24 Kasım Öğretmenler Günü'nde sadece öğretmen çocuklarının anlayacağı 11 durum

24 Kasım Öğretmenler Günü'nde sadece öğretmen çocuklarının anlayacağı 11 durum
24 Kasım Öğretmenler Günü'nde sadece öğretmen çocuklarının anlayacağı 11 durum
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Yıllarca bizi adam etmek için uğraşmış öğretmenlerimizi unutmadığımızı göstermemiz gereken bir gün. Ancak 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde "geçmiş olsun" denilmesi gereken bir grup da var: Öğretmen çocukları.
Haber: EDA UTKU - eutku@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü hayatımıza yön vermiş, bugün olduğumuz insanlar haline gelmemizde büyük payı olan o yüce kadın ve erkekleri anmak, onlara telefon etmek, onlar sayesinde hayatta bir yere geldiğimizi anlatıp gururlandırmak için kutluyoruz.

Bugün sanıldığı gibi Atatürk tarafından öğretmenlere armağan edilmiş bir gün değil. 24 Kasım Öğretmenler Günü, ’80 darbesi sonrasında ilk olarak 1981 yılında kutlanmaya başlandı. 24 Kasım 1928’de Mustafa Kemal Atatürk ’e "Millet Mekteplerin Başöğretmenliği" unvanı verilmiştir. Daha sonra ise, Atatürk'ün 100. doğum yılı olan 1981 yılından itibaren bu tarih, yani 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başlamıştır. Atatürk’ün başöğretmen oluşunun yıldönümlerinde insanlar öğretmenlerini arar, günlerini kutlar, hayatlarında ne büyük etkiye sahip olduklarını onlara hatırlatır. Öte yandan UNESCO bizdeki uygulamanın ne kadar iyi işlediğini görmüş olacak ki, 1994’te bir karar alarak 5 Ekim gününü Öğretmenler Günü olarak ilan etti. Pek çok ülkede 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanırken, Azerbaycan, Avustralya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’nın da dahil olduğu bazı ülkeler, bu konuda kendi uygulamalarına sahiptir. Türkiye de kendi uygulaması dahilinde Öğretmenler Günü’nü her 24 Kasım’da kutlar.

Tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutladığımız bu günde, görmezden gelinmemesi gereken, yükün bir kısmını omuzlarına yüklenmiş olan bir grubu da hatırlatmak istedik. Anne babası öğretmen olan çocuklar için 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü bir nevi “Geçmiş Olsun” günü olarak kutlamak yerinde olabilir belki. Zira pek çok kişinin bilmediği üzere, öğretmen çocuğu olmak, en az öğretmen olmak kadar zorlayıcı ve çileli bir durum.

İşte 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel, sadece öğretmen çocuklarının anlayabileceği 11 durum…

1. Anne ya da babanızın öğrettiği dersten hep çok yüksek not almanız beklenir

Misal anneniz beden eğitim öğretmeniyse çok fit olmanız, babanız fizik öğretmeniyse CERN hakkında her şeyi bilmeniz beklenir. Sanki bilgi genetik yoluyla, nesilden nesile aktarılan bir şey… Halbuki gerçek bundan çok farklıdır. Öğretmen çocuğu olduğunuz için kayırıldığınız düşünülmesin diye, iyi not aldığınızda arkadaşlarınız laf etmesin diye, ebeveyninizin branşında özellikle başarısız olmayı bile göze alırsınız bazen.

2. Yaramazlık ettiğinizde ebeveyninize anında haber gider

Hele bir de anne ya da babanızla aynı okuldaysanız, işiniz daha da zor. Bırakın yaramazlık yapmayı, yanınızdaki arkadaşınızla dönüp iki çift laf bile edemezsiniz. Bir sonraki teneffüste kapıda bekleyen anne/babanızı göreceğinizi bilirsiniz çünkü.

3. “Hacı sende sınav soruları vardır, bize de yollasana?” cümlesinden gına gelir

Bir öğretmen çocuğu için gücün karanlık tarafı diye bir şey varsa şayet, o da bu soruyla şekillenir. Bazısı arkadaş baskısına, ortamlarda prim alacak olmaya dayanamaz, elindeki gücü kötüye kullanıverir. Ama bazısı da doğru bildiği yoldan şaşmaz, “hacım, sınav sorularını okulda tutuyormuş, valla ben de mağdurum” diyerek işin içinden sıyrılıverir.

4. Bir 'unicorn' çeşidi olarak; “kopya çekmek”

Kopya çekmek bir 'unicorn' türü olsa herhalde öğretmen çocukları için bu kadar ulaşılmaz, bu kadar elle tutulmaz bir şey olurdu. Bazı insan artık sırf adrenalin olsun diye kopya çekerken, öğretmen çocukları kopyanın k’sini bilmez, bilse de uygulamaz, yanlışlıkla birinin cevabını görse o soruyu boş bırakır.

Ocakta 15 bin öğretmenin ataması yapılacak

5. Dersten kaçamaz, okulu kıramazsınız

Vicdanız arkadaşlarınız “Üff biyolojiye hiç giresim yok. Kadıköy’e çıkalım da biraz gezelim” cümlelerini yanınızda kurmakta hiçbir beis görmez. Ama herkes bilir ki bu ekibe dahil olmanızın imkanı yoktur.

6. Her nevi milli bayramda şiir okunması için ilk başvurulacak merci sizsinizdir

Sanki yeterince göz önünde değilmişsiniz gibi, bütün o “ATATÜRK! ODUR YURDU KURTARAN!” temalı, gözleri yaşartan, bağırları delen, vatan millet Sakarya şiirlerini okuma görevi her zaman size verilir. Üstelik karşılığında sözlü notu falan gibi bir şeyler de almazsınız.

7. Gün boyu çoluk çocukla uğraşmaktan sinirleri saçmalayan anne babanızın yanına temkinli yaklaşırsınız

Öğretmenlere psikolojik kum torbası muamelesi yapan bazı ruh hastası öğrenciler yüzünden, öğretmen anne babalar eve sinirleri yıpranmış halde gelir. Dolayısıyla o gün yaptığınız ufacık bir yaramazlık varsa, akşam evde kıyametler kopacağını bilirsiniz. En iyisi gözden ırak olmak, ebeveyninizi kızdırmamaya çalışmaktır.

8. “Ay ben senin babanı çok seviyorum, çok iyi bir hoca” diyenlerin ne kadar ikiyüzlü olduğunu hemen anlarsınız

Bunu söyleyenler genellikle öğretmeniyle iyi geçinerek sözlü notu alabileceğini zanneden uyanıklardır. Annenizi ya da babanızı öyle özel olarak sevmeseler de, sizin akşam eve gittiğinizde “Ceyda seni çok seviyormuş, bugün öyle dedi” filan diyeceğinizi, bir nevi “hamili kart yakinimdir” muamelesi göreceklerini sanırlar. Heyhat, yanılırlar.

9. “Kariyer kadını” hadisesiyle erken yaşlarda tanışırsınız

Anneniz öğretmense, ondan uzak kalmaya ve “çalışıyor çünkü, o yüzden…” diye kendinizi teselli etmeye alışırsınız. Maddi durum imkan veriyorsa bakıcılarla, o da olmadı anneanne ve teyzeyle büyürsünüz. İlginçtir, genelde babaanne ve hala bu konuda başvurulacak son mercidir. (ki aslında ‘kaynana’ ve ‘görümce’ terimlerini evde sık sık ve negatif tınılarla duyuyorsanız, bu durumu pek de ilginç bulmayabilirsiniz.)

10. “Anne, ay şey, öğretmenim!”

Çocuk aklında bazen roller ve mekanlar birbirine karışabilir. Hele bir de ebeveyniniz derslerinize giriyorsa, bu cümleyi kurmamak için sürekli diken üstündesinizdir. Ama bundan kaçış yok; her öğretmen çocuğu bir gün bu cümleyi kuracaktır.

11. “Bunun babası öğretmen” cümlesi bir nevi kalkan görevi görür 

Öğretmen çocuğu olmanın iyi yanları da yok değil. Misal; üst sınıflar kantin sırasında önünüze geçmeye kalktı mı onlara dayılanabilir, istediğiniz kadar arıza çıkarabilirsiniz. Zira babanızın öğretmen olduğunu bilirler ve size bulaşırlarsa en yüksek cezayı alacaklarını da bilirler. Üstelik bu koruyucu kalkan arkadaşlarınızı da kapsayacaktır; size bulaşmaktan imtina eden çocuklar, yakın arkadaşlarınızdan da aynı ölçüde uzak durur.

Bütün öğretmenlerin ve öğretmen çocuklarının 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun!

'Öğretmenlerin yüzde 69'u mesleğini bırakmayı düşünüyor'

5 dil bilen öğretmen günlüğü 15 liraya çalışıyor!

24 Kasım'a özel filmlerde bize hayatımızın dersini veren 10 öğretmen