20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde hatırlamamız gerekenler

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde hatırlamamız gerekenler
20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde hatırlamamız gerekenler
Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü. 1989 senesinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş ve bugüne kadar 193 ülkenin imzaladığı sözleşmenin, yalnızca kağıt üstünde kaldığı bir metin olmaktan öteye geçemediğini her geçen gün bir başka örnekle kanıksadığımız bu zamanlarda, sözleşmeyi hatırlamak, dahası hatırlatmak, maddelerin uygulanması için elden geleni yapmak kadar önemli.
Haber: Birce Altay - birce.altay@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - 2015 yılının bitmesine sayılı gün kaldı. Bir yılın içine, vicdan ve sağduyu sahibi herkesin yüreğini burkan, boğazını düğümleyen ve üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin bireysel tarihlerinde de yara olarak hatırlayacakları onlarca olay yaşandı. Bunların arasından belki de bir tanesi, kısa bir an için de olsa, tüm dünyanın gözünü aynı yere,  Bodrum’a çevirdi. Aylan’ın cansız bedeni, yaşıtlarının anneleri onları güzelce kremledikten sonra kumdan kaleler yaptığı o sahile vurdu.

Aylan’ın ölümü herkesin canını aynı yerden yaktı, aynı yerden kırdı tüm dünyaya manşet olan o fotoğrafı gören herkesi. Çünkü Aylan çocuktu. Olan bitenden, dünyanın ne kadar korkunç bir yer olabileceğinden, bombadan, tüfekten, insanların kalpsizliğinden habersizdi. Sahile vuran bebek vücudu, hem yetişkinlerin kendilerine siper ettikleri umursamazlığı ağırlığıyla ezdi, hem de ikiyüzlülüğümüzü ayyuka çıkardı.

Altında 193 ülkenin imzası olan Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin pratikte uygulanamıyor oluşu da  Aylan’ın hayatına mal olan sebeplerden biriydi. Uygulanmayışının önündeki ihlal ve ihmaller yalnızca onun hayatına mal olmadı elbette;  yetişkinlerin kendi düzenlerinin ve zamanlarının hükümdarları olabilmeleri için hayatı, çocukluğu çalınan yalnızca Aylan değil zira. En büyük bedeli ödeyenlerin her zaman en küçükler olduğu bu devranın sonunun gelmesi için önce çocuğa çocukluğunun teslim edilmesi ve haklarının verilmesi, bu hakların güvencede olduğundan emin olunması, çok zaman önce tamir edilmiş olması gereken bu aksanın düzeltilmesi için ihtiyacımız olan başlangıç olabilir. Elbette hatırlayarak; hatırlatarak ve hiç unutmayarak.

20 Kasım 1989’da Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi der ki;

Taraf Devletler her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu ve çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstermesi gerektiğini kabul eder

 

 

Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.

 

 

Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse ana–babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve sözkonusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası Sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar.

 

 

Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.

 

 

Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.

 

 

Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.

 

 

Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.

 

 

Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir.