durumlardan biri de toplum önünde küçük düşme korkusuyla, deprem korkusunu bastıran bireylerin yaşadığı travmalardır. Panik atak gibi sonuçlara yol açabilecek bu duyguları bastırma eğilimleri son derece tehlikelidir. Çünkü etrafınızdaki insanları kandırdığınız gibi psikolojinizi kandıramazsınız. Korkularınızla yüzleşip öncelikle bu konudaki rahatsızlığınızı özgüven kaybı yaşamaksızın kabullenmeniz gerekir.

10.Geçti gitti demeyin



Deprem hakkında bilinçli olmak da atlattığımız travma sonrası edinmemiz gereken bir sorumluluktur. Bir çok kişi depremin psikolojik etkilerini atlatmasına karşın, deprem hakkında bilinçlenmeyi önemsemediği için yeniden yaşayabileceği bir doğal afet karşısında tüm süreci sil baştan yaşayabiliyor. Eğer deprem hakkında herhangi bir psikolojik sıkıntınız olmadığını düşünüyorsanız, deprem sırasında yapmanız gerekenler hakkında mümkün olabildiğince bilgi edinmeye çalışın. Depremi bir öğrenilmiş çaresizlik sendromu olmaktan çıkartıp, karşılaştığınızda ne yapmanız gerektiğini bildiğiniz bir vakaya dönüştürün. Nasıl korunacağınız konusunda bilgiler edinin, yaşadığınız binanın depreme dayanıklılığı konusunda bilgi sahibi olun, bulunduğunuz bölgedeki toplanma bölgelerini öğrenin, afet anında yanınıza alacağınız bir çantayı hazır bulundurun. Tüm bunları yaptığınızda bir sonraki deprem anında yaşayacağınız stresi azaltmış olacaksınız.